You can enable/disable right clicking from Theme Options and customize this message too.



Book Online

* Please Fill Required Fields *

 

Timeline:

Bir yandan Darly Dor, Aager, Laila, Gnine ve Merisoul, Gar Thalot hakkında bilgi toplamaya çalışırken, kaldıkları handa Inshala da Lilly Venom ile arkadaş olmaya çalışmaktadır. İş sanki dile getirilmemiş, gizli bir yarışa dönüşmüştür. Gar Thalot’u mu önce bulacaklar, yoksa Lilly Venom’u mu kazanacaklar.

Ortaya çıktığı günden beri yeri ve kimliği muamma olan Gar Thalot, ulaşılması imkansız gibidir.

Lilly Venom ise Aager’e karşı duyduğu yıllanmış nefretinden vaz geçmeye hiç niyetli değildir.

Bu hikaye, “Lilly & Shala” dan bir gün sonra yer alır.

 

Neden? Beğenmedin mi yoksa?”, diye gözü dolu bir şekilde sorar Inshala.

“Beğenip beğenmememin bir önemi yok. Canım istemiyor, o kadar.. Ben bir kesiciyim. Böyle saçma sapan şeyler giyinmem!”, der battaniyelerin altındaki kız.

“Ama o kadar çok güzel ki..!”, diye ünler Inshala ve dolu gözleri elbiseye bakarken fal taşı gibi olur. “Seni içinde hayal edebiliyorum ve tamamen yakıştığını görüyorum.”

Söz konusu elbise, silik, neredeyse beyaza yakın yeşil, yakası ve bileklerinde ince dantelleri olan, hafif düşük kesimli bir iç bluz, göğüs altından bele kadar inen ve arkadan bağlamalı derin, koyu yeşil, ince tığ altın işlemeli bir korse ve korseden sadece iki ton daha açık yeşil, iki yanında da uzun yırtmacı olan ve yere kadar uzanan bir etekten oluşmaktadır.

Prenses Alor’Nadien ne’nin, Inshala’nın ricası üzerine Lilly için istettiği hediyesidir ve onu olağanüstü kılan da budur..  Elbise bir elf yapımıdır ve tekil parçalarına bakıldığında büyük bir zevkle hazırlanmış olduğu aşikardır ama herhangi bir şekilde gösterişli olması amacı güdülmemiştir; fevkalade zarif bir şekilde onu giyene imalı vurguları yapacak, buna rağmen tadında bırakacak kadar ağırbaşlıdır.

 

“E, ne yapacağız şimdi peki? Lorna abla bunu senin için özel istetmiş. ‘Bu olmadı, başka bi tane getir!’, mi diyim ona? Bu çok ayıp olmaz mı Lilly abla? Ayrıca bu onu çok üzer ki..”, diye dertlenir Inshala.

‘Lilly Abla’, battaniyenin altında omuzlarını silker. Sonra önünde ona bakan kızın bunu göremeyeceğini düşünerek, aynısını sesli olarak ifade eder.

“Bana ne! Bana mı sordun böyle salakça bir şey isterken..”, der huysuzca.

Inshala’nın gözleri dolar.

Battaniyelerin altındaki kız, sadece huysuz değildir.. Aynı zamanda zehirlidir ve onu incitmek için özel bir çaba gösteriyor gibidir.

Inshala böyle şeylerle ormanda hiç karşılaşmamıştır. Yaşadığı ormanda rahmetli efendisi hariç, hiç kimseyle konuşmamış, hiç kimseyle de görüşmemişti. Ve aylar önce birileri gelip onu yatağında öldürmemiş olsa, muhtemelen şu anda ne bu garip, ürkütücü şehirde olurdu, ne de bu kızla uğraşmak durumunda kalırdı.

Ama o zaman da Lady, Laila, Lorna, Bremorel, Meriosul ve Moira ablalarıyla yada Udoorin, Gnine ve Darly abileriyle de hiç tanışmamış olurdu.

En önemlisi ise, Aager Fogstep’le hiç konuşmamış olurdu. Muhtemelen Aager’in bundan haberi yoktu ama, bundan dört yıl önce, kendisi Aager’le karşılaşmıştı. En azından o Aager’i görmüş ve günlerce takip etmişti ve Aager’de Aager olduğu için, kendisini görememiş olsa da, varlığını hissetmişti.

Çünkü o Aager Fogstep’di!

 

Gizliden gizliye Inshala, mevzu Aager Fogstep olunca biraz yanlı düşündüğünün farkındadır ama nedense bu hiçbir şekilde onu rahatsız etmez.

Kim bu dünya da ‘beraber aptal olalım’ yemini eder di ki?

Özellikle de Aager gibi, aptallardan nefret eden birisi için bu imkansızdı. Onun böyle bir yemini kabul etmesi için Inshala’nın aklına sadece bir sebep gelir ve istemsizce gülümser.

 

“Ne..? Ağlayacak mısın yoksa?”, diye iğneli bir sesle dalga geçer Lilly.

“Ağlayacaksan git bunu başka bir yerde yap. Bu saatte küçük bir kızın mızmızını çekemem.”

“Beni üzmek için bu kadar çaba sarf ediyor olmanın bir sebebi olmalı.”, der Inshala sessizce.

Lilly acı bir suratla ‘fırk’lar.

