You can enable/disable right clicking from Theme Options and customize this message too.



Book Online

* Please Fill Required Fields *

 

Timeline: Gruba belirsiz bir süreliğine tekrar katılan Darly Dor, kaçırılan Gnine’ın bulunması için onlara yardım etmeye karar verir. Bunun için onları Arashkan’daki high elf’lerin özerk bölgesi olan High Elf Spires’a ve buranın efendisi olan Efendi Philius denen biriyle görüşme ayarlamaya çalışır..

Bu hikayede geçen olaylar
A Bard’s Tale XII, “Tinker This! – II” ile aynı gece gerçekleşir.

 

Büyük Arashkan Şehri, şatafatlı yüksek duvarlarla çevrili, zengin, bakımlı, yüzlerce yıl halkının güvenliğini muhafaza edebilmiş, muhteşem bir şehirdir. Barındırdığı kalabalık nüfusa rağmen temiz, güzel parkları, çeşmeleri, tarihi eserleri, çeşitleri bol pazarları, eğitim, diplomasi, hukuk ve dini temsil eden birçok okul, saray, tapınak ve gösterişli resmi binaları, müzeleri ve toplumun her kesimine hitap edebilecek hanları olan bir şehirdir ve gecenin bir yarısında bu şehrin karanlık, boş sokaklarında yürüyen küçük grup için bu imajı keyifle verecek kadar da kendisine güvenen, gururlu bir şehirdir..

Darly Dor, sessiz, isteksiz adımlarla grubun önünde giderken etrafına ancak içgüdüsel bir temkinle dikkatini verirken gerçekte aklı bambaşka bir yerdedir..

Darly Dor, hayatında annesi dışında belki de sadece bir kişiye karşı hissettiği kadar karmaşık, samimi ve içten duyguları bir anda bir başkası için daha hissetmiştir. Bu, Darly Dor gibi biri için durup düşünülecek bir andır zira bu kişi, aylar önce Themalsar harabelerinde karşılaştığı ilk iki kişiden birisidir. Dahası, dört yüz kiloluk koca, hançer dişli bir kaplanın ağzında parçalanmasını engellemek için, hiç tanımadığı birisini müdafaa etmiş ve onun için çarpışmıştı.

Ta o zamanlar onun muhtemelen bir asilzade olduğunu düşünmüş, ancak genelde asilzadelere baktığı gibi bu kıza bakamamıştı. Hayatında karşılaştığı birçok kıza yaptığı gibi onu tavlamaya da çalışmamıştı.. Bu kız, her nasılsa asilzadeliğin ‘asil’ kısmını almış, gerisini arkasında bırakmış biriydi.. Genç hırsızı vuran da bu olmuştu; bu asil hanımefendinin gerçekte bir prenses olabileceği aklının ucundan bile geçmemişti zira bir prensesin öyle sefil bir harabede ne işi olabilirdi ki?

Büyük bir huşu ile önünde eğildiği kız, herhangi bir prenses de değildi.

Bu, High Woods’un kalbi, muhteşem Bari Na-ammen’in mücevheri ve kendisiyle tanışma fırsatına ve şerefine nail olmuş bütün elf’lerin gözbebeği, Prenses Alor’Nadien ne’den başkası değildi..

Darly Dor handa konuşurlarken bunu fark ettiğinde yerinden fırlamış, herkesin hayret bakışlarını umursamadan ve hiç utanmadan prensesin.. hayır; prensesinin önünde eğilmiş, “Prensesim. Size yapılan haksızlığın farkındayız. Babanızın halkına asla veremediği bir şeyi, varlığınızla siz halkınız için temsil ediyorsunuz; geleceğe dair umut! Ben iyi biri sayılmam, ama tüm benliğimle hizmetinizdeyim ve hizmetçinizim!”, demişti..

Darly Dor, mesleki hayatında arada bir başına geldiği gibi kendisini faka basmış bulduğu olmuştu; haftalarca beraber olduğu kişilerden birinin bir asilzade olduğunu biliyor olması, bu güzel asilzadenin kendisine ‘Lorna’ diye hitap edilmesini istemesine de bir türlü ayılmamış olduğu gibi..

Lorna.. Alor’Nadien ne!

Darly Dor kendi kafasına iri bir odunla vurası gelir. Bu kadar büyük bir şeyin gözünden kaçmış olması, kendisi gibi mesleğinde ilerlemiş biri için tam anlamıyla bir utanç kaynağıdır. O zaman prensesinin kimliğine ayılmış olsaydı, Darly asla kaçmaz, onun yanından da asla ayrılmazdı!

