You can enable/disable right clicking from Theme Options and customize this message too.



Book Online

* Please Fill Required Fields *

 

Timeline: Dimwoods’da görevleri sona eren Bremorel ve Thomas, Serenity Home’a geri dönerler. İlgili mercilere gerekli raporları verdikten sonra, kendi hayatlarını kurma vaktinin geldiğini düşünür ve geçmişin geleceğe emanet ettiği bir sevgiyle evlenmeye karar verirler.

Bu hikaye
Evim yok..“tan yaklaşık üç hafta sonra yer alır..

 

Morel abla.. Morel abla geldi!”, diye heyecanla fısıldar çocuklardan biri.

“Hade lem ordan”, diye dalga geçer diğer bir çocuk. “O bi izci onbaşısı.. Buralara gelmiyo o artık.”

“Ne fiskos yapıyonuz siz?”, der üçüncü çocuk. Bu on bir yaşlarında bir kız çocuğudur.

“Morel abla geldi demin. Gözlerimle gördüm.” der aynı heyecanla birinci çocuk.

“Niko haklı.”, der küçük kız. “O artık gelmiyo buralara ki. Ayrıca ona ‘Morel’ demesen iyi olur. Onun adı ‘Bremorel’.”

“Niye ki?”, diye sorar birinci çocuk.

Adı Niko olan ikinci çocuk, birincisine esefle başını sallar.

Küçük kız ise ilk çocuğa küçümser bir ifadeyle bakar.

“Ona ‘Morel’ diye sadece Efendi Thomas hitap edebilir. Hiç bişi bilmiyo musun sen?”

“Bilmem!”, der şaşkın ve pek de bir şey anlamamış bir şekilde birinci çocuk. Sonra frensiz bir şekilde devam eder, “Geldiğini gördüm, ‘Morel abla..’, diye yanına koştum. Bana gülümsedi ve saçlarımı karıştırdı.”, der, ve delil kabilinde dağılmış koyu kumral saçlarını işaret eder, yüzünde hayran olmuş bir ifadeyle.

Niko ve küçük kız birbirlerine bakarlar.

“Yalan söylüyo bence.”, der Niko omuzlarını silkerek.

“Evet, bence de.”, diye Niko’yu onaylar kız. Sonra, aralarında en küçüğü olan birinci çocuğa döner ve yumruklarını beline dayamış bir şekilde, “Kalben. Yalan güzel bişi değil.. Yalan söylememelisin.”, der kaşları çatılı bir şekilde.

“Ben yalan söylemiyom, tamam mı?”, diye hışımla cevap verir küçük Kalben.

“Bence de Kalben yalan söylemiyor..”, der yumuşak bir ses.

Üç çocukta yerlerinden sıçrar ve arkalarını dönüp baktıklarında, karşılarında İzci Onbaşı Bremorel’i bulurlar.

“Merhaba Niko, Merien..”, diye gülümseyerek diğer iki çocuğu da selamlar İzci Onbaşı Bremorel.

“Efendi Thomas’ı arıyorum ama kendisini bir türlü bulamıyorum. Her nasılsa olduğunu söyledikleri yere gittiğimde, herkes bana ‘az evvel ayrıldı’ diyor. ‘Sanki benden kaçmaya çalışıyor’, diyeceğim ama, bunun için artık çok geç olduğunun kendisi de farkına varmış olması lazım..”, der Bremorel, hafif mutlu, hafif muzır ve çok hafif de pembeleşmiş bir yüz ifadesiyle.

Kalben önce Niko ve Merien’e ‘Yaaa, ben size dediydim’ bakışı atar, sonra sesini alçaltarak konuşur, “Efendi Thomas, Demos babamızın kaybından dolayı hala çok üzgün. Bizde öyleyiz. Demos babamızı çok severdik.. Ama sizin adınızı da ağzından hiç düşürmüyor. Sanırım sizi çok sev—”, diye devam ederken, son kısmından dolayı Merien’den içi tehdit dolu bir dirsek yer.

Küçük Kalben neden dirseği yediğini biraz geç anlar. Yüzü kıpkırmızı kesilir ve yere bakarak devam eder, “Şu anda da Tapınağın altındaki karanlık lahitlerde, Demos babamız için dua ediyor.”, diye mırıldanır.

“Anlıyorum..”, diye, daha çok kendi kendisine söylenir, izci kız.

