You can enable/disable right clicking from Theme Options and customize this message too.



Book Online

* Please Fill Required Fields *

A Bard’s Tale XIV
“a Bit of a Bite” I

dungeons and dragons, duygusal, karakter analizi, komedi, role play, tarihçe / 1 Comment / 10/06/2020

 

Timeline: Bu hikaye 37 yıl önce başlamış olsa da, biz o kadar geriye gitmeyeceğiz. Bunu ikiye bölüp, sonraki yarısından itibaren anlatmaya başlayacağız çünkü gerçekte hikayenin, tam olarak ağız sulandırıcı olmasa da, ilginç diyebileceğimiz kısmı buradan itibaren başlıyor.

Hikayemizin kahramanı, Brom Bumblebrim adında efendi, saygılı, sevilen, macera gibi saçma sapan işler peşinde koşmayan, aklı başında, ev konforunu sevecek ve bu konforun günlük hayatının kalıcı bir parçası haline gelmiş olacak kadar da tembel bir hobbit.. ya da oldukları gerçek tanımlama ile; bir halfling..

Yanlış anlaşılmasın.

“Ev konforundan hoşlanacak kadar tembel”, saygın tüm halfling’ler için geçerli bir tanım ve olmayı hedefledikleri şey de bu.

Ve genç Brom, daha on sekiz buçuk yaşına rağmen bu saygınlığa ulaşmış biriydi. Ta ki..

Tabii ki işin içinde bir ‘Ta ki’ var. Ne bekliyordunuz, bir halfling’in ev konforlarıyla ilgili bir hikaye mi yazacağımızı düşünmüştünüz? O hikaye çoktan yazıldı. Üç bölümlük filmi bile yapıldı..!

Ama biz kendi hikayemize geri dönersek, ta ki bu saygın, ev konforu tembeli halfling’in başına hiç beklenmedik bir şey gelinceye kadar..

Hikayemiz de işte tam olarak burada başlıyor. Ya da üç aşağı beş yukarı bunun civarında zira halfling’ler, az evvel bahsettiğimiz hikayedeki kadar kestirilebilir değiller gerçek hayatta.

 

Yerin altındaki bir delikte, bir hobbit yaşardı. Bu delik ıslak, çamurlu, pis, solucan ve yapışkan kokulu bir delik değildi. Kuru, kumlu, oturacak veya içinde yiyecek bir şeyi olmayan, içi boş bir delikte değildi: bu bir hobbit deliği idi ve bu da konfor demektir..

Mükemmel denebilecek, yeşile boyanmış, tam ortasında pırıl pırıl parıldayan pirinç bir tokmağı olan, yuvarlak bir kapısı vardı. Kapı, tünel şeklindeki bir hole açılıyordu: dumansız, ahşap panelleri, parke ve halıları ve cilalı iskemlesi ve bir sürü şapka ve palto—”

Brom Bumblebrim, okumaya daha yeni başladığı kitaptan başını kaldırır..

Açık penceresinin hemen yanında oturduğu okuma sandalyesinden dışarı bakar. Açık pencereden içeri yaz sıcağını iteleyen, pöfür pöfür bir rüzgar esmektedir ve bu da Brom için, günün en keyifli anıdır.

Gözleri, yarım çitlerle çevrili bahçesindeki rengarenk çiçeklere, palamut ağaçlarına, oradan da yaşadığı tepenin aşağısındaki vadiye, vadinin ortasından süzülerek akan çaya ve çayın kıyısına kurulmuş şirin kasabaya takılır ve gülümser. Yıllar önce kaybettiği anne ve babası, geçen yıl, bu günlerde kaybettiği amcasından sonra Bumblebrim’lerin son üyesi olarak ailesinden ona miras kalan bu evde yaşamaktadır ve amcasını kaybetmesi üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen anca gülümseyebilmektedir.

Onun gülümsemesine sebep olan da bahçesinin ne kadar güzel oluşudur zira rahmetli annesi de, babası da, daha sonra ise amcası da bu bahçeye çok emek vermişlerdir. Amcasından sonra sıra kendisine gelmiş ve o da bu sorumluluğunu göz ardı etmemişti.

Brom, tekrar okuma sandalyesine oturur ama kitabı tekrar açmaz. Kitabı zaten daha önce okumuştur.

