You can enable/disable right clicking from Theme Options and customize this message too.



Book Online

* Please Fill Required Fields *

Kamp Ateşi I, “Dedikodu”

dungeons and dragons, karakter analizi, komedi, modül, role play, Whispers; A Cabal / 1 Comment / 09/01/2020

 

Timeline: Grup, Serenity Home saldırısını araştırmak amacıyla ikinci defa yola koyulur. Bu hikaye Onaylandı‘dan bir saat kadar sonra kamp yaptıkları ilk gece yer alır.

 

Laila’nın ormanda bulduğu bir açıklıkta kurulmuş iki çadırın hemen ilerisinde neşeli bir kamp ateşi yanmaktadır. Herkes ateşin etrafında toplanmış, Inshala’yı, yeni ailesi dolayısıyla kutlamış ve oluşan genel sevinç havasının etkisiyle keyifle yemeklerini yiyip muhabbet etmektedirler.

Udoorin ve Lorna ateşin biraz ilerisinde, yan yana oturmuş sessizce konuşmaktadır. Udoorin’in yüzünde ciddi olmaya çalışan, ama bunu bir türlü başaramayan birisinin istemsiz sırıtışı oynaşırken, Lorna’nın yüzü ise biraz kızarmış ve çok hafif bir gülümsemeyle yere bakmaktadır.

Aager, her zamanki yerini Inshala’ya bırakmış, onun arkasında durmaktadır. Laila küçük kızın önünden geçerken, neşeli ama bir o kadar da samimi bir şekilde “Lady’im”, der. Inshala’nın yüzü kızarır. Gnine da kızın önünden geçer ve daha çok muzurca bir şekilde “Lady’im..”, der.

Inshala’nın yüzü daha çok kızarır ve “Lütfen ama yaa. Ben lady filan değilim ki. Ben sadece Inshala’yım.”, diye hayıflanır.

Kenarda oturan Lady Magella’dan bir ‘hıf’lama sesi duyulur.

“Artık değil güzel kızım. Ablan Moira’yı her zaman sevmişimdir. Ama sana yaptığı bu güzellik, paha biçilmez.”, der mutlu bir ses tonuyla.

Inshala buna itiraz edecek gibi olur ama arkasından gelen bir fısıltı, kızın gözlerinin parlamasına seber.

“Lady bir konuda yanılıyor; sen hiçbir zaman ‘sadece’ Inshala değildin.”, diye Aager fısıldar.

 

✱ ✱ ✱

 

Grubun genel neşesine katılmayan iki kişi vardır. Merisoul çadırlardan birinde uzanmış, arada bir, bir hanımefendiye hiç yakışmayacak şekilde öğürüp, başının yanında duran kasenin içine çıkarmaktadır.

Mutlu kamp ateşinden oldukça uzakta, karanlık ormanda yalnız başına duran High Lady Anglenna Sunsear ise diğer gönülsüzdür!

High Lady Anglenna, gerilmiş dudakları, kısılmış gözleri ve genel olarak hoşnutsuz bir yüz ifadesiyle ‘Prensesi’ süzmektedir. “Böyle birşey ne görülmüş, ne de duyulmuş! Bir elf prensesi, bir kasaba çömezinin yanında oturmuş fısır fısır muhabbet ediyorlar. Ri Grandaleren bunu duyduğunda yerin dibine geçecek. Hepimizi rezil etti!”, diye sıkılmış dişleri arasından hiddetle söylenmektedir.

“Ben olsam o kadar da acımasız olmazdım”, diye bir ses gelir karanlığın içinden.

High Lady Anglenna bir anda irkilir. Arkasından böyle sinsice yaklaşılmış olmasından dolayı müthiş bir şekilde kızmıştır. Hiddeti davranışlarına yansır ve keskin bir hareketle arkasını döner ve “Kimdir o arkamda şerefsizce pusu kuran?!”, diye karanlığı ısırır.

“Şerefsiz, biraz aşırı oldu kızım!”, der Lady.

High Lady Anglenna hiddetini frenleyemez. “Bana böylesi avami bir üslup ile hitap edemezsin! Ben bir High Lady’yim”, der, buz gibi bir ifadeyle.