Sonra, “Teşekkür ederim genç efendi Kalben, bir izci onbaşı’ya yol gösterebilecek kadar bilgesin.”, der, küçük çocuğun yine saçlarını dağıtır ve kendisinin de çok iyi bildiği Serenity Home yetimhanesinden ayrılır.

 

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

 

Bremorel sessizce uzun, sığ aralıklarla yerleştirilmiş meşalelerden dolayı loş kalmış merdivenlerden aşağı süzülürken ister istemez Themalsar harabelerinin altındaki zindanları hatırlar ve içi ürperir. Kuzeni Laila gibi kendisi de hiçbir zaman lahitlerden ve mezarlıklardan hoşlanmamıştır ve bunun sebebi ikisi için de muhtemelen aynıdır; ikisi de çok sevdikleri birilerini, çok küçük yaşta kaybetmiştir ve lahitler ve mezarlar her ikisine de kayıplarını hatırlatır..

“Daha ne kadar oyalanacaksın o merdivenlerde?”, diye bir ses yankılanır aşağıdan.

Bremorel istemsizce irkilir ve hafif kaşlarını çatar..

..ama devamını getirmez.

Aynı sessiz adımlarla aşağı kadar iner ve karşısına çıkan büyük, ağır, çift kapının aralanmış yarısından içeri girer.

İçerisi, olacağını sandığı kadar soğuk değildir ama Bremorel yine de üşüdüğünü hisseder. Girdiği yer, bir oda değil, kocaman, mağara gibi bir yerdir ve içi sıra sıra dizilmiş lahitlerle doludur.

Bremorel, işin içinde görmek istediği genç adam olmasa, ‘buraya asla inmezdim’, diye geçirir aklından. Sonra mağaranın sonundaki lahite, ve onun yanında oturmuş, sırtını ve başını duvara vermiş, gözleri kapalı gence yaklaşır.

“Saklanmak için güzel bir yer bulmuşsun kendine.”, der Bremorel.

“Sanırım bütün gün beni arayışından ve bulamayışından bu sonuca varman biraz doğal.”, der Thomas, gözleri kapalı olduğu halde.

Bremorel bir süre, sakin bir şekilde yerde oturan adamı seyreder, sonra derin bir nefes alır, ‘buraya kadar indim zaten..’, der gibi o da yere, genç adamın yanına oturur ve sırtını duvara verir..

“Umuyorum ki bu bir çeşit senin benden öç alman değildir.”, diye hafiften hayıflanır izci kız.

Thomas gözlerini açar.

“Aaaa hayır, Morel. Aklı başında hiç kimse Bremorel Songsteel’den öç almaya kalkmaz.”

“Bu bana ilk defa ‘Bremorel’ diye hitap edişin.”, der kız şaşırmış bir şekilde.

“Muhtemelen de sonuncusu olacak. Ben.. ben Morel’e vuruldum.. Sadece onu sevdim.. Ve sadece onu istedim çünkü herkesin bildiği Bremorel ile benim Morel’im arasındaki farkı bir ben biliyorum.”, der Thomas ciddi bir şekilde.

 

“Bremorel, canı ve kanıyla Serenity Home ve onun halkına ait olabilir.. Ama Morel ve onun kalbi; bunlar sadece benim. Bundan daha güzel ve daha özel ne olabilir?”

 

Fevkalade sade, bir o kadar da içten söylenmiş bu kısa cümleler, Bremorel’in içinde, derinden bir şeylerin kıpırdamasına sebep olur. Genç izci kız, boğazına bir şey takılmış gibi yutkunur ve içi lahit dolu bu mağaramsı yerin loş olmasından dolayı müteşekkir olur zira gözlerinin buğulanmasına engel olamaz.

Morel kendisini asla gözü puslu yada sulu gözlü biri olarak bilmezdi, nevarki yanında oturan bu adam, her karşılaştıklarında onu kendisiyle yeniden tanıştırıyor gibidir.

Bu yeni duygular Morel için ürkücü, hatta dehşet vericidir. Ama bir o kadar da hayret, hayranlık, merak ve.. adını koyamadığı, koymak istemekten çekindiği başka şeyleri de harekete geçirmektedir.

 

“Bu cümleleri yıllar önce bana söylemiş olsaydın, bu kadar beklemene gerek kalmazdı”, diye gülümser Bremorel.

