You can enable/disable right clicking from Theme Options and customize this message too.



Book Online

* Please Fill Required Fields *

 

Timeline: Grup Arashkan’a ulaşmıştır ancak bu büyük şehre varmaları sonrası beklenmedik bir gelişme yaşarlar; Gnine Tinkerdome kaçırılır! Onu bulmaya çalışan kahramanlar, bir başka beklenmedik ile daha karşılaşırlar; aylar önce ellerinden kaçan Darly Dor..

Bu hikayede geçen olaylar
Gemini, “Slo-mo”‘dan birkaç gün sonra,
A Bard’s Tale XII, “Tinker This! – I” ile aynı gece gerçekleşir.

 

Aager içeriden gelen gürültüyü farkındasız bir içgüdüyle değerlendirir..

Edindiği bulguların, asgari tehlike eşiğini geçmediği kanaatine varınca da önünde duran kapıyı gereğinden sadece birazcık daha şiddetle iter ve içeri girer.

Hemen arkasında duran Laila, burnuna gelen sulandırılmış içki, bayat ekmek, küflenmiş kaşar, yağlı et, yıkanmamış, iç bunaltıcı ter ve keskin, beklemiş kusmuk kokularıyla bir anda muhatap kalınca yerinde tökezler.

Udoorin ise kapının önünde durur ama içeriye girmez. Durduğu yerde iri cüssesiyle diğerlerinin içeri girmesine engel olur..

.. ve belki de ilk defa Lorna’nın hayret bakışlarına, çatık kaşlarla karşılık verir ve kati bir sesle “Hayır.”, der.

Sonra Lady’ye bakar, “Lady, bence sizler geride beklerseniz daha iyi olur. Hepimizin girmesine gerek yok.”

Lady bir kaşı kalkmış bir şekilde Udoorin’in bu beklenmedik tavrı karşısında durur, içinden gülümser ve “Hadi kızlar. Belli ki burası bizlere uygun değil..”, der.

İlk defa muhatap olduğu bu davranış karşısında biraz alınan Lorna ise yine içeri girmek için bir adım atar ancak iri genç bir eliyle onun yolunu keser.

“Lorna.. Lütfen. Burası senin için uygun bir yer değil.”, der aynı kati sesle. Sonra başını kaldırır ve Anglenna’ya seslenir.

“Haş Teyze. Lütfen hanımefendiye neden böyle bir yerde görünmemesi gerektiğini anlatır mısınız?”, diye rica eder.

Lorna fena halde bozulur!

“Neden sen anlatmıyorsun? Daha önce fakir hanlarda kaldım..”, diye fena halde içerlemiş olan prenses, Udoorin’in bu olağan dışı tavrı karşısında inatlaşır.

“Çünkü..”, der Udoorin, sesini olabildiğince alçaltarak, “..burası fakir bir han değil, kötü bir han ve düşünüyorum ama böyle bir yerin hakkını verebilecek nazik kelimeleri bulamıyorum.”

“Çocuk haklı. Senin de, benim de, Tapınak Koruyucusunun da böyle sefil bir yerde işi olamaz. Her nereye kaybolduysa, o başına buyruk iblisin dahi böyle bir yerde işi yok! Küçük kızın ise bu saatte dışarıda bile olmaması gerekiyordu..”, der Anglenna arkadan.

“Ama Lady Laila’nın işi var..”, diye küskün bir ifadeyle Udoorin’e arkasını döner Lorna.

Udoorin, kız uzaklaşamadan ona uzanır ve olabildiğince nazik bir şekilde elini yakalar ve kızı kendine döndürür.

Sevdiği kızla göz göze gelecek şekilde eğilir ve, “Lorna.. Lütfen.. Bu Aager’in en iyi bildiği iş. Laila ise bir lady değil, bir izci.. Ona ‘lady’ diye hitap ederek gerçekte kendisine bir iyilik yapmış olmuyorsun. Laila bir izci.. Onun sahip olduğu tek sıfat ve ihtiyacı olan tek iltifat da bu. Ve o daha on altı, Bremorel ise on iki yaşında eğitilimlerine başladılar.. İzciler her koşul için eğitim alırlar. Eminim bunu sen benden daha iyi biliyorsundur. Ben daha çok şehir koşulları için hem babamdan, hem de Aager’den eğitim aldım, buna rağmen sadece bir yedek olarak dışarıda beklemeyi tercih ediyorum çünkü kendime bu konuda daha güvenmiyorum. Burası, balta ve glavye ile çözüm arayabileceğimiz bir yer değil.. Burası, birilerinin izinsiz bir şekilde sana elini uzatıp sahiplenmeye kalkabileceği türden bir yer. Sence bunun olması halinde buradaki herkese benim ne yapacağımı sanıyorsun?”, der ciddi bir sesle.