“Bugüne kadar elimden kurtulan tek kişi sen oldun. Senin yüzünden Aager’de kurtulmuş oldu elimden. Her şeyimi aldığınız yetmiyormuş gibi, bir de bana bu saçma sapan şeyi giydirmek istiyorsunuz..”, der tiksintiyle.

“Aslında ne ben, ne de Aager Fogstep elinden kurtulmuş değiliz. Ama sen bu elbiseyi giymek istemiyorsan, benimkini alabilirsin. Bende başka yok ama en azından temiz. Daha dün akşam yıkamıştım. Zaten bana biraz bol geliyor. Bunu benim için, Yuleman amcanın kızı dikmişti. Sanırım zamanla içini doldurabileceğimi düşündü ama benden alınanların geri gelmesi yemek yemekle olacak bir şey değil..”, der Inshala aynı sessizlikle.

“Ne bunu, ne de seninkini istiyorum. Bana kendi kıyafetlerimi verin yeter!”, diye hışmeder Lilly.

“Peki..”, der Inshala. “..bunu Aager Fogstep’den rica edeceğim.”

Lilly Venom ‘hıh’lar.

“O hayvanın seni dinleyeceğini düşünüyorsan, sen gerçekten safsın ve küçük bir aptalsın!”, diye acı bir kahkaha atar Lilly.

“Bence ona aptal dememelisin, Lilly.”, der biri sessizce ve ardından kapı açılır ve Aager içeri girer.

Olduğu yerde bir süre sessizce Lilly Venom’u süzer Aager. Sonra yatağa doğru yaklaşır ve kızın ayak ucuna onun elbiselerini bırakır.

“Özel yapım. Her bir yerinde gizli cepkenleri var. On altı tane yakın mesafe etkili bıçak, dokuz farklı zehir, yarım düzine köpek balığı dişi, dört adet boğma ipi, iki tane katlanabilir kanca, yine katlamalı bir adet zehirli iğne üfleme borusu, iki düzine zehirli iğne, çilingir seti, bir makara kalın misine ve üç adet de duman bombası. Neyse ki Drashan’da kullandığın ateş iksirinden yoktu..”, diye hiç sektirmeden sıralar karalar içindeki adam.

 

Lilly Venom, öylece Aager’e ve yatağın ucuna bıraktığı elbiselerine bakakalır.

 

Ama sana bir kızın elbiselerini karıştırmanın doğru olmadığını söylemiştim ve sen de bana bunu yapmayacağını demiştin!“, diye fena halde alınmış bir ses duyar Aager zihninde.

Ben de bu düşüncene saygı gösterdim ve karıştırmadım.“, diye kendi cevabını gönderir Inshala’ya.

Ne yazık ki Laila’yı bu konuda ikna edemedim..“, diye de sırıtarak ekler.

 

“Korkarım zehirler, iğneler, dişler ve bombaları an itibariyle geri veremeyeceğim. Bıçaklarından ikisi sende kalabilir ama gerisini de şimdilik vermeyeceğim.”, der Aager, kesici kıza dönerek.

“Ne? Kendimi iki bıçakla mı koruyacağım?”, diye hırlar Lilly.

“Burada kendini koruman gereken kimse yok. Bizim dışımızda gelen olursa da kendini iki bıçakla koruyamıyorsan, geri kalan on dört bıçak da işine yaramayacaktır.”, der Aager omuzlarını silkerek.

“Peki onları neden veriyorsun bana? Niyetimi biliyorsun..”, der açık sözlülükle.

“Hayır. O önceki niyetindi. Koşullar değişti. Ve Inshala senin kendini koruyabilecek durumda olman gerektiğini düşünüyor. Bu konuda kendisiyle tam olarak hem fikir olmasam da, yine de haklı.”

“Neden? Bilmediğim bir şey mi var?”

“Başında 15,000 altınlık bir ödül var Lilly, yoksa unuttun mu? Devamlı başında birisini bulunduramam.”, der Aager sakince.

“Devamlı başımda kimsenin durmasına gerek yok. Eğer beni öldürmeyecekseniz, bırakın gideyim.”, diye tıslar Lilly.

“Bu.. an itibariyle pek de ekonomik olmaz bizim için. Seninle daha görülmemiş bir hesabımız var. Ama dediğim gibi. Koşullar değişti ve senin bazı gerçeklere ayılman lazım.”, der Aager aynı sükunetle ama kendisini çok iyi tanıyan birisi olsa dünyada, Aager’in o anda hiçbir şekilde sakin olmadığını, iki muazzam duygu arasında kaynadığını fark edebilirdi.

Önünde, battaniyelerin altına gizlenmiş kızı feci bir şekilde öldürmek isteği ile, onca yıl sonra mutlak bir kaybın, kız kardeşinin, imkansız bir şekilde kendisine geri verilmiş olduğunun bilgisi arasında kaynamaktadır Aager..

 

Belli ki, Aager’i tanıdığını düşünen bir kişi vardır..

 

A.. Aager?“, diye cılız, ürkek bir ses duyar karalar içindeki adam zihninde.

Sorun yok. Bu kızı bulmak için yıllarca uğraştım. Sonra onun yanarak öldüğünü sandım. Meğer burnumun dibindeymiş ve ben onu öldürmek için elimden gelen her şeyi yapıyormuşum..“, diye acı bir şekilde geri gönderir düşüncelerini Aager.

Ama.. ama onun şu anda kim olduğunu biliyorsun..“, der Inshala ona korkuyla.