“Yıllar önce ben sadece dilsiz ve ürkek bir çocuktum. Sen önceleri öylesine ateşli ve yakıcı bir kızdın ki.. Sonraları ise ateş gibi yakan bir izci oldun. Ben ise aynı ürkek ve dilsiz çocuk olmaya devam ettim ve o zaman anladım; ortada bir beraberlik olmasını istiyorsam, aramızda bir şekilde bir ‘denk’liğin de olması gerekiyordu. Sanırım bugün Yetkili Tapınak Muhafızı oluşumu sana borçluyum.”, diye sessizce cevap verir Thomas.

“O zamanlar gösterebildiğim tek cesaretim, senin peşinden gitmekti. Korktuğum şey ise dönüp beni tekrar hastanelik etmen de değildi zira bunu zaten göze almıştım. Korktuğum şey, dönüp bana ‘kes artık şunu’ demen di..”, diye de daha kısık bir sesle devam eder.

“Canını yaktığım hiç kimse geri gelmedi bana.. Senin dışında.. Sırf bu yüzden sana, ‘kes artık şunu’ demezdim.”, der Bremorel sessizce. “Başlarda benden öç almak istediğini düşünmedim değil, ama bu düşünce fazla yer etmedi her nedense.”

“Neden?”, diye sorar Thomas. “O zamanlar sıska bir çocuk olduğum için mi?”

“Hayır.”, der izci kız ve başını hafifçe sallar.

“Ben de sıskaydım o zamanlar. İnsan bir şeyi kafasına koyunca, boy, kilo, cinsiyet.. pek az şey ifade ediyor. Gözün yeterince kara ise ve işin sonunda canının kati olarak yanacağını biliyor olmana rağmen bunu göze aldıysan, her şeyi yapabilirsin. Ama sen benim peşimden öç almak için gelmiyordun. Niyeti kötü olan, nadiren bunu kendi yüzünden saklayabilir. Sen.. Sen efendiydin. Sakindin. Akıllıydın. Ve hep kendinden ağır kitapların vardı yanında. Onlara, beni takip ederken daha sıkı sarılıyordun ve bunu, benim onlara bir zarar vereceğimden korktuğun için de yapmıyordun.. Bunun sebebini ben de tam olarak anlamamıştım o zamanlar. Sadece iç güdüsel bir şeydi.. Ya da kızlara özel bir farkındalık.. Geri dönüp baktığımda bunu daha net görebiliyorum, çünkü karşılaştıkları ilk günden beri prensese bizim salak Udoorin’de aynı bakışlarla bakıyordu.. Tıpkı Inshala’nın, Efendi Aager’e baktığı gibi..”, diye konuşur Bremorel, anca duyulur bir sesle.

“‘Özlem’, ‘arzu’, ‘can atma’ ve.. ‘sarılma’ isteği.. Aralarındaki tek fark, Inshala, Efendi Aager’i çok daha saf, aklı karışık, sebebini anlayamadığı müthiş bir merak ve.. vahşice bir ifadeyle seyrediyordu.

Themalsar’da onun yüz ifadelerini seyretmek, tecrübe ettiğim en ürkücü şeylerden biriydi!”, diye mırıldanır hayretle.

Sonra, kendisine hakim olamaz ve ekler, “Kim Efendi Aager’e sarılmak ister ki?”

“Belli ki, Inshala.. Her kilidin bir anahtarı vardır. Efendi Aager’inkisi de Inshala’ymış.”, der Thomas, sessizce gülümseyerek.

 

Genç adam geçmişe dönüp baktığında, yanında oturan kızın onun hakkında fark ettiği bu ayrıntıya hayret eder zira her kızı gördüğünde elindeki kitaplara daha sıkı sarıldığının kendisi bile farkında olmamıştır.

 

“Yüzünde de hep aynı ifade vardı.”, diye devam eder Bremorel. “Korkutucu değil, ama bir açıdan ürkütücüydü.. En azından o yaştaki bir kız çocuğu için.. Kim birisine devamlı aynı ‘çarpılmış’ ifadeyle bakabilir ki?

Neden sonra anladım, bu senin, kendine mani olamadığın ve kontrolsüzce yaptığın bir şeymiş. Ne zaman biri yanına gelip, ‘Bremorel döndü’, dese o ifade peyda oluveriyordu yüzünde.

Bunları söylüyorum çünkü son bir hafta on gündür aklımda hep aynı soru var; ‘Neyi bekliyoruz o zaman?'”, diye sorar Bremorel, istemsizce duygulanmış bir sesle, zira onun gözünde bu genç gerçekten ‘biraz kaçıktır’ ve..

