You can enable/disable right clicking from Theme Options and customize this message too.



Book Online

* Please Fill Required Fields *

 

Timeline: Serenity Home’a ulaşmaları sonrasında, Lady Moira’yı bekleyen bir mektup, kendisinin gruba veda edip evine dönmesini gerektirecektir.
Bu hikaye “Ritüel” ile yaklaşık aynı anda gerçekleşir.

 

 

Lady Moria Alisia Jean Hooman,
Sevgili Jean, umuyorum ki bu mektup sizi sağlığınızda bulur.
Size üzülerek bildirmeliyim ki babanız Lord Paladin Delia Karakash Hooman, bundan üç gün önce rapor edilen bazı garip ork baskınlarını araştırmak için gittiği köyden dönerken pusuya düşürülmüş ve beraberindeki sekiz şövalye ile birlikte öldürülmüştür. Ne yazık ki öldürülen şövalyeler arasında çocukluk arkadaşınız Sir Torgahan Daolu’nun da bulunduğunu esefle belirtmem gerekiyor.
Saldırganların şerefsizliği ve kahpeliği, babanızın ve sadık şövalyelerinin gösterdiği cesaret ve kahramanlığa gölge düşüremedi. Onları bulduğumuzda, hepsini sırt sırta ve onurlarıyla çarpışarak hayatlarını vermiş olduklarını kendi gözlerimle gördüm.
Oldukları korkak köpekler gibi kuyruklarını kıstırıp kaçan hainlerin ardından gönderdiğimiz izciler ve şövalyeler, onları yakalamış ve işledikleri cinayetleri onlara hayatlarıyla ödetmişlerdir.  Ne var ki babanız öldürüldükten sonra aldıkları kişisel eşyaları, aile armalı kalkanı ve kutsal kılıcı bulunamamıştır.
Tekrar ne kadar üzgün olduğumu belirtiyor ve seni ivedilikle evine geri çağırıyoruz. Annenizin sizin desteğinize, rahmetli babanızın da üstlenmeniz gereken sorumluluklarınıza ihtiyacı olacak.
Durkahan Kalesi ve şehrinde herkes babanızı çok severdi. Kaybı bütün şehri yasa boğdu. On dört gün herkes karalara büründü. Babanızın kahramanlıkları ve iyilikleri, krallığı Karkass illetinden kurtarmasıyla sınırlı değildi. Babanız sizi özellikle çok severdi. Hayattayken olduğu gibi, ölürken de sizin adınızı sevgiyle andı. Ölümü hepimiz için büyük bir kayıp oldu.
Sevgi ve saygılarımla,
Amcanız, Paladin Tarakadahan Karkashi Hooman
7/9/7608 B.Y.S.

✱ ✱ ✱

 

 

Çok üzgünüm Leydim..”

Moira, donuk ve ifadesiz bir şekilde elindeki ince, yumuşak ilk hamur mektup kağıdına bakmaktadır.

Lorna Feymist sessiz adımlarla Moira’ya yaklaşır ve ona sarılır. Moira uzun bir süre kıpırdamadan öylece durur, sonra bütün vücudu titremeye başlar ve sessizce ağlar.

Moira babasını çok severdi. Bir paladin olmak babasının ona telkin ettiği birşey değil, onda gördüğü onur, dürüstlük ve adalet anlayışından kaynaklanmıştı. En önemlisi ise, ondan gördüğü ve ona karşı duyduğu engin sevgisiydi Moira’nın, babasının adımlarından gitmeye ikna eden. Ve artık onun varlığından da, sevgisinden de bir anda ve sonsuza dek mahrum bırakılmıştı — hemde veda bile edemeden.

Hıçkırıkların arasından, “Benim gitmem lazım.”, der ve toparlanmak için ayağa kalkar ama Lorna onun önünde durarak gitmesine engel olur.

“Hayır Leydim”, der Lorna. “Önce senin ellerini ve yüzünü bir yıkayalım ve sana çeki düzen verelim. Sonra da davet edildiğimiz şölene kadar odamıza çekilelim.”

Moira ona öylece baka kalır. “Bu halde şölene katılamam. Babamın ölümü—”

“—seni sorumluluklarından azletmez.”, diye tamamlar Lorna. “Sevgili Moira. Biz asillerin başkalarından daha farklı sorumlulukları var. Bunu sen de biliyorsun. Kimse rahmetli Lord Paladin Delia Karakash’ın kızını gözü yaşlı, burnu kızarmış, perişan bir halde ve duygularına kapıldığında sözünde duramayan biri olarak görmeyek. Hiç kimse..!”

Lorna’nın sesi her zamanki gibi yumuşak ve sakindir ama buna rağmen kati bir güç yaymaktadır.

“Şimdi odamıza çekilip bir güzel temizleneceğiz. Saçlarımızı yıkayıp hanımefendilere yakışır şekilde öreceğiz. Bu kirli şeylerden de çıkıp en güzel elbiselerimizi giyeceğiz ve akşamki şölen için hazır olacağız.