Lady omuzlarını silker. “Bende Serenity Home Tapınak Baş Sorumlusu ve Mütehassıs Vaizesi Lady Magella’yım ve benim ünvanlarım çok daha fazla, ama lütfen, size engel olmayayım. Ben size High Lady olarak hitap ederim, sizde bana az önce sıraladığım ünvanlarımla hitap edersiniz ama dönüp bakmazsam beni suçlamayın..”, diye gülümseyerek cevap verir ve devam eder;

“Sizinle atışmaya gelmedim. Niyetim sessizce yaklaşmak da değildi. Üzerimdeki zırhı göz önünde bulundurursanız, marifet bende olmayan kabiliyetlerimde değil, sizin dikkatsizliğinizden kaynaklanıyor olduğunun eminim farkında olacaksınızdır.”, diye mutlu bir şekilde ekler.

High Lady Anglenna’nın yüzü kararır zira olaya hangi açıdan bakarsa baksın, Tapınak Baş Sorumlusu haklıdır.

“Neden ikimiz de birbirimize bir iyilik yapmıyoruz? Ben sizi adınızla çağırayım, siz de beni ‘Lady’ diye çağırın.”, diye bir çıkış yolu gösterir Lady.

“Neden ünvanlarından feragat eden sadece ben oluyorum, LADY’İM?”, diye kızar High Lady Anglenna.

“Aa.. özür dilerim. Bildiğinizi sanıyordum. ‘Lady’ benim adım!”

 

✱ ✱ ✱

 

Gnine, gözlerini kısmış karanlık ormana bakmaktadır. Sesli bir şekilde “Ne konuşuyorlar acaba?”, diye mırıldanır. Laila ateşin yanından kalkar ve onun yanına gelir. O da karanlığa bakar merakla.

“Ondan hiç hoşlanmadım!”, diye ilan eder Inshala. “Kızın dudaklarında bir sorun var.”

Laila’nın bir kaşı kalkar ve “Nasıl yani?”, diye sorar.

“Ördek dudakları gibi!”, diye saf bir şekilde açıklar.

Inhala’nın arkasından bir ‘fırk’lama sesi gelir. Gnine ise açık bir kahkaha atar.

“Ne konuştuklarını duymak ister misiniz?”, der boğuk, hırıltılı bir ses.

Dördü de sesin geldiği yöne baktıklarında, Merisoul çadırından biraz tökezleyerek çıkmış, elinde tuttuğu tası ile Anglenna ve Lady’nin konuştukları yere bakmaktadır.

“İyi misin abla?”, diye sorar Inshala.

“Hayır. Hiçbir şekilde iyi değilim.”, der succubi melezi ve bunu söylerken pek de sağlığından bahsediyor gibi değildir.

“Niye kalktın ki o zaman?”, diye sorar Laila.

“Tasım doldu!”

 

✱ ✱ ✱

 

Laila, Gnine, Aager ve Inshala, ateşin hemen yanında, stratejik bir açıyla oturmuş olan Merisoul’un etrafına toplanmış, hayret, hayranlık ve gıpta ile kızın sergilediği garip ve birazda ürkütücü marifeti seyretmektedirler.

Merisoul, ormanda konuşan Anglenna ve Lady’yi görecek, ama bunu bariz bir şekilde yapıyor izlenimi vermeyecek bir şekilde oturmuş, ikisinin konuşmalarını, el hareketleri ve yüz ifadeleri de dahil, neredeyse mükemmel bir şekilde mimiklemektedir!

Lady [Merisoul] : .. Neden ikimiz de birbirimize bir iyilik yapmıyoruz? Ben sizi adınızla çağırayım, siz de beni ‘Lady’ diye çağırın.

Anglenna [Merisoul] : Neden ünvanlarından feragat eden sadece ben oluyorum, LADY’İM?

Lady [Merisoul] : Aa.. özür dilerim. Bildiğinizi sanıyordum. ‘Lady’ benim adım!”

Anglenna [Merisoul] : …

Gnine’dan bir ‘fırk’lama sesi gelir. Laila ise elini ağzına götürmüş, hoplayan karnından dışarı çıkmaya çalışan kahkahayı bastırmak için ciddi çaba sarfetmektedir. Aager’in sessizce “Tokat!”, dediği duyulur. Inshala ise Merisoul’a fal taşı gibi açılmış gözlerle bakmaktadır.

Lady [Merisoul] : Hepimizin burada olmak için sebepleri var. Ama genel amacımız aynı. Siz neden buradasınız?

Anglenna [Merisoul] : Bunun sizi ilgilendirdiğini pek sanmıyorum.