On altı defa!

Brom, kitap yerine okuma sandalyesinin hemen yanındaki okuma sehbahasının üstünde duran liri alır ve itina ile mandallarını ayarlar, tellerinden bir kaç deneme tınısı çıkartır sonra sevgili annesi, babası ve amcasından ona kalmış bahçesindeki çiçeklerine, hafif hüzünlü, daha çok melankolik bir şarkı çalmaya başlar.

 

Ozanların canı yanmaz
Hiçbir şey hissetmiyorum, ne zaman öğreneceğim
Acıyı sindirmeyi

Parti olduğunda çağırdıkları benim
Çağırmak için kapıma dayanırlar, tokmağını kırıncaya kadar döverler
Sevgiyi hissediyorum, sevgiyi hissediyorum

Bir, ki, üç, çak
Bir, ki, üç, çak
Bir, ki, üç, çak

Sızıncaya kadar çalalım, oynayalım

Avizeden sallanacağım, avizeden
Sanki yarın yokmuş gibi çalacağım
Sanki hiç yokmuşçasına bir kuş gibi gece boyunca öteceğim, dökülen göz yaşlarım kururken hissedin
Avizeden sallanacağım, avizeden

Canımı dişime taktım, dayanamıyorum 
Gecelerim dolsun sabaha kadar çünkü bu gece zor tutunuyorum
Elimden tutun…

 

Brom çalmayı keser. Kaşlarını çatar ve kendince dramatik, düşünceli bir poz verir ve “Bu son kısmı olmadı sanki.”, der ve okuma masasının üstündeki, üzerinde bu şarkının sözleri yazılı olan parşömeni ve tüylü kalemini alır, onun hemen yanında duran küçük, mürekkep hokkasına, kalemi bandırır ve yazar;

 

Canımı dişime taktım, dayanamıyorum hayata tutunuyorum
Gecelerim dolsun Gecelerimi doldurun sabaha kadar çünkü bu gece zor tutunuyorum
Elimden tutun Yardım edin…

 

..diye düzeltme yapar ve tatmin olmuş bir şekilde gülümser. ‘Bu şarkı, akşamki partide acı kavun gibi patlayacak’, diye düşünür ve iyice öğreninceye kadar tekrarlar..

..ve olanlar da o akşam ki partide olur ama Brom Bumblebrim’in bunu anlaması biraz daha sürecektir.

Brom, akşamki partiye hazırlanmak için okuma sandalyesinden kalkar. Tam gidecekken gözü defalarca okuduğu kitaba takılır. Bu kadar çok defa okuduğuna göre, kitaptan hoşlandığı bellidir, ancak kitap birçok teknik ve kültürel hatalarla doludur. Brom, kitabı yazan adamın hayal gücüne saygı duysa da, hayatında bir halfling görmediğinden emindir. Temiz ya da pis, Brom bugüne kadar hiçbir halfling’in bir delikte yaşadığını duymamıştır..

Genç Brom renkli ve cafcaflı parti kıyafetlerini giyerken bir başka şarkıyı da mırıldanır;

 

Seni bana getirsin diye bir şarkı yazdım ki
Beni sana götürdün diye bir şarkı yazdım ki
Bunu bu akşam saatinde çiçeklerine söyledim ki
Gülümse de yanına geleyim..

Olduğun yerde canın sıkılmasın ki
Diye, söyledim sana bu şarkıyı ki
Ben hala buradayım ve seni düşünüyorum ki
Üzülme de yanına geleyim..

Benim adımı sen koydun ki
Çağrıldığım da gelebileyim ki
Mutlu olasın diye bu şarkıyı sana yazdım ki
Hadi beni çağır da yanına geleyim—

 

Kapı tokmağı büyük bir gümbürtüyle vurulmaya başlar ve Brom’un şarkısı yarıda kesilir.

“Vurmayın şu kapıya kıracakmış gibi her geldiğiniz de, yaa!”, diye söylenir genç halfling.

“Broooom! BROM BUMBLEBRİM!..”, diye bağırır biri dışardan.

“..kaç tane ‘Brom’ var bu kasabada ve kaçı bu evde yaşıyor?! Ve neden benim kapıma bi defa da bir kaç dwarf gelmiyor?”, diye söylenmeye devam eder.

