You can enable/disable right clicking from Theme Options and customize this message too.



Book Online

* Please Fill Required Fields *

 

Timeline: Inshala, Aager’i hayret verici hayal dünyasında gezdirmiş, ancak hiddeti ta oradan hissedilen Lady’nin kükremmelerini daha fazla duymamazlıktan gelememişler ve gerçek dünyaya geri dönmüşlerdir.

Uyandıklarında, ikisinide eritecek bakışlarıyla Lady karşılar.. İkisi de yaptıkları büyüyü ve etkilerinden bahsetmek istemez ve paylarına düşecek cezaya razı olmaya hazırlanırlar.

Bütün bunlar olurken, Aager ister istemez yanında duran içli, narin ve neredeyse bir çocuğun saflığına sahip kıza nasıl kendi iç dünyasını göstereceğini düşünür zira dile getirmesede, kızın buna kati bir şekilde hakkı olduğunu bilir..

Bu hikaye, Gemini, “Epilogue”‘dan kısa bir süre sonra yer alır.

 

 

Büyük bir hışımla iner Lady, yerde baygın bir şekilde buldukları Aager ve Inshala’nın tepesine. Grubun neredeyse tamamı buradadır ve herkes hayret içerisinde yerde yatan, en olası dışı gibi görünen çifte bakmaktadır.

“NE HALT YEDİNİZ SİZ!”, diye gürlerken Lady, gözlerinden sanki ateş saçmaktadır.

Yerde, kendinden geçmiş Aager, baygın haliyle Inshala’ya uzanmış, bir eliyle onun bir elini tutmuş, diğerini de onun yüzüne yastık yapmış ve bu şekilde Inshala’nın aynası gibidir zira kızın bir eli Aager’in avucundadır. Diğer elini ise önünde, kendinden geçmiş bir şekilde yatan ürkütücü adamın başının altına koymuş, onun yüzünü sert, soğuk zeminden korumaktadır..

Aager ayılır.

..ama nerede olduğunu hatırlamaz.

Bir avucunda hissettiği sıcaklık dışında beş duyusu aşırı yüklenmeden dolayı sersemlemiş gibidir ve hayal meyal, boğuk bir sesin bağırdığını duyar.

Gerçekte bu ses kendi sesidir..

‘Udoorin devrildi! Babasına ne diyeceğim şimdi ben?!’, diye hayıflanır içinden. ‘O çocuğu severdim.. Ve Lorna.. O dik kafalı kız bundan kendisini sorumlu tutacak.. O çocuk benim sorumluluğumdaydı.. Babası onu bana emanet etmişti..’

‘Moira.. Kıpırdamıyor.. Ellerini göğe açmış, öylece dua eder gibi duruyor!’, diye fısıldar hayret içerisinde.

‘Sersem cüce.. Bu basit bir matematik işi.. Bi ateş topunun etki alanını hesaplamak ne kadar zor olabilir?’, diye mırıldanır asabice.

‘Bütün küçük arkadaşların gibi seni de gömeceğim, Venom!’, diye tıslar.

‘Lady.. Lady’yi kurtarmalıyım. Sonra da izci kıza yetişmem gerek. O kızın kılıçla dövüştüğünü hiç görmedim. Lanet yaratık onu öldürecek!..’

‘Size lider olmak için onu bıçaklamadım.. Sizin gibi onun köpeği olmak istemediğim için onu öldürdüm..!’

‘Geber, seni adi piç kurusu papaz! Gideceğin yerde yalnız olmayacaksın!’

‘Salaklar.. Beni harcamak için korsanları mı alet ettiniz? Korsanlar kimseye alet olmaz!’

‘Yandı! Hepsi yandı.. Hepsinin çığlıklarını duyabiliyorum! Kı.. kız kardeşim..  Hayır, hayır, hayır, hayır..!’

‘Lady.. Nefes.. NEFES ALMIYOR!’

 

Aager’in zihninde bir şimşek çakar..

 

Etrafında her şey boğuk seslerden, anlaşılmaz bakışlardan ve ağır çekim hareketlerden oluşuyormuş gibidir..

..Fırıl fırıl dönen başını yavaşça omzuna doğru döndürür ve neden dolduğunu anlayamadığı gözleriyle uyuşuk bir şekilde omzundan kolunu takip eder. Kolu bitince gözleri bileğine kayar, sonra da yerdeki eline ve elinin içinde duran küçük, sıcacık bir başka ele gider. Büyük bir zihinsel çabayla o sıcacık elin sahibine bakar ve onu yerde kıpırdamadan, öylece yattığını görür..