Lady [Merisoul] : Bilakis. Beni tamamen ilgilendiriyor. Ben Tapınak Baş Sorumlusuyum ve bu çocuklar benim tapınağım.

Laila’nın “Ayyy, canım benim!”, dediği duyulur. Inshala ise bir anda çözülüveren burnunu çeker. Gnine biraz utanır. Aager bile, kısa bir anlığına içinde bir şeylerin kıpırdadığını hisseder.

Lady [Merisoul] : ..ve onlara bir şey olmasına izin vermeye hiç niyetim yok, fiziksel yada duygusal. Ve siz, an itibariyle, en az birisine husumetle, diğerlerine de yukarıdan bakıyorsunuz. Teknik olarak Ri’nin size verdiği görevi başardınız. Lorna’yı – Alor’nadien ne’yi, buldunuz. Yapmanız gereken geri dönüp durumu sargı değer babasına iletmek. Ama bunu yapmadınız ve hala buradasınız.

Sorumlu olduğum çocuklara, sevgili Lorna’da dahil. Kendisine karşı bir husumetiniz varsa, bu bir şekilde ortaya çıkacaktır. Ancak ben önlemi, potansiyel bir ahmaklığa tercih eden birisiyim.

“Lady’ye on puan daha”, diye sırıtarak fısıldar Gnine.

Anglenna [Merisoul] :  O şımarık kız babasını inkar etti. Saraydan kaçtı. Annesinin kalbini kırdı. Onun zincirlenip sürüklenerek götürülmesi gerek.

Gnine şaşkın bir ifadeyle, “Saray?”, diye sorar.

Lady [Merisoul] : Sevgili Lorna neredeyse iki aydır bizimle. Bütün prensesliğine rağmen kendisi hiçbir özel muamele talebinde bulunmadı. Bizimle beraber çarpıştı. Bizimle beraber kanadı. Bizimle beraber ekmek kırdı.

Gruptakiler hakkında en sağlıklı, tarafsız ve objektif yorumları Efendi Aager’den alabilirsin. Ancak onun bile sevgili Lorna için ‘şımarık’ ifadesini kullanacağını sanmıyorum. Lorna özgür bir kız. Hapisten kaçmadıysa, saraydan sadece ayrılmış olabilir. Annesinin de kırılacak bir kalbi varsa, onu affedecek kadar da bir kalbi olduğuna eminim. Ve yanlış bilmiyorsam Rise Nadine Graciousward bir insan. Sizin kasabadakilere göstermiş olduğunuz tavırlara bakılırsa, Rise’nin de bir istisna oluşturduğunu düşünemiyorum. Dolayısıyla sevgili Lorna’nın annesinin bu durumla herhangi geçerli bir ilgisini olduğunu sanmıyorum.

Karanlığın içinden, “Lady haklı..”, diye Aager’in onayı duyulur.

Anglenna [Merisoul] : Beni tanımıyorsunuz. Kim olduğumu bile bilmiyorsunuz ve burada gelmiş ahkam kesiyorsunuz..

Lady [Merisoul] : Söylediklerinizden sadece ahkam kestiğim kısmı doğru. Sizi tanımam ise benim sorunum değil. Kendinizi tanıtmak sizin sorumluluğunuzda. Etrafınızdakilerin sizi tanımak için merak ve azimle çaba sarf edeceklerini düşünüyorsanız, dünyada yalnız kalmaya mahkumsunuz.. Ne olduğunuzu ise çok iyi biliyorum..

Anglenna [Merisoul] : Neymiş o?

Lady [Merisoul] : Bir yabancı!

Anglenna [Merisoul] : …

Lady [Merisoul] : Buraya, sizinle konuşmak için gelmiştim. Siz hariç buradaki herkesin ortak bir amacı var. Benim için önemli olan sizin ne zaman bize ayak bağı olacağınızı kestirmekti ve zorluk çıkarmadığınız tek konu da bu oldu!

Laila’dan “Offf…”, diye canı yanmış gibi bir ses gelir. “Bree bile hayatında kimseye bu kadar sert vuramıştır!”