Udoorin sesini daha da alçaltır, Lorna ile neredeyse burun buruna gelecek kadar ona yaklaşır ve kızın yanan, yeşil gözlerinin içine bakar. “Ben seni ilk gördüğüm andan itibaren elini tutmak istedim. Ancak aylar sonra ve sadece senin müsaadenle bunu yapabildim. O an, benim için hayatımda yaşadığım en kutsal andı.. Sence içerideki kendini bilmez sarhoşların bu iznin gerekliliğini bilecek kadar medeni olduklarını mı düşünüyorsun? Bizim bilgiye ihtiyacımız var. Dikkat dağıtacak, senin kadar güzel ve iyi niyetli bir kıza ya da bunun sonucunda ortada paramparça edilmiş cesetler bırakacak, benim gibi aklını kaçırıp delirmiş birine değil..”

 

Lorna başını eğer..

 

Bir süre sessizce durur, sonra yumuşak sesiyle “Peki.”, der ve diğerlerinin yanına gider.

High Lady Anglenna’nın platin renkli kaşlarından biri hayret ifadesiyle yukarı fırlar.

Bu, prensese birisinin belki de ilk defa ‘Hayır’, deyişidir.

Ne var ki High Lady’yi hayrete düşüren gerçek sebep bu değildir.

Bu, prensesin inadının ilk defa bu kadar seri ve kati bir şekilde yenilgiye uğratılışına müşahede edişidir.

Anglenna ister istemez, ‘çocuk’ diye hitap ettiği gence bakar ve gerilmiş dudakları, beklenmedik bir takdir ifadesiyle gülümser. Belli ki prenses hazretleri kendisini, saray dışında gördüğü ilk iri, kaslı, genç bir ahmağa bağlamamıştır. Evet, çocuk gerçekten iri, kaslı, genç ve muhtemel de bir ahmaktır ama herkese vermeye çalıştığı izlenim kadar değil ve ‘prensesinin’ iyiliğini kendisinden çok daha önde tutmaktadır..

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

Aager, Laila’yı dürter ve ikiside pis kokulu, duman altı olmuş hanın içine doğru süzülürler.

Laila, kıdemli bir izci olması dolayısıyla birçok yere gitmiş, birçok farklı ortamda bulunmuş ve bunların bazıları gerçekte pek de hoş olmayan mekanlar olmuştu. Ne var ki aldığı hiçbir eğitim, yaşadığı hiçbir tecrübe onu bu kadar sefil ve pis bir yere hazırlamıştır.

Laila içinden akıl almaz bir ‘Ohaa!’ savurur ve ‘insan’ denen ırkın gerçekte ne kadar pis olabileceklerine hayret eder..

..ve bir anda kendisini, belki de hayatında ilk defa bir elf olarak görmüş olduğuna ayılır!

Laila bir şeye daha ayılır..

..ve yavaşça Aager’e döner.

“Bu yüzden ağzını ve burnunu kapatıyorsun!”

Aager’in yarı örtülü yüzünün altından sırıttığını gözleri ele verir.

“Ne sanmıştın? Kendimi tanınmak istemeyecek kadar önemli biri olarak gördüğümü mü? Ben de seni zeki sanırdım, izci onbaşı.. Oldum olası hassas bir burnum olmuştur ve burası foseptik çukurundan beter kokuyor. Bu han, Drashan’daki sıçanları bile kaçırtır!”, der ve hiç sektirmeden, boş bulduğu en yakın tabureyi kaptığı gibi, var gücüyle üç masa ileriye doğru fırlatır!

Üç masa ileride oturan, ellerinde köşeleri kırpılmış kartlara ve ortalarında birikmiş gümüş sikkelere yoğunlaşmış kalabalıktan biri, muhteşem bir devinimle yerinden fırlar, kendisine fırlatılan tabureyi nazik denebilecek kadar zarif bir hareketle kenara iter,

LANET OLSUN! YİNE Mİ SİZ?!” diye ünler..

..ve elindeki oyun kartlarını etrafa saçarak hanın gerisine, yoğun dumandan dolayı hayal meyal görünen küçük, arka kapısına doğru kaçar.

 

Laila gördüğüne inanamaz.