Kapıdakiler Brom’un adını defalarca, kapı tokmağı eşliğinde bağırırlar. Öyle ki, genç halfling hazırlanmış bir şekilde kapıya geldiğinde neredeyse birilerini öldürmeye hazırdır. Ama kapıyı açtığında elinde liri, yüzünde ise muhteşem bir gülümseme vardır.

Brom, dışarda bekleyenlerle beraber Greener Kasabasının hanına doğru yola koyulur.

 

Az ilerideki çalıların altından bir hışırtı duyulur. Küçük, karanlık, şekilsiz bir şey, sinsice kıstığı gözleriyle uzun bir süre kalabalığın içindeki Brom’u takip eder. Neden sonra pis bir sırıtışla..

‘Tamam. Bu..!’,

..diye tıslar ve peyda olduğu çalıların altında kaybolur.

 

✱ ✱ ✱

 

O gece Brom ard arda şarkılarını söyler, çalgısını çalar ve handaki yoğun kalabalığı eğlendirir. Neredeyse sabaha, diğer halfling’lerle ve bir köşede oturan birkaç gnome, dwarf ve elf’i eğlendirir.

Yorgunluktan bir kenara sızmadan önce hatırladığı son şey, avizeden sallandığıdır..

..ve sağ kalçası ile baldırının üst tarafından, tam göremeyeceği yerden, sanki bir şeyin onu soktuğu.. ya da ısırdığıdır.

✱ ✱ ✱

 

Brom, müthiş bir baş ağrısıyla uyanır ve evindedir. Eve nasıl geldiğini hatırlamaz ama bu onun için son bir yıla yakın zamandır alışkın olduğu bir durumdur.

İçler acısı bir inlemeyle doğrulur ve istemsizce sağ kalçasıyla baldırının üst tarafındaki, tam olarak göremediği bir noktayı kaşır.

Zorlukla ayağa kalkar ve elini yüzünü yıkar, ıslak ellerini saçlarının arasından geçirerek onlara taranmış izlenimi verir ve mutfağa yönelir. ‘Ih’laya ‘pof’laya bakır demliğe su doldurur ve ocağın üstüne koyar. Sonra ocağın içine birkaç odun ve çıra atıp, çakmaktaşı ve uzun bir demir yardımıyla çıraları yakar. Demliğin kaynamasını beklerken, başını mutfak masasına dayamak için oturur ama bu sadece birkaç saniye sürer çünkü oturduğu gibi tekrar kalkar ve masanın etrafında turlamaya başlar. Neden sonra demlikten keskin bir ıslık sesi gelir ve Brom demliği ocağın üstünden kaldırır ve fincan rafından indirdiği rahmetli annesinin en sevdiği fincana sıcak suyu doldurur, içine şeker atar, karıştırır ve hızlı bir yudum alır.

Genç halfling, elindeki sıcak fincanla ekmek kutusuna gider, önceki günden kalma ekmeği alır, kilere yönelir, döke çarpa iri bir dilim kaşar, üç yumurta, sucuk, çekirdekli erik reçeli kavanozu ve iri bir kaşık dolusu tereyağı ile geri gelir, tencere ve tavaları koyduğu dolaptan geniş ağızlı, yıkaması kolay tavalardan birini çıkartır ve ocağın üstüne koyar. Tereyağını içine atar, yumurtaları kırıp onları da tavaya döker. Bıçaklarını koyduğu çekmeceden çıkardığı kısa çeliği olan bir tanesini alır ve sucuktan cömert bir kaç dilim doğrayıp olmak üzere olan yumurtaların üstüne, yumurtaların sarısına değmeyecek şekilde dizer, baharat kabinine gider, nane, zencefil, çörek otu ve tatlı kırmızı biber tozu kavanozlarıyla geri gelir, masanın etrafında bir tur daha döner ve sucuklu omletin üstüne getirdiği baharatların hepsinden birer çimçik atar, masanın etrafında üç tur atar, tavayı ateşin üstünden alır, günlük kullanım tabaklarının olduğu dolaptan indirdiği geniş, düz tabaklardan birine aktarır, masanın etrafında bir tur atar ve kahvaltısı olan sucuklu omlet, ekmek, kaşar ve çekirdekli erik reçelini yemek için oturur..