..gerçekten de onu sevmektedir.

..ve belli ki Bremorel kilidinin anahtarı da Thomas’dır. Genç adam, çocuk yaşta o kilitle uğraşmaya başlamış, yıllarca çabalamış, didinmiş, kendi eksikliklerini, zayıflıklarını ve korkularını aşmış ve büyük bir sabır ve daha da büyük bir sebatla cebelleştiği kilidi en sonunda, onu kırmadan, zedelemeden ve incitmeden açmayı başarmış ve ardındaki Morel’e ulaşmıştı..

 

‘Ben Bremorel.. Artık değilim..’, diye geçirir genç kız içinden kati bir kararlılıkla.

 

‘Ben MOREL’im!’

 

..ve huysuz geçen hayatında bir ilki gerçekleştirir; olduğu kişiyi değil, olması gereken, ama yıllarca bastırılmış aslî kişiliğini ve kendisini bu mutlu gerçeğe ayıltan genç adamı sahiplenir..

 

“Efendi Demos’u daha yeni kaybettik. Hemen ardından bir düğün olması biraz..”, der Thomas ama gerisinde ne diyeceğini bilemiyormuş gibi öylece kalır.

“Hayır, Thomas. Efendi Demos’u ‘daha yeni’ kaybetmedik. O öleli neredeyse bir ay geçti ve şu anda Yetkin Tapınak Muhafızı sensin. Senin işin ‘hayat’la. Ölümle değil.. Sana yukarıdakilerin ihtiyacı var, aşağıdakilerin değil. Aşağıdakiler için hiçbir şey yapılamaz artık..”, der Bremorel, kendisinden beklenmedik bir sesle; yumuşak, anlayışlı, sevgi dolu.. ama kararlı.

Thomas yaslandığı yerden doğrulur ve daha altı yaşındayken vurulduğu kıza, sanki onu ilk defa ve yeniden görüyormuş gibi bakar.

“İzcilerin felsefeyle uğraştıklarını bilmezdim.”, der Thomas, hayran bir gülümsemeyle.

“İzciler kadar yalnız, ölüm ve hayatı iç içe yaşayan, tek başlarına ormanda yıldızları seyrederken düşünen kaç kişi vardır sence?”, der Bremorel ve Thomas’a kırık bir ifadeyle karşılık verir.

Sonra yerinden kalkar ve Thomas’ın önünde dizlerinin üstüne çöker ve son derece ciddi ve bir o kadar da yakıcı gözlerle genç adama bakar.

“Ben.. ben kolay biri değilim, Thomas.”, der Bremorel, haşin ve acımasız bir sesle. “Değiştirmesi çok zor, kemikleşmiş bazı kötü huylarım var. Kızdığım zaman gözü dönen biriyim ve çoğunlukla da kızgınım.. bir şeylere.. her şeye.. Bütün bunlara rağmen beni yine de istiyor musun?”

Thomas, önünde duran kızın yüzünü, her ayrıntısıyla zihnine kazımak istiyormuşcasına uzun bir süre sessizce seyreder.

Neden sonra ona benzer bir ciddiyetle cevap verir.

“Tespitlerinin tamamında doğrusun, Morel. Ama asıl önemli olan şeyi gözden kaçırıyorsun..”

Bremorel, Thomas’a biraz hayret, biraz da kırılmış bir ifadeyle bakar ve kendisinin bu gence acımasızca söylediği onca sözü hatırlar.

İçinden, ‘Bunu hak ettim, sanırım.’, diye geçirir.

Dışından ise, “Nedir gözden kaçırdığım şey?”, diye sorar.

“Gözden kaçırdığın şey..”, der Thomas sevdiği kıza..

“..Bütün bunlara rağmen, sen beni istiyor musun?”

 

 

 


 

Morel Songsteel, Thomas Dimwood’u ‘ister’ ve ertesi akşam, gün batımına yakın, mütevazi bir düğün ile evlenirler.

Nikahlarını Efendi Argail Smitefast kıyar.

Morel’i Thomas Dimwood’a, amcası ve Laila’nın babası Darien Darkmaine, gözyaşları eşliğinde teslim eder.

Şahitler arasında Serenity Home Belediye Başkanı Arthandos Yuleman ve İzci Efendisi Moorat Maelstrom’un yanı sıra, Şerif Standorin Shieldheart, İzci Efendisi Davien Hart ve Efendi Nibletyne Tinkerdome da mevcuttur. Nikahı takip eden törene Serenity Home halkının neredeyse tamamı, bir çok izci, dwarf, gnome ve wood elf katılır..