Bu, Darly Dor’dan başkası değildir!

Aager, genç, yakışıklı hırsızın peşine takılır. Bir saniyelik gecikmeyle Laila da harekete geçer..

 

Aager, kalabalığın arasından bir yılan gibi sıyrılırken, Laila bildiği yek yöntemi kullanır; tekme, dirsek ve önünde beliren iri bir dayakçıya, olduğu yerden sıçrar..

..ve yakında bulunan herkesin duyabileceği, ürkütücü bir şekilde tatmin edici, etli, tok bir sesle..

..kafasını gömer!

 

Kendisinden en az kırk parmak daha boylu, muhtemelen de altmış kilo daha cüsseli dayakçı, başından vurulmuş bir öküz gibi yere yığılır..

Aager’den keskin bir küfür duyulur zira Darly arka kapıdan çoktan çıkmış ve çok iyi bildiği Arashkan’ın karanlık, arka sokaklarında kendisini kaybettirmiştir.

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

Laila yerle bir ettiği dayakçının üstünden atlar ve Aager’in peşinden dışarı fırlar..

Darly ellerinden bir sefer kaçmıştır ve bu, kendisi gibi bir izci için zaten bir yüz karasıdır ve sicilindeki tek lekedir.

Laila bunun tekrarlanmayacağından emin olacaktır.

Attığı kafadan ve Darly ile beklenmedik karşılaşmasından dolayı hafif gözü dönmüş izci bir anda önünde duran Aager’e çarpar!

 

Laila, yüzünde oluşan hayret ifadesiyle yerde yatan bir Darly, ve tam anlamıyla onun tepesine inmiş, kuzguni kanatları gerilmiş bir de Merisoul bulur!

..ama kızın yüzünde olağan, saf gibi görünen ifadesi kaybolmuş, müthiş bir hiddetle Darly’nin yakasına yapışmış, genç hırsızı haşlamaktadır..

“Seni şapşal şey! O kadar ince planlar yaptım, o kadar uğraştım, ne diller döktüm kaçman için.. VE SEN GELE GELE BURAYA KADAR MI GELDİN?! SANA O KADAR KIZGINIM Kİ, SENİ ŞURACIKTA ALASIM VAR!

Laila şok olmuş bir şekilde önünde duran Darly’ye ve tepesine çökmüş olan succubi melezine bakar, bunları duyduklarıyla ve Darly’nin kaçtığı zamanki Merisoul’un o zaman anlam veremediği bazı ifade ve davranışlarını, daha sonrasında ise konuya neden tamamen umarsız kalışını bir araya getirir.. ve bazı gerçeklere ayılır!

“Sen.. Themalsar’da Darly’nin kaçmasına sen yardım ettin!”, diye ünler..

..ama Merisoul onu duymaz ve Darly’yi yakmaya devam eder.

Aager ise boğazını temizler ve “Merisoul. Yediğin.. umm.. haltı daha da bir ifşa etmesen..”, diye sessizce kızı uyarmaya çalışır ancak sepet çoktan devrilmiş, içindeki yumurtalar da kırılmıştır.

“Ve sen.. sen de bunu biliyordun!”, diye fena bir şekilde kızmış olan izci, kısılmış gözlerle Aager’e bakar.

“Neden bahsettiğin hakkında hiçbir fikrim yok ve soran herkese de söyleyeceğim budur.”, diye sert bir şekilde cevap verir Aager. “Ancak bu salağı geri götürmemiz halinde kasabada ona ne yapılacağını sen de çok iyi biliyordun. Ve ikimiz de gerçekte senin de onu kasabaya götürmek istemediğini biliyoruz. Kuzenin İzci Onbaşı Morel’in tavrına karşı azıcık cesaret gösterebilseydin sen de bunu açık bir şekilde ifade edebilirdin.”

“Bunu bizden saklamaya hakkın yoktu!.. Ve sen Bremorel’i anlayacak kadar insaflı değilsin!”, diye dişleri arasından hırlar Laila.

“İzci Onbaşı Laila. Serenity Home kasabasın güvenliği söz konusu olduğunda, ikimiz arasındaki fark nedir, biliyor musun?”, diye sakin bir üslupla sorar Aager, önünde duran izciye ama herhangi bir cevap beklemeden devam eder.

“Senin aksine, benim sana herhangi bir şekilde hesap vermem gerekmiyor ve ‘insaf’, mesleğimin ön koşulları arasında yer almıyor!”, der ve Merisoul ile Darly’ye döner.