Hiç kimse Lady Moira Alishia Jean Hooman’ı bozguna uğramış görmeyecek.”

Bulundukları binanın kapısını işaret ederek, “O kapıdan çıktığımızda herkes bizi güler yüzümüz ve davranışlarımızın zenginliği ile görecek. Başkalarına baktıklarında sadece bir kişi görürken sana baktıklarında iki kişi görecekler; güçlü, onurlu, cesur ve sorumluluklarından asla kaçınmayan asil bir şövalye ve zarif, cömert ve güzel bir hanımefendi..

..çünkü artık sen Delia Karakash’sın.”, der ve içi parçalanan Moira’yı nazikçe elinden tutarak kendilerine tahsis edilmiş odasına kadar eşlik eder.

 

Aradan bir kaç saat geçmiştir.

Aager Fogstep, bir hizmetli gibi çağrılmış olmanın verdiği asabiyetle önünde durduğu kapıyı iki defa hafifçe tıklatır. Kapı açılır ve kapının ardından Lorna’nın yüzü belirir.

Aager asabiyetini gizlemez ve “Beni çağırmışsınız… Leydim!”, diye iğneleyici bir üslupla konuşur.

Lorna, Aager’in ses tonundan alınmaz. Sadece başını gösterdiği kapının ardından ona samimi bir gülümseyişle “Efendi Aager. Geldiğiniz için size minnettarım. Sizi içeri davet etmek isterdim ama şu anda pek müsait değiliz ve önemli bir kriz ile karşı karşıyayız.”

Aager’in bir kaşı yukarı kalkar ve “Hanımefendi, benim bir çok marifetim var ama bayanlara özgü krizler söz konusu ise, doğru kişiyi çağırdığınızdan pek emin değilim..”, der. İçinden ‘Belki de Dorin’i çağırmalıydın. Söz konusu sen olduğun sürece eminim bütün oluşabilecek krizler onu mutlu ederdi.’, diye geçirir.

Aager, herhangi bir şekilde Lorna’dan nefret etmez. Kız gerçekten güzel, düşünceli, iyi eğitimli, zarif ve tam anlamıyla bir dişidir. Aager sadece herkese davrandığı gibi ona da soğuk davranmayı tercih etmektedir, o kadar!

“Lady Magella’dan rica etmek isterdim ama kendisi şu anda yaşlı efendisiyle olduğu için müsait olmayabileceğini düşündüm.  Ne yazık ki Onbaşı Laila ve Bremorel’in de söz konusu mevzuu ile ilgili pek tecrübeleri yok.”, der Lorna, yüzü hafif kızarmış bir şekilde.

“Peki nedir grubun burada bulunan bütün bayanlarında olmayıp bende olan söz konusu mevzu?”, diye hicveder Aager.

“Inshala!”, diye özetler Lorna.

Aager hiç sekmeden ve sert bir şekilde “Hayır!”, der. “O kız yeterince çekti ve sizin oyunlarınıza ihtiyacı yok!”, diye hırlar.

Kapının arkasından Lorna’nın yüzü beklenmedik bir şekilde donuklaşır ve kaşları çok hafif çatılır. Kapı aralanır ve kızın tamamı belirir. Üzerinde iç çamaşırları ve kısa, dantelli, silik pembe ipek bir kombinezon dışında bir şey olmamasına rağmen sakin ama kati bir üslupla “Efendi Aager. Beni çok iyi tanımıyorsunuz. Ama beraber uzun bir yolculuğumuz oldu. Bu yolculukta mutlaka farketmiş olmalısınız; ben oyun oynamam!

Sonra sakinleşmek istermişçesine biraz durur ve “Özür dilerim. Size böyle taşkınlık yaparak haddimi aştım ama gerçekten gerekli olmadığını düşünsem, sizden böylesi önemli bir ricada bulunmazdım.”, der ve tekrar kapının arkasına geçer.

Aager sadece birazcık geri adım atar. Kızın söylediklerinde samimi olduğu bellidir ve kendisiyle tanıştıkları günden beri, kavgalarda ardında bıraktığı otopsiler dışında hiç bir yanlışını görmemiştir. Ama yine de özür dilemez.

“Ondan ne istiyorsun?”, der.

“Haberiniz olup olmadığını bilmiyorum ama Leydi Moira daha bu sabah babasını kaybettiğini öğrenmiş durumda.”

“Haberim var.”, der Aager kısaca.

“Bu yüzden Inshala’ya ihtiyacımız var.”, der Lorna, bu her şeyi açıklıyormuş gibi.

Aager, herşeyi açıkladığını sanıp gerçekte hiçbir şey açıklamayan insanlara neden sinir olduğunu kendisine hatırlattığı için, Lorna’ya içinden teşekkür eder.

“Leydim”, der Aager biraz burnundan soluyarak. “Bu bana hiçbir şey açıklamıyor!”

“Leydi Moira’nın saçları!.. Saatlerdir uğraşıyorum ama olmuyor. Saç örme konusunda bugüne kadar gördüğüm en yetenekli kişi de Inshala!”, der Lorna pes etmiş bir sesle.