Düğüne katılamayan sadece bir kaç kişi vardır ama onlar arasında Bremorel sadece sevgili kuzeni Laila’nın eksikliğini hisseder.

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

Bremorel, Thomas’la neredeyse altmış yıl hararetli, gürültülü, ateşli, sevgi dolu ve..

..mutlu bir beraberlik yaşar.

 

Bu uzun yıllarda bir çok çatışmaya katılırlar. Bunların en sonuncusu olmasa da, en büyüğü Serenity Savaşı (War for Serenity) savaşı olacaktır.

Giriştikleri her mücadelede ise sadece iki değişmez olacaktır. Birincisi, her zaman başkalarının hayatları için kendi hayatlarını ortaya koyacakları, diğeri ise, giriştikleri her mücadelede beraber olacaklarıdır zira evlenirken bir birlerine verdikleri söz budur.

“HAYATTA BERABER, SAVAŞTA BERABER, ÖLÜMDE BERABER!”

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

Altmış yıl sonra, yaşı geçmiş Thomas gözlerini dünyaya kapadığında ardında bıraktığı huysuz, inatçı, asabi, belalı, güzel ve kendisinin bile farkında olmadığı kadar da içli olan kız, aynı dik kafalılıkla, altı yaşından itibaren peşinden ayrılmayan adamı sonuna kadar kalbinde taşıyacaktır.

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

Thomas’ın ölümü üzerinden iki yıl ve bir kaç gün geçmiştir. Seksen küsür yaşındaki yaşlı izci, gecenin bir yarısında zorlukla zırhını ve iri kılıcını bürünürken cılız, titrek bir sesle söylenir;

“Bugün beni bıraktığın yaştayım, Thomas. Bana beni bırakmayacağını söylemiştin. Bana, ‘Hayatta beraber, savaşta beraber, ölümde beraber’, yemini ettirmiştin, ben de bunu kabul etmiştim. Hayatta, istediğimden daha azını beraber olduk ama olsun. Savaşta da beraberdik..”

“Peki ya sonrası?”

 

Yaşlı izci bir an durur, zira altmış yıl önce, Themalsar dönüşündeki şölen gecesini hatırlar ve kırık, yaşlı gözlerle gülümser. Ve tıpkı o gece olduğu gibi, birden yüzünde haşin ve kararlı bir ifade belirir.

 

“Sen benimle dans etmezsen, ben seninle ederim..”

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

Morel Songsteel o gece, son bir kişisel görev için Dimwood’a yola çıkar..

 

 

 

 


 

 

 

 

 

< önceki | sonraki >

1 Comments
  • deja nim / August 20, 2020 / Reply

    Bu yazmaktan çok keyif aldığım, hem hüzünlü, hemde mutlu bir hikaye oldu.

    Ana grubun, Serenity Home yangını hakkında edindikleri yeni bulgular doğrultusunda Arashkan’a gitmeleri sonucunda Bremorel’i arkalarında tek başına bırakmışlardı. Nevarki Bremorel yalnız değildi. Sadece bunun farkında değildi, o kadar.

    Ana grup, gittikleri yerlerde ip uçları ararken, arkada neler oluyor’u görmeleri açısından Bremorel harika bir odak noktası oldu zira Serenity Home Belediye Başkanı Arthandos Yuleman ve Şerif Standorin’in ona ve Thomas Dimwood’a verdikleri görev, yüzeyde çok basit gibi görünmekle beraber, gerçekte çok yönlü, kurnazca hazırlanmış, Serenity Home civarında yaşayan diğer ırk ve toplulukları da ilgilendiren ve dahil eden bir görevdi bu.

    Bu görev sayesinde, (1) Serenity Home’un kuzeyindeki ormanlardan gelebilecek potansiyel saldırılara karşı, artık savunulabilir bir ‘ileri karakolu’ (elf köyü) oluşturulmuş oldu. (2) Elfler, insanlar ve dwarflar’ın ortak bir amaç karşısında, entegre bir şekilde hareket edebilirliği sınanmış oldu ve (3) Serenity Home’daki hainin kimliği ortaya çıkarılmış ve elimine edilmiş oldu..

    ..ve niyet dışı olsa da (4) Thomas ve Bremorel birbirlerini bulmuş oldular.

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.