Aager yere çömer ve Darly’ye “Kaçmaya çalışmayacaksın değil mi?”, diye az evvelki soğuk ifadesiyle sorar.

“Themalsar’da olduğu gibi tekrar kafama tekme atmayacaksan, hayır. Atacaksan— “, diye başlar, ancak bir anda fikrini değiştirmişcesine, “Aslına bakılırsa ben yerimden son derece memnunum!”, der Darly, üstüne oturmuş olan, uhrevi güzellikteki succubi melezine arsızca sırıtarak.

Merisoul’un kaşları biraz daha çatılır..

Neden sonra alt dudağını pörtletmiş bir şekilde ayağa kalkar, Darly’nin bacağına küçük, çıplak ayağı ile bir tekme atar, “Aptal şey!”, der, kollarını göğüslerinin altında bağlar ve genel olarak erkekler ve salaklıklarıyla ilgili bir şeyler söylene söylene gider.

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

Merisoul, hanın önünde ve biraz uzağında bekleyen grubun diğer üyelerine doğru yaklaşır. Yüzünde fena bir hakarete maruz kalmış bir ifadeyle, kollarını bağlamış olarak onların yanından geçer.

“Bunun nesi var böyle şimdi?”, diye sorar Udoorin, şaşkın bir şekilde.

Merisoul ona döner ve haşin bir şekilde tıslar!

“Bakın içerideki çöplükte ne bulduk!”, diye Laila’nın sesi duyulur ve hanın arkasından izci onbaşısı belirir. Kızın yüzünde, ancak horlanmış bir kadında görülebilecek bir ifade vardır.

Onun arkasından Aager belirir.

Aager, birisini kolundan tutmuş onlara doğru gelmektedir.

Gelen dördüncü kişi Darly Dor’un ta kendisidir.

Herkes hayret içerisinde Darly’ye bakarken Udoorin’in ağzından, bayanların yanında asla kullanmadığı bir şey kaçar;

“Shit!”

Laila ona döner ve yüzündeki ifadenin tamamını Udoorin’e yöneltir.

“Sen de mi biliyordun?”, diye sorar kindar bir şekilde.

“Umm.. Neden bahsettiğini bilmiyorum ve soran olursa da herkese— “, diye başlar ama Laila’nın suratı daha da çatılınca susar.

“Belli ki Efendi Aager sana yalan söylemeyi de öğretmiş! Kendinden utanmalısın!”, diye tıslar Udoorin’e.

Udoorin’in yüzü kızarır.

 

“Eee.. Ne istiyorsunuz benden?”, diye sorar en sonunda Darly.

“Gnine bu sabah The Rundown pazar yerinde kaçırıldı. Sen bu şehri biliyorsun. Onu bulmamıza yardım edeceksin!”, diye kati bir şekilde konuşur Aager.

Darly bir an Aager’e öylece bakar. Sonra istemsizce ‘hık’lar, ardından da bir kahkaha atar.

“O salak cüce kimin ne işine yarar ki? Kurtulmuş oldunuz işte!”, diye tekrar kahkahayı basar..

Laila patlar!

Bulundukları karanlık, kuytu sokak, beklenmedik bir şaklama sesiyle yankılanır ve Darly, yüzünde beş parmaklı bir tokat iziyle kendisini yerde, kıçının üstünde bulur!

Aager’den acımasız bir ‘fırk’lama duyulur.

“Bunu hak ettin, biliyorsun değil mi?”, der maskesinin altından mutlu bir sesle.

“Evet. Sanırım hak ettim.. Dayağı yediğime göre..”, diye onaylar Darly, sakin bir şekilde.

“Ayrıca kadınlara asla neden, diye sormam! Şimdi.. Beni haşlamanız ve dayaklarınız bittiyse..”, der yakışıklı hırsız, “..öncelikle burada bulunan iki kişiye birer özür borçlu olduğumu düşünüyorum.”

Genç, yakışıklı hırsız oturduğu yerden Laila’ya bakar. “Güzel bayan, hafzalımın bir türlü almadığı bir şeye gülerek hata yaptım. Belli ki cüce senin için önemli. Yersiz davranışım için özür dilerim.. Güldüm çünkü ben buyum ve ancak bu şekilde çıldırmadan yaşadığım birçok şeyin üstesinden gelebiliyorum..

Benden hoşlanmanı ya da bana saygı duymanı beklemiyorum, ama en azından aramızda göreceli bir barışın da olabileceğini düşünüyorum..