Evet.“, diye cevap verir Aager ama kızın neden korktuğunu anlayamaz.

O.. o zaman neden hala onu parçalayarak öldürmek istiyorsun ki?“, diye aynı korkuyla sorar küçük kız.

 

Aager susar.

Kendini bildi bileli her zaman duygularına, neredeyse insan üstü bir hakimiyeti olmuştu. Küçük kız, onun bu taşlaşmış, içi ölmüş haliyle karşılaşmıştı aylar önce. Onun bu bitmiş ruhunu almış, damla damla akan bir çeşmenin altında ellerini yıkamaya çalışan biri gibi, Aager’in kaskatı kesilmiş ve kararmış ruhunu yıkamış, temizlemiş ve sanki ona tekrardan bir ruh kazandırmıştı.

Gerçekte Aager için bu arınmasının ilk göstergesi, aylar önce, Themalsar çıkışında Inshala’sını tekrar hayata getirmek için verdiği o on günlük mücadele değildi. Hiç şüphesiz o çadırın içinde bu küçük, sıskası çıkmış kızla geçirdiği ölümcül günlerin etkisi olmuştu, ama gerçek göstergesi ise Serenity Home’a geri döndüklerinde, onlar adına verilen şölen esnasında onu misafirhanenin penceresinden aşağısını gıpta ve utançla seyredişini gördüğünde aldığı karardı.

O karar, Aager’in yaşayan, atan ve hisseden bir kalbi olduğunun ilk göstergesi.

Onun yokluğunun gerçek acısını ise arenada Lilly’nin Inshala’yı bıçaklamasıyla beynine saplanan ölümcül darbe de değildi.

Gerçek acı, Inshala’nın ölmüş olduğunu anladığı andı..

Ve her ne kadar şu anda, battaniyelerin altındaki kızın yıllarca aradığı ve sonra da onun bir yangında can vererek öldüğünü sandığı kız kardeşi olduğunu bilsede, aynı zamanda o, Inshala’sının ‘farkındasız’ katiliydi.

İşte bu noktada iki zıt duygu Aager’in zihninde birbirini parçalayacak şekilde boğuşmaktaydı.

Ve bu acımasız, gazap dolu kavganın yankıları Inshala’ya sıçramıştı.

 

A.. Aager.. Lütfen.. Arenada ne oldu?“, diye yalvarırcasına bir sesle sorar Inshala.

Bir şey olmadı..“, der Aager ve odadan çıkmak için döner.

Birbirimize böyle mi olacağız o zaman Aager Fogstep? Gizli, saklı ve sessiz..?“, der Inshala birden ve kahrolmuş bir sesle..

 

Aager bir cevap vermez..

..ve odadan çıkar.

 

“Lanet oldun sana Lilly.. Ve lanet olsun sana da Mab!”, diye yakan bir hışımla harlar Aager, ve ardında bıraktığı kırık kızın sel gibi ağlayan duygularını hisseder..

 

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

 

Ona söylemelisin.”

“Hayır!”, diye hırıldar Aager oturduğu yerden.

Gün daha yeni batmıştır ve Aager Fogstep hanın arkasında, sevdiği sıskası çıkmış kızın penceresini görebileceği bir noktada, karanlıklara çoktan karışmış bir köşeye sinmiş, kendisi ve çevresi gibi karanlık düşüncelere dalmıştır.

“Ona söylemelisin!”

“Hayır.. Bilmesi gerekmiyor.”

“Ona söylemelisin.”

“Benden tiksinsin diye mi?”

“Bunu bilemezsin Aager Fogstep. Ama sınayabilirsin.. Bu yüzden ona söylemelisin..”

“Neden? Hayatımda sevdiğim, sevebildiğim tek kişi elimden alınsın diye mi?”

“O bir ölümlü. Bir gün zaten gidecek ve elinden de alınmış olacak. Bu kaçınılmaz. Ona söylemelisin.”

“O zamana kadar bilmese de olur. Kimse bilmiyor..”

“O sana hiçbir vaatte bulunmamışken bile yanından hiç ayrılmadın. Bunu yalanlarla yok etme. Ona söylemelisin..”

“Ona söyleyeyim ve zaten acıyla geçen hayatını biraz daha da mı karartayım?”

“O zaten acıyla doğdu. Acı onun en yakın dostu. Onun hayatında bildiği iki şey var; sana olan sevgisi ve.. acı.. Ona söylemelisin.”

“Seninle bir anlaşma yaptım, Mab. Bunu öğrenirse benim iyi biri olmadığımı düşünecek.. Bunu düşünmese bile bundan dolayı kendisini suçlayacak.”

“Bu muhtemel.. Ama onun tercih hakkını ona sormadan elinden almanı takdir eder mi sence? Ona söylemelisin..”

“Hiçbir şeyim yok artık.. Onu da mı elimden almak istiyorsun?”

“O zaten senin değil ki elinden alayım.. Kime ait olduğuna onun karar vermesi lazım. Ona söylemelisin.”

“Sen gerçekten çok acımasızmışsın Mab.. Biz ölümlülerin acısından özel bir zevk mi alıyorsun?”

“’..Onun canı karşılığında benimkini al.. Bu dünyada bir serseri eksik kimse fark etmez.. O ise özel.. Ondan sadece bir tane var! Onu kurtar..’ —bunlar senin sözlerindi. Ve bunlar kendisine acınmasını isteyen bir ölümlünün sözleri değil, Aager Fogstep. Ona söylemelisin.”