Neden sonra Brom, baş ağrısıyla başlayan gününde bir gariplik olduğuna ayılır.

Yudumladığı fincanında çay yoktur!

Sadece şekerli sıcak su..

Hayret ve ‘bir gören oldu mu acaba?’ ifadesiyle sıcak sulu fincanına bakarken, kalkıp masanın etrafında sekiz tur daha atmıştır.

Mahvolmuş bir kahvaltı ile asabı da, morali de bozulmuş olan genç Brom, günün geri kalanını evde bir oraya, bir buraya giderek, ve oturma odası, salon, misafir odası, ikinci misafir odası, yakın arkadaşlar odası, çalışma odası, dinlenme odası, çay odası ve.. mutfaktaki masanın etrafında defalarca tur atmıştır. Dahası, farkında olmadan ikinci kahvaltısını, öğlen yemeğini, ikindi çayını, akşam yemeğini de kaçırmıştır.

“Nooluyo yaa?!”, diye irkilir Brom birden.

Ama kendisine verecek bir cevap bulamaz.

Bu durum ertesi gün de devam eder.

Üçüncü gün uyandığında kendisini, mutfak masasının etrafında turlarken bulur!

Ve tırsar..

Ertesi gün kesin olarak Greener Kasabası revirine gitmeye karar verir ama bu düşüncede bile onu rahatlatan tek şey ‘gitmektir’.

O akşam, farkında olmadan en sevdiği keplerinden biri, kısa pelerinini, topak haline getirdiği bir battaniye, sırt çantası, rahmetli babasından kalma çok eski bir kılıç, amcasından kalma küçük bir gürz ve annesinden kalma liri ile çoktan evinin kapısından çıkmıştır.

Brom, en yakın arkadaşı olan Gamwise Samgee’nin kapısına bir not bırakır ve gecenin karanlığında kaybolur.

Not çok kısadır;

 

Sevgili Gamwise Samgee, beklenmedik ve ne idüğü belirsiz bir iş için, kestiremediğim bir süreliğine gitmem gerekiyor. Evim ve annemin çiçekleri sana emanet.

Özellikle güllerini çok severdi. Onlar günde iki defa su ister; sabah ve akşam.

Sevgilerimle,
Brom Bumblebrim.”

 

 

✱ ✱ ✱

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

< önceki | sonraki >

1 Comments
  • deja nim / June 13, 2020 / Reply

    Yeni bir grup, yeni bir başlangıç.

    Kronolojik zaman çizelgesinde Serenity Home yangınını T-0 (time zero), yani zemin kat olarak düşünürsek, bu grub T-16 (T minus 16), eksi 16 yıl önce gerçekleşiyor.

    Yani Gnine daha 5 yaşında, ailesi hayatta ve Tinker Hills’de yaşıyordur. Laila’da 5 yaşında, annesini bir önceki yıl kaybetmiş ve babasıyla Serenity Home’a yeni gelmiştir. Udoorin 2 yaşında ve annesi hala hayattadır. Bremorel’de 2, Thomas ise 5 yaşındadır ve ikisininde ailesi hayattadır. Lady yeni tapınak sorumlusu olmuştur. Aager 8 yaşındadır ve Drashan sokaklarında hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Inshala daha doğmamış, Merisoul, eski efendisinin yanına yeni çağrılmış ve Ad Ara ile karşılaşmasını daha yeni yaşamıştır. Lorna 8, Moira ise 5 yaşındadır.

    Brom Bumblebrim o gece yola çıktığında 18.5 yaşındadır ve Cora Sleet, Lillias Absentwhot ve Jeina Blond ile karşılaşmasına da daha 2 – 2.5 yılı vardır. Bu sürede Bowling Hills, Endless Watch, Tinker Hills, Ritual Forest, Ogres Foot ve Themaslar’ın kenarından geçecek şekilde Handshake barbarlarının olduğu yere ulaşıncaya kadar, kıtayı neredeyse diklemesine yürüyerek dolaşacaktır.

    İlginç bir şekilde, namını sık duyduğu ve gerçekte çok merak ettiği Serenity Home kasabasına uğramayacaktır. Bit ona “Orada göreceğin bir şey yok. Kuzeyde, tundralarda çok daha ilginç şeyler var.”, diyecek ve her nedense onun Serenity Home’a gitmesine engel olacaktır.

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.