..ve bir anda zihninde büyük bir uğultuyla ikinci bir şimşek daha çakar. Panik içerisinde Aager kızın yanına sıçrarken keskin bir çığlık atar.

“..NE ..NEFES ALMIYOR!”

Kızı yerden kaldırır ve sımsıkı kucaklarken “Hayır.. Hayır.. Hayır..!”, diye kırık bir sesle kendisini tekrarlayıp durur.

 

“Sanırım kendinde değil, Lady’im”, der yumuşak bir ses, boğuk bir şekilde.

“Udoorin. Çocuğun arkasına geç ve sana söylediğimde onu yavaşça kızdan ayır..”, diye kati bir sesle talimat verir Lady ama ister istemez gözleri, az evvel Aager’in kendisini kurtarmak için söylediği ve yaşadığı panikten ötürü dolmuştur.

“Umm.. Bu akıllıca mı? Aager’in ne kadar hızlı cop çektiğini çok iyi bilirim. Ve üzerinde cop yok, bıçakları var. Bana öğrettiği ilk kural: ‘muhatabına asla cop mesafesinden daha yakında durmayacaksın.'”, diye gönüllü olmamaya çalışır Udoorin. Sonra kendi kendisine hayretle mırıldanır. “Aager’in beni bu kadar sevdiğini hiç düşünmezdim.. Bunca yıl bana yaptıklarını, içsel bir keyif aldığından ya da sadece pislik olsun diye yaptığını sanmıştım.”

Lady, Udoorin’i umursamaz. “Laila.. Sende Udoorin’in yanına geç. Söylediğimde asılıp onu geri çekin. Ben, Lorna ve Merisoul da kızı çekeceğiz..”

“Tek başıma olsam daha rahat yaparım abla.”, der Laila. O güne kadar kendisi Efendi Aager için pek de iyi şeyler düşünmemiş olsa da, Orken baskınında onun kendisini kurtarmak için göstermiş olduğu ve kendisinin farkına bile varmadığı ölümcül çabadan etkilenmiştir. Ve ancak aradan geçen yıllar sonra, Efendi Aager’in kendisi için söylediği ‘Bu Serenity Home kasabasının güvenliği açısından büyük bir kayıp olurdu.’ ifadesinin sadece kuru bir laf değil, gerçeği ve çok daha fazlasını içerdiğine ayılmıştır.

“Tartışma benimle şimdi. Al Udoorin’i, git söylediğim yere.”, der Lady kızgın bir şekilde.

“Bu saçmalık. Çoluk çocuğun eline büyü verirseniz, olacağı budur”, diye burnunu çeker Anglenna soğuk bir şekilde.

Lady bir anlığına gözlerini kapatır ve sakinleşmek istiyormuş gibi içinden yavaşça ona kadar sayar ama bunun pek de bir faydası olmaz..

“Ben ne yapayım?”, diye sorar Gnine.

“Sen olduğun yerde dur. Kıpırdama. Karışma. Konuşma!”, diye emreder Lady.

“Niye yaa?”, diye alınmış bir sesle sorar Gnine.

“Gnine Tinkerdome. Aager senin hakkında ne düşünür?”, diye sabırlı bir tonla sorar Lady.

“Pek de iyi şeyler değil..”, diye itiraf eder Gnine.

“Aager’e yaklaşırsan, sence ne yapar?”, diye daha da büyük bir sabırla sorar Lady.

“Aaa.. Mesaj alınmıştır.”, der Gnine ve geri çekilir.

Laila istemsizce ‘fırk’lar.

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

Aager, derin bir kuyuya atlar gibi, ucunu göremediği karanlığa dalar..

İlk durağı sisli, sessiz bir ormandır. Göreceli bir ‘az evvel’ burada olmuş olmasına rağmen yine de etrafına hayret ve hayranlıkla bakar.

Uzaktan baykuş ve çekirge seslerine küçük bir akarsuyun ve vıraklayan kurbağaların seslerinin eşlik edişini duyar.

Etrafında o imkansız, turuncu-altın renkleriyle parıldıyarak süzülen bitkileri görür ve bir şeye ayılır; bitkilerin gerçekte parıldamadığını, her birinin belkide onlarca ateş böceğine ev sahipliği yaptığını fark eder..