“‘Sevgi’nin ne olduğunu bilmeyenler ona sahip olamazlar. Ve ona sahip olmayanların kaybedecek bir şeyi de yoktur. Kaybedecek bir şeyi olmayan biriyle pazarlık yapamazsın ve o kişiye de asla güvenemezsin..” — bunlar da senin sözlerindi.. Merak ediyorum, Mab, sen en son ne zaman sevdin?”

 

..Buna Mab’den uzun bir süre cevap gelmez, ve farkında olmadan Aager bir simetriyi ve bir tekrarı kırmış olur!

 

“Ah şu ölümlüler.. Onları ne kadar iyi tanıdığımızı düşünsek de, bizi şaşırtmaya devam ediyorlar. Sorunun cevabını vereceğim Aager Fogstep zira Inshala’nın senin ‘yokluğundan’ dolayı çektiği acı, seninle yaptığımız anlaşmanın bir parçası değildi..”

 

Ve Kışın Hanımefendisi, Havanın ve Karanlığın Kraliçesi Mab, sindiği karanlık köşesinde sessizce duran yeni Kış Askeri’nin önünde belirir ve bir anda sanki bütün Arashkan’nın sesi kesilir. Aager’in duyduğu sadece Büyük Kuzey Tundra’lardan esen buz gibi soğuk, arktik bir rüzgarın uğultusudur..

 

“Çok, çok uzun bir zaman önceydi, ölümlü.. Bir önceki döngüdeydi ve tahmin edemeyeceğin kadar büyük bir acıyla, ve daha da büyük bir kayıpla son buldu. Kış Prensesimi —kızımı, kaybetmemin sebebi de bu oldu..”, der Mab soğuk.. ve kırık bir ifadeyle.

 

Ve Aager bir anda irkilir zira Mab kadar gururlu, kadim bir varlığın acısına.. ve ‘zayıflığına’ şahit olmuştur.

Aager’in teolojik bilgileri oldukça sınırlıdır. Aslında ‘sığ’ bile denebilirdi. Nevarki Aager insanları ve onların tepkilerini yakinen görmüş, tanımış ve tecrübe etmiş biridir ve bildiği bir şey varsa; hiç kimsenin, zayıflıklarının görülmüş olmasından hoşlanmadığıdır.

Bir ‘ölümlü’nün hoşnutsuzluğunun uç noktası ölümdür; şahit olduğun şeyden dolayı adam seni öldürür ve iş orada biter.

Mab gibi varlıkların hoşnutsuzluğu ise rahatlıkla ‘basit bir ölümle’ bitmeyebilir; şahit olduğun şeyden dolayı Mab seni öyle bir öldürür ki, sen ölmezsin. Ama bunu çok, çok uzun bir süre dilersin!

Aager büyük bir temkinle, hiç kıpırdamadan olduğu yerde durur. Ve bilgeliğin yepyeni bir boyutuna ayılır; birincisi, sonuçlarını düşünmeden, Mab gibi bir varlığa soru soramaması gerektiğine, ikincisi, Mab, kendisine ‘sevginin ne olduğunu’ bildiğini göstermek için zayıflığını da farkında olmadan göstermiş olabileceğine ve üçüncüsü, bunu farkında olarak ve bilinçli bir şekilde göstermiş olabileceğine..

 

Aager’in pragmatik yanı hiç bir yorum yapmaz ve Aager’i parmağı ile işaret edip ona gülmez. Bulunduğu odasının bütün pencerelerini kapatmış, kapısı barikatlanmış, loş bir köşede dikkat çekmemek için hiç kıpırdamadan, nefesini tutmuş bir şekilde durmaktadır.

 

Mab, Aager’in vardığı sonuçlardan hangisini onurlandırmıştır bilinmez. Ulaşılmazlığın zirvesi olan kadın, çok, çok kısa bir anlığına ulaşılabilir olmuş, şimdi ise aynı gururlu ve soğuk Mab olarak Aager’i süzmektedir.

 

Ben pek az şeyin sebebi, pek çok şeyin sonucuyumdur! Acımasını bilmeyebilirim. Ama nadiren istekli acıtırım. Ona. Söylemelisin!, der neden sonra.. ve gider.

 

Bütün ihtişamıyla bir an Aager’in önünde, bir an değil.

Işıksız, gürültüsüz, efektsiz ve dramsız..

 

Aager olduğu yerde derin bir nefes alır. Kendisine hedef alan arbalet ıskalamamıştır. Sadece geçici olarak beklemeye alınmış gibidir, o kadar.

 

“Lanet olsun sana Lilly..”, diye yine buğzeder haşin bir fısıltıyla Aager.

“O haklı. Bence de söylemelisin..”, der yumuşak bir ses.

Aager irkilir.. Düşüncelerine o kadar dalmıştır ki, geleni duymamıştır bile.

“Shit!”, diye küfreder sesli bir şekilde.

“Çok ayıp, ama isabetli.”, der aynı ses ve hanın çatısından süzülerek iner Merisoul Xyrotwu.

Uhrevi güzellikteki kuzguni kanatlı kız, zarif bir boyun hareketiyle bal rengi saçlarını arkaya savurur, Aager’e yaklaşır ve karalar içindeki adamın aylar önce, Themalsar harabelerinin altındaki mağarada havaya çizdiği ‘sınırın’ dibine kadar gelir.