Aager öylece Lorna’ya bakar. İçinden ‘Avanak.. tam bir avanak!’, diye geçirir.

“Dur bi doğru anlamış mıyım; kız, büyük bir cesaret örneği göstererek hepimizin ortasında kalabalıklardan ve büyük kasabaların gürültüsünden korktuğunu söyledi ve sen onu buraya, kalabalık ve gürültülü bir yere getirmemi istiyorsun.. Saç bakımı için!”

Lorna, Aager’e sanki Aager’in az önce kendisine baktığı gibi bakar..

“Efendi Aager. Sizden sadece ona, ablası Moira’nın kendisine ihtiyacı olduğunu ve acilen gelmesi gerektiğini söylemenizi rica ediyorum. İkimiz de Inshala için en iyisini istiyoruz. Ama onun tercih hakkını ona sormadan elinden almanızı takdir eder mi dersiniz?”

Aager, ne zaman mat edildiğini anlayacak kadar akıllı biridir ve Lorna’yı bu kıvrak manevrasından dolayı takdir eder. Kız samimi ve dürüst biridir ama iş olası bir söz düellosuna geldi mi, Lorna Feymist tamamen kendisine özgü bir kuvarda koşmaktadır. Belli ki bu kız, kafasına koyduğu şeyi almasını bilen biridir. Bir anlığına Udoorin’e acır ve ona kaçmak için hala çok geç olmadığını söylemeyi düşünür. Ama bilir ki Udoorin için ‘çok geç’, çok uzun bir süre önce olmuştur zaten.. İçinden sırıtarak, ‘Ama sen bunu hakediyorsun!’, diye geçirir kindar bir şekilde.

“..ve Lady Moira’yı sakinleştirebilecek tek kişi de sevgili Inshala.”, diye sessizce ekler.

Aager’in bir kaşı istemsizce yukarı kalkar. Inshala ile ilgili duygu ve düşünceleri oldukça karmaşıktır ama gözü döndüğünde vahşice hasmına dişlerini geçiren bu kızın başkalarını sakinleştirmek gibi bir özelliği olduğunu da pek düşünemez.

Aager, Lorna’ya ‘Açıkla’, der gibi bakar.

“Lady Magella fevkalade akıllı ve bilge birisi. Ama şu anda Lady Moira’nın bilgeliğe ihtiyacı yok ve kendisi de zaten müsait değil. Onbaşı Laila ve Bremorel ise savaşçı ruhlu kişiler. Merisoul.. Merisoul’u işin içine dahil edersek neler olabileceğini düşünemiyorum bile.. Belli ki ben de pek becerikli değilim bu konuda ve ayrıca statü olarak Lady Moira’nın dengiyim.

Inshala ise, Lady Moira’nın kanat gerip koruması altına aldığı ve küçük kız kardeşi olarak gördüğü tek kişi. Lady Moira’nın şu anda bir arkadaşa değil, bir kız kardeşe ihtiyacı var.”, diye açıklar Lorna.

Aager’in yine bir kaşı kalkar zira bu hiç beklemediği bir açıklamadır ve garip bir şekilde ona ‘saçma ve makul’ gelir..

“Peki”, der. “Ona soracağım. Ama zorlamayacağım.”

Lorna’nın yüzünde muhteşem bir gülümseme belirir “Teşekkür ederim, Efendi Aager. Size minnet borçluyum. Pencereyi onun için açık bırakacağım. ”

 

✱ ✱ ✱

 

Yarım saat sonra, gecenin karanlığından avuç kadar küçük bir baykuş belirir. Baykuş Lady Lorna ve Lady Moira’nın açık penceresinden içeri dalar ve Moira’nın hıçkırıklı ağlaşıları duyular.

“Abla buradayım. Abla tamam.. Abla çok sıkıyorsun!”, diye Inshala’nın sesi gelir.

Hıçkırıklar bir süre daha devam eder sonra “Abla bu saçlarının hali ne?”, diye Inshala söylenir.

“Abla gel, otur şöyle. Sen bana babanı anlat, ben de saçlarını öreyim.”

 

 


* ilk hamur: (oyunda) normalde paçavradan üretilen papirüs yerine üretimi pahalı, kalitesi çok daha yüksek pamuk ya da ipekten imal edilen kağıt cinsi.

 

 

< önceki | sonraki >

1 Comments
  • deja nim / December 13, 2019 / Reply

    Ilona Andrews, Kate Daniel serisindeki karakterinden birisinin dediği gibi; hüzünlü bir şey yazmak çok da zor değil. Birisinin sevdiği biri ölür, sevgililer ayrılır ya da elinden alınır ve buna hepimiz üzülürüz çünkü genelde kayıplar ortakdır. Ama insanları güldürmek.. asıl zor olan budur çünkü birisine komik gelen bir şey başkasına hiç komik gelmeyebilir.

    Bu kısa hikayede hem hüznü, hem de tadında bırakacak kadar da güldürü eklemek – bu hayatın bir parçası sanırım..

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.