Aager hayret içerisinde başını sallar zira bağlandığı kızın zihninde oluşturduğu dünyasının herhangi bir şekilde bir ilizyon olmadığını, içinde gerçek hayatları barındırıp muhafaza ettiğini anlamıştır.

“Inshala..”, diye fısıldar. Aager neden fısıldadığını bilemez ama içinden bir şeyler, sesli konuşarak buranın huzurunu bozmaması gerektiğini söylemiş gibidir.

Adı ağzından çıktığı anda orman bir anlığına susar ve ateş böcekli bitkiler oldukları yerde dururlar..

..ve sonra orman tekrar hayata gelir.

“O burada değil..”

Aager duyduğu şeyi duyup duymadığından emin olamaz zira ses dışardan mı, içinden mi gelmiş olduğunu çıkaramaz..

“Nerede o?”, diye fısıltıyla sorar.

“O burada değil..”, diye yineler ses.

Aager sisli ormandan ayrılır ama bir şey aklına takılır. Daha sonra, belki Inshala’yı bulduktan sonra düşünmesi gereken bir şeydir bu; Aager o sesi bir yerden duymuştur ve bu ses aradığı kızın sesi değildir.. Bu ses daha dolgun ve.. Aager tam isim koyamaz.. İmakar ve.. Şuh?

..ve ard arda, Inshala’nın onu götürdüğü yerlere gider ama kızı hiçbir yerde bulamaz. Öyleki, onu gizli kuytusunda bile arar.

Kızı kuytuda da bulamaz ama Aager’in keskin algısı, daha buraya önceki gelişi ile şimdiki arasındaki nüansı yakalar.

Orada, açık mavi ve beyaz haleyle parıldayan muhteşem ağacın hemen yanında, küçücük, yepyeni bir fidan belirmiştir!

Kız, “Burası benim özüm.. ve sırrım. Bu ağaç artık ikimizi de besleyecek..” , dediğinde, bunu öylesine söylememiş, hiç vakit kaybetmeden Aager’in ağacını, kendisininkinin hemen yanına dikmiştir..

Aager bunu anladığında, içindeki panik daha da artmış ve kızın olabileceği muhtemel yerleri zihninden geçirirken aklına gelir.. ve olduğu yerden hızla ayrılır.

Göreceli bir imkansızlıkla, denizin bir bıçakla kesilmişcesine kıyıya yaslandığı sahile konar ve..

“Balina.. Bilge balina..!”, diye bağırır.

Belki başka bir zamanda, başka bir yerde böyle bir şey Aager’in ağzından asla çıkmazdı zira bir balığa “Bilge balina..” diye bağırması bir yana, bir balıkla konuşması saçma ve mantıksızdır. Ne var ki burada her şey ve hiçbir şey saçmadır ve mantıkla tartılması da haksızlıktır..

Önünde camdan bir duvar gibi denizde balıklar süzülerek dolanırlar ama büyük, dev balinadan eser yoktur.

“Shala.. Balina Shala.. Ben Aager.. Inshala’nın..”, der ve durur. Sonra kararlı bir sesle devam eder.

“Shala.. Ben Aager.. Inshala’nın koruyucusu ve kalkanıyım.. Onu bulamıyorum. Benimle bilgeliğini paylaş. Inshala nerede?”, diye haykırır.

Önünde duran deniz, büyük bir homurtuyla çalkalanır. Homurtuya tiz ıslıklar eşlik eder ve önce devasa bir silüet, sonrada koca balinanın kendisi belirir.

“Inshala yok.. Onu bulmama yardım et!”, diye korkuyla fısıldar Aager.

Balina, neredeyse bir at arabası büyüklüğündeki gözleriyle Aager’i süzer.

Neden sonra, dev kürekleri andıran yüzgeçlerini yukarı aşağı sallar.

“Se.. Senin mi içinde?!”, diye korkuyla sorar Aager.

Koca balina aynı hareketi tekrarlar sonra tek yüzgecini Aager’e doğru işaret eder..

Genç adam olduğu yere çöker.

“Be.. Benim içimde..!”

 

✱ ✱ ✱

 

Hazır mısınız?”, diye tıslar Lady, Aager ve Inshala’nın etrafında toplanmış gruba.

“Evet.”, diye fısıldar Laila, heyecanlı bir sesle.