Ancak beni yine zorla kasabanıza götürmeyi düşünüyorsan, sana samimi olarak söyleyebilirim ki hiç beklemediğiniz bir anda tekrar kaçacağım ve beni bir daha da göremeyeceksiniz zira burası bir orman değil, Arashkan. Senin anlayacağın, burası senin değil, benim ormanım ve burada benim kurallarım geçerli. Ve burası benim çok iyi bildiğim bir orman.

Bunları senin kadar güzel ve yetkin bir bayanı kendime düşman etmek için söylemiyorum. Sadece olabildiğim en dürüst halim bu ve sana oyunun kurallarını söylüyorum, o kadar..”, der sakince.

Laila duydukları karşısında sesini çıkarmaz ama başıyla yakışıklı hırsızı ‘öyle olsun bakalım.. şimdilik..’, der gibi onaylar.

İzci kızın onayından aldığı güçle Darly yavaşça ayağa kalkar, elleriyle pantolonun tozunu döver, üstünü başını düzeltir, bir elini saçlarının arasında gezdirerek onlara taranmışlık izlenimi verir..

..ve en az beklenen bir diğer kişinin yanına yaklaşıp önünde eğilir.

“Sevgili Inshala Frostmane. Biliyorum, ilk karşılaşmamız pek de iyi koşullar altında olmadı. Ama şunu kati olarak bilmelisin; benim Efendi Cathber’in ölümüyle uzaktan yakından hiçbir ilgim yoktu. Buna, hayatta en sevdiğim kişi olan annem üzerine yemin ederim zira Efendi Cathber’i şahsen tanımasam da, Loncamız tanırdı ve saygı duyardı. Ayrıca bilmeni isterim ki, onun ölümünden sorumlu olduğunu düşündüğümüz bütün kesicilerin, görüldükleri yerde öldürme emrimiz var ve bizler de bu emri aylardır büyük bir mutlulukla uyguluyoruz.. Sekizi bana ait olmak üzere toplam otuz altı kesiciyi öldürdük.”, der kendisinden beklenmeyecek bir ciddiyetle.

“Bununla beraber, Themalsar’da sana varlığımla acı çektirdim ve bundan dolayı tüm kalbimle senden de özür dilerim. Yine de, size arkadaşınız konusunda yardım edebilmem için özrümün kabul edildiğini bilmem gerekiyor. Yoksa dayaklara hemen başlasanız iyi olur çünkü bir adım daha atmayacağım ve tek bir kelime daha da etmeyeceğim!”, der kati bir sesle.

Inshala, sanki üç ay öncesine geri gitmiş, efendisinin kesilmiş cesedini tekrar görmüş ve geri gelmiş gibi çekilmiş, solgun bir ifadeyle önünde başını eğmiş olan Darly’ye bakar. Uzun bir süre dolu gözlerle sessizce onu süzer. Sessizlik ancak yanaklarından yaşları süzülünce bozulur.

Kız, iç dağlayan hıçkırıklarla ağlamaya başlar..

 

Aager, Inshala’ya yeltenir ama birisi ondan önce davranır; karanlığın içinden Merisoul belirir ve kızın arkasından, kanatlarıyla onu koza gibi tamamen sarar.

Kozanın içinde ona, kendisinin dahi nasıl olduğunu tam olarak anlayamadığı bir sevgi ve şefkatle sarılır ve anca duyulur bir fısıltıyla, “Kabul et, bebeğim.. O salağı benim de dövesim var ama ondan, şimdi sana söylediklerinden daha samimi herhangi bir şey duymayacaksın!”, der.

Kız sakinleşinceye kadar Merisoul onu bırakmaz ve ancak kendisini toparlayınca kanatlarını açar, sonra geldiği gibi yine karanlıkta kaybolur..

Inshala derin bir nefes alır ve loş sokağın karanlığında, “Özrün kabul edilmiştir, Darly abi..”, diyen boğuk sesi duyulur..

“Teşekkür ederim.”, der Darly özlü bir şekilde.

“Şimdi.. bana anlattıklarınızdan sonra onu götürmüş olabilecekleri sadece bir yer düşünebiliyorum, o da Arashkan Arenası’dır. Sorun şu ki, oradan kimse özgürlüğünü kazanmadan çıkamaz..”

“Eee? Ne yapacağız o zaman?”, diye telaşlı bir şekilde sorar Laila.

“Yapacak bir şey yok!”, diye cevap verir Darly.