“Bu işin seni ilgilendirdiğini hiç sanmıyorum, Merisoul Xyrotwu.. Senin Darly gibi ilgilenmen gereken birilerin yok mu?”, diye hırlar Aager.

“Darly.. Darly bir hayalin peşinde. Ölmüş bir hayalin.. Onu aşmadığı sürece ondan hiçbir kadına hayır gelmez ve kimse mükemmelleştirilmiş bir anı ile mücadele edemez. Ama şu anda güzel Darly Dor’dan bahsetmiyoruz, öyle değil mi? Bana kötü davranman için bugüne kadar sana bir tane bile sebep verdim mi Aager Fogstep?”, diye tamamen alınmış bir şekilde söylenir güzel succubi melezi alt dudağını pörtleterek.

“Ben hoşuna giden yerini yeyip, gitmeyen yerlerini atabileceğin bir aş değilim. İşine geldiğinde bana teşekkür edip, işine gelmediğinde beni ‘göndermeye’ çalışman bana pek de adilce gibi gelmiyor.”, der Merisoul.

“Bu güne kadar hangi davranışım sana benim adil biri olduğum izlenimi verdi?”, diye acı bir şekilde sorar karalar içindeki adam.

“Sanırım sen ‘adî’ ile ‘adil’i biraz bir birine karıştırıyorsun. Benim adım Merisoul. Ama sanıldığı kadar ‘mutlu’ değilim ve bazılarına göre bir ‘ruhum’ bile yok. Bu beni mutsuz bir ruh mu yapıyor? Bu dünyada günlerim o kadar sayılı ki.. Gittiğimde, gideceğim yerde mutlu olmayacağım ve o zaman ruhum da bedenimden parçalanarak sökülecek. Ama şimdi, şu anda buradayım. Yoldaşlarım için mutlu olmaya çalışıyorum ve ruhum da bana ait..”, der garip kız mutsuz ve umutsuzca.

 

Aager çarpılmış gibi olur.

 

“Benden ona ne söylememi istediğini bilmiyorsun!”, diye kahreder.

“Hayır bilmiyorum..”, der Merisoul hüzünlü bir gülümseyişle.

“..çünkü daha söylemedin!”

 

Bir an Merisoul Xyrotwu önündeki çökmüş, içsel bir ateşle yanan adama bakar..

Sonra ona doğru bir adım atar..

..ve ‘sınırı’ geçer.

 

Sınırı geçmesiyle tütmeye başlar. Önce tüyleri, sonra kanatları, sonra da vücudunun tamamı..

Ama kız geri adım atmaz. Kendisine hayretle bakan adama doğru uzanır ve onun yanağına dokunur..

 

“Aşk!”, diye çığlar melez.

“Onun için hissettiğin aşk.. O kadar çok ki.. Ve nefret.. Kendine olan nefretin.. Seni yakıyor.. ama bilmediğin, onu da yaktığı..”, diye inler Merisoul.

“Ne.. Ne yapıyorsun sen?”, diye korku ve hayretle bakar Aager tüten kıza.

“Ona.. ona karşı hep.. dürüst oldun.. Ve bu onunla paylaştığın aşkınızın temeli oldu.. Kız kardeşim.. o sandığından çok.. daha güçlü, sevgili Aager Fogstep.. ve ondan gerçekleri saklayarak, .. ona iyilik yapmış olmuyorsun.. O göründüğünden çok.. çok daha olgun.. ve bilge biri.. Ondan kendini.. sevgini.. ve acılarını esirgeme.. çünkü o senden bunları.. esirgemedi..”, der ve küçük bir çığlık atarak bir anda alev alır!

 

APTAL ŞEY! NE YAPTIN SEN!“, diye harlar Aager ve pelerini çıkartıp yanan, kaçık kızın üzerine atıp onu söndürmeye çalışır.

“Bu.. bu ateşi boğarak söndüremezsin.. Aager Fogstep..”, diye bir fısıltı kaçar tüten pelerinin altından.

 

“GİT.. GİT AAGER FOGSTEP.. SEVDİĞİNE GİT VE ACIMI ONURLANDIR!”

 

Aager öylece yanan kıza bakakalır, sonra panik içerisinde avazı çıktığı kadar bağırır!

 

Inshala! Merisoul’un sana ihtiyacı var! Pencerenin hemen altında ve ilerisindeyiz!“, diye haykırır sevdiği kızın zihnine.

Aradan beş saniye bile geçmeden avuç kadar küçük bir baykuş konar yanına ve olduğu yerde iki kere döner, üçüncü dönüşünde baykuş kaybolmuş, yerinde Inshala belirmiştir!

 

Küçük kız eliyle bir işaret yapar ve yerden fokurdayarak su fışkırır ve Merisoul’u tamamen yutar..

Küçük kız eliyle bir işaret daha yapar ve sular geldiği gibi taşlarına arasından sızarak kaybolur.

Inshala gözlerini kapatır ve sanki bir şeye yoğunlaşıyormuş gibi durur.

Aager, Inshala’nın sesini kendi zihninde duyar.

“Jay.. Cesur ejderha.. Güzel ejderha. Sahibenin sana çok ihtiyacı var. Gel.. Ona gel güzelim..”

 

Inshala’nın seslenmesiyle, daha çok bir kürdanı andıran mızrağı ile sırtında Whimsi Lola olduğu halde küçük ejderha Jay’in belirmesi arasında neredeyse hiç zaman geçmez.