“Evet.. Hayır.. Bunu gerçekten yapmasak.”, diye Udoorin’de fısıldar ama gür sesi fısıltısını biraz anlamsız kılar.

Lady’nin yüzü kararır. Tam Udoorin’e korkak olmaması gerektiğiyle ilgili bir şeyler söyleyecekken, gözü Lorna’ya kayar ve kendi dilini ısırmayı tercih eder.

“Ya bakın..”, der Udoorin. “Bugüne kadar bu adamın bilinçsiz bir şey yaptığını görmedim. Bırakalım kendi halinde.. Kız da nefes alıyor. Bi şekilde ayılırlar illaki.”

“Ne olduğunu bilmiyoruz Udoorin. Ve belli ki çocuğun aklı yerinde değil. Onları öylece bırakamayız..”, diye burnundan solur Lady.

“Kime ne zararı var?”, diye inat eder Udoorin.

“Inshala’ya..”, diye cevap verir Lady.

“Hayır!”, der Udoorin kati bir sesle. “Buradaki herkesten daha iyi tanıyorum Aager’i. Benim.. Lor.. ummm.. Lady Lorna’ya zarar verme ihtimalim neyse, Aager’in de Inshala’ya zarar verme ihtimali o kadardır.. Hatta daha da az çünkü Aager’in kendi üzerindeki hakimiyeti benden çok daha iyi.. Nihayetinde beni o eğitti —en azından bunun için çok uğraştı.”

“Ürkütücü bir şekilde haklı olabilir Lady.”, der Merisoul birden. “Belli ki bir büyü yapılmış burada —muhtemelen Inshala’nın yaptığı bir büyü bu ama ne olduğunu tam olarak kestiremiyorum. Sadece, sezgilerim bana bu büyünün tarif edilemez, muazzam derecede büyük öğeleri olduğunu söylüyor. Beklentisiz bir özveri, umarsız bir fedakarlık, saf bir içtenlik, katışıksız bir sevgi ve..”, der succubi melezi ve bir anda gözleri dolar.

“..ve ne?”, diye sorar Lady.

Neden sonra haşin bir şekilde burnunu çeker Merisoul ve devam eder.

“..ve ölümcül bir bağlılık!“, diye boğuk bir sesle fısıldar.

“Şu işe bakın yaa.. Hayatım boyunca aradım böylesi kutsal şeyleri, kız daha çocuk yaşında ve çoktan bulmuş! Ağlamak istiyorum. Kimse bunlardan bir tanesini.. sadece birini bile teklif etmedi bana. Karşılıksız hiçbir şey vermedi ve bu iki salak bunları birbirlerinde bulmuşlar!”, der Merisoul, fena halde alınmış ve bozulmuş bir sesle.

“Lorna, kızım?”, diye Lorna’nın fikrini sorar Lady.

“Korkarım bu noktada benim vereceğim hiçbir cevap tarafsız olmayacaktır Lady’im.. Üzgünüm..”, der Lorna utanarak.

“Peki, o zaman taraflı düşüncen nedir?”, diye bastırır Lady,

“Udoorin haklı!”, deyiverir pat diye kız, yüzü pembeleşmiş bir şekilde.

“Tabii, yaa..”, diye mırıldanır Lady.

Udoorin sırıtır.

“Kimse benim fikrimi sormayacak mı?”, diye sorar Gnine yan taraftan.

“Var mı bir fikrin peki?”, diye patlamaya ramak kalmış bir şekilde sorar Lady ona.

Laila, Gnine’ı uyarmak ister gibi başını sallar ona ama Gnine bunu görmez.

“Yok.. Ama bu bi prensip meselesi..”, der Gnine.

“Büyünün özünü anlamayanlara, büyü soruyorsunuz..”, diye neredeyse horlayan bir sesle araya girer Anglenna..

Lady patlar!

 

✱ ✱ ✱

 

 

Aager kendisini, unutmayı çok istediği geçmişinde ve asla hatırlatılmak istemediği anılarının arasında bulur. Kendisini hangi anısında olduğunu kestiremez zira ortam karanlıktır.