Lady [Merisoul] : Sizin, sevgili Lorna’mız hakkında ne düşündüğünüzün açıkçası pek de bir önemi yok zira bir kişi hariç gruptaki herkesi kendinize yabancılaştırmayı başarmış durumdasınız. Sizin ne düşündüğünüzü önemseyen ve hafzalımın alamadığı bir şekilde gerçekten sizi seven ve size saygı duyan tek kişi de, en çok horladığınız kişinin ta kendisi.. Ve siz, işin içindeki gerçek ironiyi göremiyorsunuz.

Annglenna [Merisoul] : Nedir göremediğim?

Lady [Merisoul] : Ri’niz, Lorna’nın babası,  yüzyıllar önce İttifak ordularıyla beraber elflerin başında Themalsar’a gitti ama onu öldüremedi. Ardında on binlerce kendi vatandaşının cesetlerini bırakıp geri döndü ve kabuğuna çekildi. Bir açıdan olayı eline yüzüne bulaştırdı bile diyebiliriz.. Muhteşem Ri’nin yarım bıraktığı iş yüzünden geçtiğimiz yüzyıllar boyunca o tapınakta dört büyük ayaklanma oldu ve bu da, iyimser hesapmalara göre, en az üç yüz bin hayata mal oldu.. Yüzyıllar sonra, senin hor gördüğün o kız Themalsar’ı öldürdü. Gerçekten öldürdü. Kuduz köpek gibi her bir yana büyüler savurup iblisler çağırırken, o sıska kız Themalsar’ın vücudunu boydan boya yardı.

Aile içi münakaşalara istenmediği sürece karışmaktan hoşlanmam, ne var ki işin gerçeği, o kız, babasının yarım bıraktığı işi tamamladı ve bunu yaparak Ri’nizin de, high elflerin de onurunu kurtarmış oldu.

Size tavsiyem onunla da, diğerleriyle de daha yakından ilgilenmeniz çünkü yolumuz fazlasıyla tehlikeli ve buradaki herkes bir diğerinin hayatını defalarca kurtarmış durumda. Sizin hayatınızı da kurtarmaları için onlara, sadece sevgili Lorna’nın size olan anlaşılmaz düşkünlüğü dışında da bazı sebepler verin.

Laila, “Lady, şırfıntıyı resmen tabuta soktu”, der sırıtarak. Gnine da kendi sırıtışıyla ona eşlik eder.

Lady [Merisoul] : Şimdi ben geri döneceğim. Hepimiz için biraz dua edip sonra da uyumaya çekileceğim. Ama önce başkalarının özel konuşmalarını dinlemenin ne kadar ayıp olduğunu –

Merisoul bir anda “Oops”lar ve elindeki tasla çadırına kaçar ve ateşin etrafı bir anda boşalır!

 

✱ ✱ ✱

 

 

Udoorin, Lorna ile ateşin yanına gelirler. Lorna etrafa bakınır. Udoorin ise “Nooldu ya? Nereye kayboldu herkes bir anda?”, diye şaşkınlık içerisinde o da etrafına bakınırken ormanın içinden High Lady Anglenna’nın yaklaştığını görür.

“Hey, Haş Teyze!”, diye elini sallar ona, “Sizin gibi yaşlı bir hanımefendi ormanda refakatsiz dolaşmamalı!”

 

 

 

 


Haş: ‘H’ harfinin söylenme şekli. Udoorin, ‘High Lady’ ünvanını biraz fazla ağız dolusu bulduğu için kısaltmaya gitmiş ve Angelenna’nın yüz yetmiş küsür yaşında olduğunu öğrenmesinden sonra da ona ‘teyze’ deme ihtiyacı duymuştur!

 

 

< önceki | sonraki >

1 Comments
  • deja nim / February 10, 2020 / Reply

    Eğlenceli bir oturumda bu olayın gerçekleşmesiyle bayağı gülmüş olduk.

    Daha önce yazdığım “Voice Over” hikayesinden farklı olarak, o hikayede Aager ve Gnine, Udoorin ile dalga geçmek için tamamen uydurma ifadeler kullanmışken bu hikayede ise Merisoul, lip reading (dudak okuma), mind sensing (düşünce hissetme) ve emotion reading (duygu okuma) gibi hem kişisel becerilerini, hemde bir succubi-melezi olması dolayısıyla kendinde var olan özel bazı duyularını kombine şeklinde kullanmış, Anglenna ve Lady’nin söylediklerini, söyledikleri ses tonu ve şekliyle ve el, kol ve yüz ifadeleri de dahil, neredeyse birebir taklit etmiştir – ta ki yakalanıncaya kadar =_=

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.