ÇAĞIRILDIK VE GELDİK! SAVAŞA HAZIRIZ!“, diye vızıltılı bir nara atar Whimsi.

Jay ise sahibesinin halini görünce acıyla karışık kurbağamsı bir ses çıkarır ve onun yanına konar.

“A aaaa…!”, diye ünler Whimsi ve neredeyse kömür olmuş succubi melezine alık alık bakar.

Inshala, Merisoul’u işaret eder ve narin parmaklarından, küçük, altın renginde parıldayan polen tozları uçuşur ve ağır dökülümle yanmış kızın üzerine konarlar..

Her toz tanesi Merisoul’a değdiğinde yanıkları uçuşur ve kızın kömürleşmiş yerlerinde canlı, hafif pembe derisi belirir.

Aradan bir.. iki.. üç dakika geçer ve Merisoul’dan derin, boğuk öksürükler kaçar..

“Mebus adam!..”, diye harlar Aager’e, konuşabildiğinde.

“..mahvettin. Her şeyi mahvettin! Sen benim ‘an’ımı çaldın!”

“Huh?”, diye kafası karışmış bir şekilde öylece bakar kıza Aager.

“BAŞKASININ AŞKI İÇİN KENDİMİ FEDA ETME AN’IMDI O BENİM.. VE KURTULUŞUM OLACAKTI!”, diye bir yandan şarlar, bir yandan da tam bir hayal kırıklığı ile inler Merisoul.

“VE SEN ONU MAHVETTİN!”

“Ummm..”, diye kızın abuk mantığı karşısında daha da afallar Aager.

“Neden bahsediyor bu?”, diye sorar Inshala, ardarda yapmak zorunda kaldığı ağır büyülerin yorgunluğu ile.

 

Aager durur.

Merisoul ise gözlerini kısar ve ona feci pis bakışlar atar.

 

“Benim.. Bana bir şey olsaydı ve biri gelip sana, beni kurtarmak için ne yaparsın, diye sorsaydı, sen ne der—”, diye sorar Aager, Inshala’ya sessizce. Ama daha sözünü bitiremeden, ve hiç bir tereddüt göstermeksizin, haşin bir sesle tıslar Inshala.

“—HER NE GEREKİYORSA!”

“Ben de tam olarak bunu yaptım; ‘her ne gerekiyorsa’. Gerçekte Lilly seni arenada.. çok ağır bir şekilde yaraladı.. ve sen.. sen ölmek üzereydin. Bende seni kurtarabilmek için Mab ile bir anlaşma yaptım. Ne yazık ki ‘hizmetim’ dışında ona verebileceğim hiçbir şeyim yoktu..”, der tek nefeste Aager.

Inshala korkuyla karışık bir kahırla bakar ona.

“Ne istedi senden?”, der küçük bir fısıltıyla.

“Onun Kış Askeri olmamı istedi.. ve.. ve bende kabul ettim. Seni.. seni kaybedemezdim!”, diye hiç sektirmeden ve acıyla konuşur Aager.

“Lütfen.. lütfen gitme..”

 

Uzun bir süre Inshala öylece bakar Aager’e.

Ve gözlerinden iri taneli yaşlar iner.

Ama ona sarılırken hiçbir tereddüt yada tedirginlik göstermez.

 

“Ben buradayım ki. Bir yere gitmiyorum. Beraber aptal olmaya söz vermiştik..”, diye fısıldar Inshala, Aager’e.

“Ve senin bunu anlaman için ne kadar tekrarlamam gerekiyorsa bunu da yaparım!”

 

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

 

Lilly Venom hayretle ve tam bir şok içerisinde, bir anda önünde küçük bir baykuşa dönüşüp pencereden fırlayan kızın arkasından bakar.

“Bu.. bu muhteşemdi!”, diye sessiz bir saygıyla söylenir..

Lilly arenada geçirdiği bir haftayı, bu sürede gerçek adının Gnine olduğunu öğrendiği cüce ile yaptığı konuşmaları, onunla omuz omuza yaptığı karşılaşmaları ve sonrasında da bu garip grubun son karşılaşmada dev sürüngen ile yaptıkları savaşı tekrar gözden geçirir. Ve çok basit bir şeye ayılır.

 

Bu ‘insanlar’..

Hiçbiri para yada şöhret için çıkmamışlardı o devasa yaratığın karşısına.. Onca acıyı sadece ‘arkadaşları’ için çekmişlerdi.. bir cüce için!

 

Lilly, içine doğduğu ve büyüdüğü kendi dünyasında asla, ama ASLA kimse böylesi bir riski göze almazdı..

Hayır, bu bir risk olarak bile değerlendirilemezdi..

Bu sadece ahmaklık yada..

 

..FEDAKARLIK olabilirdi.

 

Ve o hayvan da o gün oradaydı.. O da bu fedakarlığın bir parçası olmuştu!

 

Lilly yatağından doğrulur.

O küçük süprüntü pencereden fırlayıp gitmiş ve arkasından kapatma nezaketini bile göstermemişti!

 

Lilly bu düşüncesine kahkahalarla güler.

Farkındadır.

Artık anlamsızlık derecesinde saçmalamaya başlamıştır.

O sıskası çıkmış kıza harlamak, onda kusur bulmak için insanüstü bir çaba sarf ettiğinin de aslında farkındadır.

 

“Aptal şey, sırf ben temiz bir odada uyuyabileyim diye daha dün boğuluyordu!”, diye hararetle söylenir Lilly.