“Ne demek yapacak bir şey yok?”, diye harlar Laila. “Baş vurabileceğimiz, şikayet edebileceğimiz, bize yardım edebilecek kimse yok mu bu lanet şehirde?”

Darly uzun bir süre sessizce izci onbaşısına bakar ama sesini çıkarmaz.

“Ağzındaki baklayı çıkarsan iyi olur.”, diye Aager’in sessiz hırıltısı duyulur. “Aklına bir şey geldi. Belli ki hoşuna giden bir şey değil bu, ama yine de geldi!”

“Lanet olası herif! Çeneni tutmasını öğrenmelisin!”, diye küfreder gibi Darly’de hırlar.

“Bir Tapınak Muhafızı ile benim aramdaki farkın ne olduğunu bilmek ister misin?”, diye soğuk bir şekilde sorar Aager.

“Öğrenmek üzere olduğuma dair bir his var içimde!”, diye hırçın bir ifadeyle söylenir  Darly.

Aager cevap vermez.

Darly bir daha küfreder, sonra “Evet. Yardım edebileceğini düşündüğüm bir kişi var.. Ne kadar edebilir herhangi bir garanti veremiyorum ama hiç olmazsa istediğimiz tüm bilgileri bize tedarik edebilir.”

“Kim?”, diye Lady’nin sesi gelir.

“Philius.. Kendisi High Spires’ın efendisidir.”, der Darly, yüzünde çirkef bir ifadeyle.

High Lady Anglenna olduğu yerde bir an irkilir ama bunu sadece bir kişi farkeder..

 

“Tamam o zaman, ona gidelim..”, diye atlar Laila.

“Hayır!”, der Darly kati bir şekilde. “Onun yanına bu şekilde giderseniz elf’ler sizi içeri bile almazlar. İçeri zorla girmeye kalkarsanız da sizi öldürürler ve bu konuda şehir hiçbir şey yapmaz çünkü orası Bari Na-ammen’in toprağı sayılan özerk bir bölgedir. Orada sadece elf’lerin sözü geçer.. Önce kaldığınız yere gidelim. Hepinizin bi yıkanıp, üstünüzü başınızı düzeltip, ütüleyip, taranıp, cilalanmanız lazım.”

 

Grup, kısa bir bekleyişten sonra kaldıkları hana doğru yola koyulur.

Darly, Aager’e doğru fısıldar.

“Eeee? Neymiş seninle bir Tapınak Muhafızı arasındaki fark? Merak ettiğimden sormuyorum. Sadece herhangi bir benzerlik göremiyorum.”

Aager yine cevap vermez.

Neden sonra, “Sen bunu düşünürken, neden bana bu Philius denen elf’den nefret ettiğini anlat!”, der sessizce.

 

 

 


 

 

 

 

< önceki | sonraki >

1 Comments
  • deja nim / July 13, 2020 / Reply

    Darly Dor ile beklenmedik bir şekilde tekrar karşılaşan grubun, o anki yaşadıklarını anlatan kısa bir hikaye oldu bu.

    Bazı replikleri, davranışları ve duyguları ifade ederken biraz zorlandım, bazılarını ise tamamen kaldırmak zorunda kaldım zira Darly yakışıklı, kadınları tavlama konusunda fevkalade becerikli bir hırsız olmakla beraber, kızdığında ortaya koyduğu sokak ağzı da bir o kadar zengin bir genç.

    Hikayeyi, okunabilir olsun diye de biraz kısa tuttum. Umuyorum ki bir sonra ki post’da, hikayenin devamı gelecek.

    Vin Diesel’in, Fast and Furious 6 daki uçan kafa gömme hareketine bayılmıştım. Serinin o bölümünde hoşuma giden de tek şey buydu. Bunu bir yerlere mutlaka koymam lazım diye ne zamandır düşünüyordum. Bir ara bunu yapsa yapsa Bremorel Songsteel yapar, ya da cüssesi itibariyle Udoorin, diye düşündüm.. Ama bir açıdan beklenmedik, bir başka açıdan ise, tamamen olası birisi geldi aklıma: Laila Wolvesbane!

    İşin ironik yanı, girdikleri pis handa gördüklerinden dolayı elf yanını tutan Laila, iş birisini ivedilikle devirmeye gelince, insan yanını kullanmasıydı.. Şimdi bile Laila’nın o uçan kafa gömme hareketini yapışını hayal ediyorum ve, evet, bunu Laila’nın yapmış olması muhteşem olurdu, diyorum.

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.