Gün gelir de prenses ile ahmak babası arasında bir taht kavgası olması halinde, Darly Dor kimin tarafında olacağını kati olarak seçmiştir ve bu tercihinin kızın güzelliği, içtenliği, samimiyeti, zarafeti ya da doğal, her hücresinde, her kemiğinde taşıdığı asaleti ile de hiçbir ilgisi yoktur.

Bu seçimi tamamen Grandarelen ile ablası High Lady Angrellen’in, High Woods’un tepesinde oluşturdukları, neredeyse bin yıllık kara bulutlarla, ve prensesin bu iki salağa karşın getirdiği ‘umut’ ile alakalıdır..

Darly başını sallar ve Prenses Alor’Nadien ne’yi, zihnindeki ‘EN ÖNEMLİ‘ler rafına itina ile kaldırır çünkü prensesinin gerçek kimliğine ayılmasıyla beraber, grupta daha önce olmayan, uzun boylu, platin saçlı, gergin suratlı diğer kişinin kimliği de ifşa olmuştur ve prenses ona ‘kuzenim ve ablam’ olarak hitap etmektedir!

Bu kişi, High Lady Anglenna’dır.

 

“Sen.. Sen Anglenna’sın!”, dediğini hatırlar Darly.

Hitap ettiği kadın kendisine, eteğine sıçramış bir çamur lekesine bakar gibi bakmış ve “Bu senin için sadece High Lady..”, demişti.

Darly Dor istifini hiç bozmadan, kadının yüzünü hafızasına kazıyacak şekilde, uzun bir süre süzmüş, sonra soğuk bir ifadeyle “Anglenna!..”, demiş ve bilinçli bir saygısızlıkla ona arkasını dönmüş, bir daha da onu muhatap almamıştı..

Darly, kendisini ‘High Lady’ sanan bu sürüngenle, pek yakın bir tarihte bir defa daha muhatap olacak ve ona sadece üç kelime söyleyecektir. Hiçbir şey olmasa, bu sefil yılanın prensesinin yanında durmasına engel olacaktır.

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

Aager’in zihninde bir ses çınlar!

O.. O BİRİSİNİ ÖLDÜRMEYİ DÜŞÜNÜYOR!“, diye Inshala’nın çığlığı, katışıksız bir panikle Aager’in beyninde yankılanır. Aager istemsizce tökezler ve neredeyse yüzükoyun kapaklanır. Bağlandığı kızla yaptığı daha önceki iletişimler, sakin, heyecanlı, utangaç, meraklı, üzgün, huzurlu, olağanüstü ya da mutlu bir şeylerin mırıltılı şarkısı gibi gelmiştir ona. Aager özellikle onun mırıltılı şarkılarını sevmiştir çünkü bu küçük, sıskası çıkmış kızın gerçekten saf, muhteşem ve göklere uzanan bir şarkı sesi vardır.

Aager sadece kendisini bu çığlığa hazırlamamıştır!

 

Ö.. özür dilerim!“, diye kızın, yerin dibine geçmiş küçük sesi gelir.. “Bi.. birden heyecanlandım.

Aager boğazını temizler.

Hiç bozuntuya vermeden, “Sorun değil, güzelim. Daha yeniyiz bu işte. Zamanla her şey yerine oturacaktır.“, diye düşüncelerini gönderir kıza sakince.

Inshala Frostmane, kıpkırmızı olmuş bir şekilde yere bakarak yürümesine devam eder.

Heeey!“, der Aager kızın zihninde. “Sorun değil, gerçekten.. Şimdi, kim kimi öldürmeyi düşünüyor?

Darly abi!“, diye kızın minik sesi gelir.

“Lanet olsun!..”, diye içinden küfreder Aager ama bu düşüncesini kıza göndermez.

..nedir bu adamın derdi böyle?“, diye Inshala’ya doğru düşünür.

Ördek dudak.. sanırım onu öldürmeyi düşünüyor!

Aager istemsizce ‘fırk’lar zira kızın ‘ördek dudak’ yakıştırması, sesi gibi saf..

..ve paha biçilmezdir!

 

Şu grupta benden daha çok nefret edilen bir başkasının olması ne kadar güzel bir duygu, anlatamam sana.“, diye kendi içinden sırıtır Aager acımasızca.

AAGER FOGSTEP!“, diye Aager’in zihninde ünler Inshala birden.

Aager karanlıkta sırıtır. Gerçekte bu tür konuşmalar, onun hayatında asla yapmadığı bir şeydir. Ne var ki bunu, bu kızla yaptığında ona eğlenceli gelmeye başlamıştır. Kız sanki Aager’e, çalınmış yirmi dört yılını geri vermek için çırpınmaktadır ve bunu da tamamen farkındasız, içgüdüsel bir dürtüyle yapmaktadır.

Aager hayatında olmasını hiç beklemediği bir şeyi daha anlamaya başlamıştır; Aager bu kızla..

 

..mutludur!