 

Belki de bu ‘iyilik’ denen şey sadece doğuştan var olan —yada yoksa, olmayan— bir şey değil, gerçekten bir tercih meselesiydi. En nihayetinde Endless Watch Lordlarından Trimdan Kandara’yı öldürdükten sonra aldığı ‘kontratı’, bıçağı boğazında iken son anda öldürmemeye karar vermemiş miydi?

 

Acaba bu insanlar, o ‘müşterisinin’, geldikleri kasabanın Baş Tapınak Muhafızı Demos Lightshand olduğunu bilseler onu hayatta bırakırlar mıydı? Hayır. Muhtemelen bırakmazlardı.. Ama belki onu öldürmesi için kimin altınlarını vermeye gönüllü olduğu bilgisi onlara cazip gelebilirdi..

 

Tıpkı arenada o manyak izcinin neredeyse üç yüz yardadan delik deşik ettiği Dreadlock’u kimin tuttuğunu.. Dahası, kimi öldürmesi için tutulduğu bilgisini satabileceği gibi..

Lilly bunun iyi para edeceğinden kesinlikle emindi.

 

Kızın gözleri, gardırobun kenarında asılı duran muhteşem elbiseye kayar —tıpkı battaniyesinin altındayken defalarca kaydığı gibi. Lanet olasıca şey gerçekten çok güzeldi.

Evet, Lilly işi icabı Aager’in yatağının ucuna katlı bir şekilde bıraktığı kendi elbiselerini tercih ederdi ama..

..ama işte!

 

Lilly pencereyi kapatmak için yatağından kalkar ama elbisenin yanından geçerken istemsizce ona dokunur..

..ve dona kalır. Dış görünüşüne bakılırsa, bluz ipek gibi görünmektedir. Korse ve etek ise muhtemelen pahalı kadifedir diye düşünmüştür Lilly. Ama bluz ipek ise, bu bildiği ipeklerin hiç birisine benzemektedir. Dahası, korse de, etek de kadife gibidir, ama kesinlikle kadife değildir.

Lilly elbisenin tamamını eline alır ve onda hiçbir ağırlık hissetmez!

 

“Lanet olsun, lanet olsun, lanet olsun..”, diye hayretle lanet eder Lilly Venom.

“..bu lanet şeyi denemem lazım!”

 

Lilly Venom, silik yeşil, yakası ve kolları ince dantelli bluzu dener ve ne olduğunu bilmediği kumaşın teninde akışını hisseder.

Sonra uzun, yırtmaçlı eteği başından aşağı geçirir ve beline tam oturduğunu görünce buna biraz şaşırır. Korse konusunda ne yapacağını düşünürken, korsenin kenarlarında gizlenmiş ipleri fark eder. Yavaşça korseyi göğüslerinin altından, kalçalarına kadar iyice oturtacak şekilde yerleştirir ve gizli ipleri çeker..

 

..ve korse bir anda gerilir ve yerine oturur!

 

“Hah!”, diye ünler Lilly. “Üç kişi gerektirmeden, tek başına takılabilir korse! Zengin olmanın en hızlı yolu!”

 

Lilly, giyindiği elbisenin rahatlığına hayret eder. Yırtmaçları sayesinde etek hiç bir şekilde hareket kabiliyetini kısıtlamazken, kıyafetin kendisi de sanki yer çekimi inkar edercesine hafiftir.

 

İşte tam o esnada kapı açılır ve kolunda Inshala olduğu halde Aager Fogstep içeri girer.

 

Lilly Venom içinden büyük, acı bir küfür savurur.

Inshala’dan küçük, mutlu bir çığlık kaçar.

“Muhteşem oldun abla!”, der küçük kız sevinç içerisine.

Aager ise ona öylece bakar. Sonra elini başına götürür ve kara kapüşonunu ve ağzına bağladığı yarı maskeyi söker, ellerini terlemiş saçları arasında gezdirir ve Lilly’ye sırıtır.

 

“Yeşil kesinlikle senin rengin. Tercihi için prensese teşekkür etmem şart oldu artık. Gel. Seni diğerleriyle tanıştırayım. Bu odada yeterince kaldın kız kardeşim!”

 

 

 

 

 


 

Köpek balığı dişleri (Shark teeth): Üçgen şeklinde bir çeşit shuriken. Köpek balığının dişlerine şekil benzerliği dolayısıyla bu isimle bilinirler.

Inshala’nın Merisoul’u iyileştirmeden önce Merisoul’un küçük familier’i olan Jay’i çağırmasının sebebi, sahibesine yapılan iyileştirme büyülerinin normalde yapılmaları halinde belirli asgari ve azami etki arasında rastgele etki gösterecekken, Jay sahibesinin yanındayken tam/azami etki göstermesini sağlama özelliğini vermesinden dolayı idi.

 

Aager Fogstep ile Mab arasındaki konuşma, gerçekte Inshala ile Mab arasında geçen bir konuşmanın simetrisi gibidir (bkz. Hikaye: Rüya).

Aager ile Merisoul’un arasında geçen konuşma ile iki farklı konuşmanın, roller değişmiş olan halidir, veya sonucudur (bkz. Hikayeler: Clandestine Toplantı ve  Kamp Ateşi III, “Aftermath”).

 

 

 

 

“Ne yazık ki Laila’yı bu konuda ikna edemedim..”