Arkasından bir yerden ayak sesleri duyar ve kenara, kuytu bir yere siner. Kalabalık bir grup, saklandığı yerin yanından koşarak geçer ama Aager, yanından geçen adamların hareketlerinde bir gariplik sezer; önünden geçen adamlar, nedense olmaları gerektiğinden daha yavaş gibidir. Ortalıkta koşturan hırsızlar, yetiştikleri bir evin duvarlarını, kertenkelemsi hareketlerle tırmanırlar ve ağır, uzun sıçrayışlarla damdan dama atlamaya başkarlar. Koşanların hepsinin sanki belirli bir hedefi vardır zira en son bir dama yetiştiklerinde, orada hazırda devam eden kanlı bıçaklı bir kavga gerçekleşmektedir ve yeni gelen hırsızlar, anlaşıldığı üzere, bir baskının ikinci dalgasıdır ve karşılarına çıkan, karalar içindeki diğerlerini —kesicileri— amansız bir şekilde doğramaya başlarlar.

Aralarından bir tanesi özellikle acımasızca, önüne çıkan bütün kesicilere elindeki bıçakları yıldırım hızıyla sokup çıkarmaktadır. Ardında yarım düzine ceset bırakan bu hırsız, gözüne kestirdiği, örümcek gibi sıska, uzun kolları ve bacakları olan bir kesiciye ulaşmaya çalışmaktadır.

Adam gerçekte seri, ancak burada bir yılan balığını andıran hareketlerle üç kişiyi daha biçer ve örümceğin tepesine iner. Örümcek, beklenmedik bir geri sıçrayışla kendisini kurtarır ve sırıtarak hırsızların ortasına belinden çıkardığı bir şişeyi fırlatır..

Adamı kurtaran şey, örümceğe yetişmek için gösterdiği çabadır zira fırlatılan şişe arkadaki hırsızların ortasında yere çarptığı anda patlar ve hırsızların neredeyse tamamı anında can verir. Patlamanın olduğu çatı, acı bir gıcırtıyla çöker ve geride kalıp kurtulduğunu sanan hırsızlar oluşan delikten aşağı çığlıklar atarak düşerler..

Adamın gözü kararır. Elindeki hançeri döndürür ve sanatsı bir devinimle fırlatır.

Hançer, aralarındaki kısacık mesafede sadece iki buçuk defa döner ve rahatsız edici bir satır sesiyle örümceğin karnına saplanır.

Örümcekten acı, tok bir kız çığlığı gelir ve gerisin geriye, aşağıdaki dar sokağa düşer ve gecenin karanlığında kaybolur.

 

“Bu anım böyle değildi!”, der Aager durduğu damın tepesinde..

“Hançerimi atmamıştım. Attığında öldürme ihtimali çok düşük olan ve sonuçta seni silahsız bırakacak bir şey hiçbir zaman bana mantıklı gelmemiştir.. Onu kızın kalbine saplamaya çalışmıştım ama o son anda, olduğu böcek gibi geri sıçradı ve dengesini kaybedip aşağı düştü ve düşerken hançer onun göğüs boşluğuna isabet etmişti.. Buna rağmen, aşağı düşmeden önce yine de beni omzumdan çizmeyi başarmıştı..!”, der kafası biraz karışmış bir şekilde.

Aager uzun bir süre, Drashan’daki bu damın tepesinde durur ve geceyi seyreder. Neden sonra arkasını döner ve kendisini bir başka ‘an’da bulur..

 

“Al bu pastırmaları, senin olsun.”, der hayal meyal hatırladığı bir ses, önünde duran çocuğa.

“Neden veriyorsun bunları bana?”, diye diklenir çocuk, önünde duran genç kıza.

“Çünkü açsın ve yemeğe ihtiyacın var..”, der genç kız üstü başı paçavra olmuş, gözleri ve yanakları çökmüş çocuğa.

“Ne istiyorsun karşılığında?”, diye kuşkuyla sorar çocuk ve yetişkinlerde bile görülmeyecek bir nefis iradesiyle pastırmalara dokunmaz.

“İyiliğini.. iyiliğini istiyorum.”, der genç kız boğuk bir sesle.

“Ben de ondan yok. Burada kimsede ondan yok!”, der çocuk inkarcı bir ifadeyle.

“Artık var. Bu pastırmalar senin. Parasını verip aldım onları ve senden karşılığında hiçbir şey istemiyorum. İşte buna iyilik derler. Bir gün sende bir başkasına yap bunu ve ona da bir başkasına yapmasını söyle.. Bunu yeterince defa tekrarlarsanız, belki bu şekilde Drashan’a iyilik gelmiş olur!”, der genç kız gözleri dolmuş bir şekilde.