 

Neden böyle düşünüyorsun?“, diye asıl meseleye geri döner. “Demek istediğim, bu izlenimin sende oluşmasına sebep olan nedir?

Bakışları..“, der kısık bir sesle Inshala.

Bakışları?

Evet, bakışları.. Themalsar’da benim ona attığım bakışlar bunlar. Ve o, ördek dudaklıya o bakışlarla bakıyor!

Aager yine küfreder..

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

Yapmayı düşündüğün her ne ise, yapma!”, diye tıslar Aager.

Gitmekte oldukları High Spires’a varmalarına fazla bir mesafe kalmamıştır. Arashkan’daki high elf’lerin yüksek, zarif ve şatafatlı kuleleri ve kubbeli binaları, yıldızların ve sokak lambalarının altında hayal meyal, silüetimsi şekiller olarak belirmişlerdir. Aager, kaybedecek daha fazla vakitleri olmadığını düşünerek sessizce Darly’nin yanına sokulmuş ve kulağına fısıldamıştı.

Darly, herhangi bir alınma ya da ‘neden bahsediyorsun?’ ifadesi göstermeksizin, “Felishia Fremier’in kim olduğunu bilir misin, kesici..?”, diye horlar Aager’i.

Aager, kendisine bir ‘kesici’ denmesinden alındıysa da bunu herhangi bir şekilde yüzüne ya da duruşuna yansıtmaz. “Hayır, bilmiyorum.”, der sakince.

Darly Dor’un yüzü çirkinleşir.

KAPA ÇENENİ O ZAMAN, SENİ SALAK İNSAN BOZUNTUSU VE KENDİ İŞİNE BAK!“, diye tükürür yere, adımlarını hızlandırır ve High Spires’ın girişinde bekleyen çelik zırhlar içerisindeki high elf muhafız mangasına yaklaşır.

 

FELISHIA FREMIER’İ HATIRLA..

..diye kendi kendine mırıldanan Darly, muhafızların on beş adım yakınına gelince durur.

Uzun boylu, keskin, geometrik yüzlü bir muhafız da öne çıkar ve temkinli adımlarla gruba ve Darly’ye yaklaşır.

Darly muhafızın apoletlerine bakar ve, “Manga komutanı..”, diye başını ona doğru hafif bir açıyla eğerek selamlar.

Genç hırsız, elleri açık ve görünür bir şekilde komutanın önüne, iki kılıç mesafesine kadar gelir, sonra açık ellerini yavaşça, çaprazlamasına göğsüne bağlar ve elf’lere özgü selamı da verir.

Manga komutanı, önünde duran bu genç kimdir çıkaramaz ama sanki onu hayal meyal bir yerlerden hatırlıyor gibidir.

“Genç efendi için ne yapabiliriz acaba?”, diye sorar.

“High Spires Efendisi Philius’a, kendisinin birkaç yıl önce kaybettiği çok önemli bir belge ve bazı hediyelerle ilgili görüşmek istediğimi iletir misiniz, komutan?!”

Manga komutanı, bir kaşı kalmış bir şekilde önünde duran genci, ve grubun diğer üyelerini süzer.

Neden sonra gence başıyla o da selam verir.

“Kimin geldiğini sorabilir miyim, efendim?”, diye sorar önünde duran gence temkinli bir nezaketle.

Darli Dor bir an durur. Sonra derin, isteksiz bir nefes alır ve kendisini manga komutanına tanıtır.

“Oğlu Darlius..”

 

 

 

 


 

 

 

 

< önceki | sonraki >

1 Comments
  • deja nim / July 16, 2020 / Reply

    Kısa olmakla beraber, içerik yoğunluklu bir hikaye oldu bu.

    Biz insanlar, mantığımızla ne kadar övünürüz. Bizleri hayvanlardan ayıran en belirgin farkımızın bu olduğunu düşünürüz. Hal bu ki, bizleri harekete geçiren gerçek dürtülerin mantık kamuflajına bürünmüş katışıksız duygular olduğunu nadiren fark ederiz.

    Kin, nefret, sevgi, saygı, aşk, yalnızlık ya da haksızlığa uğramışlık duygularının gerçekte bizleri mantıktan çok daha fazla motive ettiğini göremeyiz. Görsek de güttüğümüz yolu nadiren değiştiririz. İşin ironik tarafı, fark ettiğimiz şeyi ise değiştirmek yerine, onu rasyonelleştirmeyi tercih ederiz.

    Garip, ama doğru.

    Şahsen, hayvanlara benzer yanlarımızın olduğunu, ya da hayvanlardan geldiğimizi hiçbir zaman düşünmemişimdir.

    Hayvanlar dürtülerini rasyonelleştirmeye çalışmazlar!

    Bunu sadece ‘insan’ yapar..

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.