Çocuk uzun bir süre önündeki genç, güzel, komik saçlı kıza bakar ve gözlerini kısar. Bu kızı sanki bir yerde görmüş gibidir.. Yada birgün görecektir! İmtina ile uzanır ve pastırma dolusu paketi alır.

“Te.. Teşekkür ederim..”

 

“Hayır.. böyle bir anım hiç olmadı!”, der Aager. “Kimse bana pastırma vermedi. Onları çalmıştım!”

 

Küçük, tek göz bir evin kapısının önünde, alımlı ama yorgun, orta yaşlarında bir kadın yere çömelmiş, önünde duran, biri kız diğeri erkek iki küçük çocuğa, ancak bir annenin çocuklarına verebileceği bir sıcaklık ve sevgiyle sarılmaktadır. Çocuklar da annelerine, ancak bir çocuğun annesinde bulabileceği bir sevgi ve sıcaklıkla karşılık vermektedir.

“Kriss Liiiiii..”, diye bir başka kadının bezgin sesi duyulur dışarıdan. “Hadi kııııız.. Daha fazla gecikirsek çürükler bile toplanmış olacak!”

“Geliyorum abla..”, diye dışarı seslenir genç kadın. Sonra çocuklarından ayrılır ve ayağa kalkmadan önce kızının yüzüne bakar.

“Ağabeyinin sözünü dinle, tamam mı benim cız bız perim..”, der küçük kıza.

“Dinleyim anne ki..”, diye eksik ön dişlerin oluşturabileceği peltek ve bir o kadar da şirin bir şekilde cevap verir küçük kız.

“Kız kardeşin sana emanet, benim koruyucu meleğim.”, der önünde ciddi bir şekilde duran küçük oğlana.

“Ben meyek diilim. Ben iplişim.. Buyda meyek yok anne..”, diye cevap verir küçük çocuk kaşları çatık bir şekilde.

Her haliyle yorulmuş kadın, iki küçük dünyasına tekrar sarılır, “Dışarı çıkmayın, kapıyı da kimseye açmayın”, diye tembihler..

..ve pazardan çürükleri toplamak için yaşı geçmiş komşusuyla gider.

 

“Bu, annemi ve kız kardeşimi en son görüşüm oldu..”, der Aager boğuk bir sesle.. “Hayret aşkına, annemin adının Kriss Li olduğunu bile unutmuşum. Ama bu anımı neden gösterdin bana? Bu.. Bu tıpkı hatırladığım gibi..”

“Çünkü içinde sevgi, kız kardeşin ve en önemlisi; annen var..”

 

Gecenin karanlığı, büyük bir patlamayla aydınlanır.

Çevre sokak ve mahallelerden herkes koşarak gelmiş ve dehşet içerisinde, yeşil alevlerle yanan evlere bakmaktadır. Kalabalık, uzun bir sıra oluşturmuş, elden ele kovalar taşıyarak ateşi söndürmeye çalışır ama bunun pek az etkisi olur..

Bir anda gökyüzü gürler ve çılgınca bir yıldırım çakar.

Açık gecenin karanlığı, yuvarlanarak gelen devasa bulutlarla daha da kararır ve ard arda şimşek çakmaya başlar.

Yangına olabilecek en yakın damlardan birinde duran genç adamın yüzü bir anda umutla aydınlanır.

Şimşek birkaç defa daha çakar ve yağmur yağmaya başlar.. Damlalar önce teker teker düşer ama git gide artar. Ve çok kısa bir süre içerisinde göz gözü görmez bir şekilde yağar yağmur.. Öyle ki Drashan’ın dar ve pis sokaklarını yıkar ve temizler..

..ama yangın sönmez.

Damda duran adam acınası bir hıçkırıkla olduğu yere çöker..

 

“O gece yağmur yağmadı. Ama belli ki yağsaydı bu sonucu değiştirmezdi.. O yangında normal olmayan bir şey olduğunu şimdi daha açık görebiliyorum. Serenity Home yangını da aynı yeşil ateşle yanmıştı. Ve suyla söndürülememişti.. Buna ayılmış olmam dışında neden yağmur yağdı bu anımda peki?”, diye sorar Aager.

“Çünkü elinden gerçekten hiç bir şey gelmezdi ve kız kardeşine olanlar senin suçun değildi.. Bunu anlamalısın.”

Aager sesin nereden geldiğini algılayamaz ama istemsizce arkasını döner..

 

..ve genç, tanıdık bir adamın, sokakta karşılaştığı pis, sümüklü bir çocuğa elindeki ekmeğin yarısını kırıp verdiğini görür!

 

“Böyle bir anım da olmadı. Drashan da kimse bir başkasına ekmeğini kırıp vermez!”, der Aager, kendisinden, geçmişinden ve doğduğu yerden tiksinerek.

 

Genç adam, kalın iplerle ellerinden ve ayaklarından bağlı olduğu işkence rafında, acı içerisinde kıvranmaktadır ama inatla çığlık atmaz..

Bir kırbaç şaklar ve gencin sırtındaki en az üç düzine kanlı yarığın arasında bir yenisi daha açılır.

Gencin arkasındaki adamdan çirkef bir kahkaha gelir. “Sesin çıkıncaya kadar..”, der haince ve elindeki kırbacı kem bir uğultuyla tekrar savurur..

..ve bir öncekinin yanında, yeni, derin, kanlı bir yarık daha açılır.

Küçük, yumuşak ve sıcacık bir el, genç adamın acıyla kasılmış yüzüne dokunur.

Küçük, yumuşak ve sıcacık bir el daha adamın acıyla kasılmış yüzünü tutar.

“Bana bak.. gözlerime yoğunlaş.. diğerlerinde olduğu gibi bu acını senden alamam.. Burada yaşadığın acı o kadar çok ki.. ama artık onu tüm kavurucu hışmıyla hatırlamana da gerek yok, sevgili Aager Fogstep. O acıyı ben de bilirim. Bu yüzden onu senden alamam.. Ama hafifletebilirim.. Sadece bana bak..”

“Gözlerime bak, Aager Fogstep!”

“Sadece bana bak..”

“Bana..”

 

“Bu anımın böyle bitmesini çok isterdim.. ama neden?”, diye sorar Aager, boğuk bir sesle.

 

“Çünkü geçmişe dönüp baktığında, birkaç tane güzel anın olmalı. Anılarını senden almayı çok istedim. Ama bizi biz yapan yaşadıklarımız ve tercihlerimizdir.. ve biz artık ‘olduk’.. Tekrar ve devamlı aynı acıları çekmen, aynı anıları yaşaman bana acı veriyor. Herkesin bir ‘nefese’ ihtiyacı var. Sana ancak bunu verebilirim, sevgili Aager Fogstep.”

 

“Bu da yeterli, Inshala Frostmane..”

 

✱ ✱ ✱

 

Inshala gözlerini açar.

Beklediği gibi başı sert ve soğuk zeminde değildir.. Kokusu tanıdık gelen birinin omzundadır. Başını sadece hafifçe döndürmesi, Aager Fogstep ile yüz yüze gelmesi için yeterli olmuştur. Kızın fırtına grisi gözleri, adamın kara gözlerinde bir süre kitlenir, sonra ikiside, aralarında gizli bir konuşma geçmiş de bir anlaşmaya varmışlar gibi başlarını sallarlar.

Aager oturduğu yerden yavaşça kalkar ve beraberinde kızı da nazikçe kaldırır..

“Eveeet..”, der fırtına öncesi fokurdayan bir ses. “Aramıza tekrar katılmış olmanız pek de sevindirici..!”

Aager olduğu yerde kalır..

Inshala’nın ağzından hiç beklenmedik, en olası dışı, cılız bir ses kaçar.

“Shit!”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Slo-mo: Slow Motion/Ağır Çekim

 

 

 

 

 

 

 

 

< önceki | sonraki >

1 Comments
  • deja nim / April 22, 2020 / Reply

    Bu, yazdığım belki de en karmaşık hikaye oldu.

    Olayların geçtiği ortamların, zaman dilimlerinin, değişken anıların, hayat felsefelerinin ve duyguların tamamen iç içe geçtiği bir çalışmaydı bu.. ve ana modüldeki komplo açısından yeni ipuçları bile vardı..

    Bir önceki hikaye, hayal gücü ve tasvir üzerine yoğunlaşmışken, bu hikaye ise çapraz zaman dilimlerinin çakışması, değişmesi ve yorumlanmasından oluştu.

    ..ve beni fena yordu.

    Bir o kadar da yazarken heyecanlandırdı..

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.