 

Ama sana bir kızın elbiselerini karıştırmanın doğru olmadığını söylemiştim ve sen de bana bunu yapmayacağını demiştin!“, diye fena halde alınmış bir ses duyar Aager zihninde.

Ben de bu düşüncene saygı gösterdim ve karıştırmadım.“, diye kendi cevabını gönderir Inshala’ya.

Ne yazık ki Laila’yı bu konuda ikna edemedim..“, diye de sırıtarak ekler.

 

✱ ✱ ✱

 

İzci Onbaşı Laila. Bu elbiseleri didik didik aramanızı istiyorum. Sanıyorum ki içinde bir çok gizli cepkenler var. Temkini elden bırakmayın ama içinde ne varsa çıkarın ve bulgularınızı rapor edin.”, der Aager ve bir çuval dolusu elbise ve iç çamaşırı Laila’nın önüne yığar.

“Neden sen aramıyorsun? Bunlar kucaklayıp getirdiğin o kesicinin elbiseleri değil mi?”, diye itiraz eder İzci Onbaşı Laila.

“Evet.”, der Aager.

“Ve sen benden onları karıştırmamı istiyorsun..”, der Laila.

“Evet..”, der Aager kısa bir sessizlikten sonra.

“Dur bi doğru anlamış mıyım; sen kızı kapıp, kendi rızası dışında ve baygın haldeyken buraya getirdin, sonra da onu soydun, kız şimdi çıplak ve sen de onun iç çamaşırlarını kurcalamak istiyorsun.. Doğru mu anlamışım?”, der Laila ve Aager’e tek kaşı kalkmış bir şekilde kuşkuyla bakar..

 

Ortam bir anda sessizleşir.

 

Laila dayanamaz.

“Gökler aşkına! Siz üçünüz ne yapıyorsunuz o odada?!”

“..Onu ben soymadım.”, der Aager, kısık bir sesle. “Kız tehlikeli bir kesici. O elbiselerin içine neler saklamış olabileceğini bilmiyoruz!”

“Peeeeeekiii..”, diye hiç inanmamış bir sesle cevap verir Laila. “Madem o kadar çok merak ediyorsun, neden bunu SEN yapmıyorsun? Kızın iç çamaşırlarını karıştırmak isteyen sensin..”

“Çünkü sana emrediyorum!”, diye cevap verir Aager.

“Burası Serenity Home değil. Savaş halinde de değiliz. Dolayısıyla bana emir veremezsin. Sana rapor vermek sorumluluklarım arasında. Ama bana veremeyeceğin emirlere uymak değil. Emir komuta zincirinde ben sadece İzci Efendisi Davien’in emirlerine tabiyim.”, der sırıtarak Laila.

“Görüyorum ki evden uzak kalmış olmanız sizde yanlış bazı izlenimlerin oluşmasına sebep olmuş, İzci Onbaşı Laila.”, diye hırlar Aager soğuk bir şekilde.

“Ne gördüğünü bilmiyorum ama bu izlenim her zaman vardı. Tıpkı senin bana emir veremeyeceğin gerçeği gibi..”, der izci kız daha da sırıtarak.

Aager burnundan solur.

“Ama benden rica edersen, düşünebilirim!”, diye de mutlu bir şekilde ekler.

 

Yüzünde buz gibi bir ifadeyse önünde sırıtan kıza bakar Aager.

 

“Dur tahmin edeyim..”, der Laila. “..Inshala bir kızın elbiselerini senin karıştırıp kurcalamanı istemedi ama sen bunları karıştırıp kurcalamaya can atıyorsun!”

“Hayır..”, diye dişlerini gıcırdatır Aager.

“O zaman dursun bi kenarda..”, der Laila mutlu bir şekilde ve arkasını dönüp gitmeye başlayınca, Aager’in “Lütfen..”, dediğini duyar.

“..içinde gizlenmiş bir şeyler var mı diye bu elbiseleri arar mısın?”

Aager’in sesindeki soğukluk, Büyük Kuzey Tundralarını aratmayacak seviyeye inmiştir.

“Madem böyle nazikçe istedin, tabii ki bunu yaparım. Sırf sevgili Inshala ile olan, ‘seninkinden bile daha eski’ dostluğumuz adına!”, der Laila acımasızca.

“Anlaşılan ‘Bane’s Song Operasyonu’ sonrasında, siz ve İzci Onbaşı Morel ile yaptığım sorgulama sizde yer etmiş..”, diye hırlar Aager.

“Yaralı ve bitmiş bir haldeyken bize çektirdiğiniz üç saatlik sorgulamadan mı bahsediyorsun? Aklımın ucundan bile geçmedi!”, diye güler Laila.

“Gördüklerinizi anlatmış olsaydınız, on dakika bile sürmemiş olurdu. Dahası, o operasyonun üzerinden neredeyse beş yıl geçti.. Sanki bunu aşmış olmanız gerekirdi, diye düşünüyorum.”, der Aager haşin bir sesle.

“Ve bu da senin kadınlar hakkında öğrenemediğin bir şey, Efendi Aager; bizler asla unutmayız ve affetmemiz de opsiyoneldir!”, diye muzaffer bir edayla sırıtır Laila.

“Anlıyorum..”, der Aager ve gözleri kısılır. “..ve sanıyorum buradaki gerçek sorunu görebiliyorum; siz yakın zamanda yine yanlış mantarlardan yemişsiniz İzci Onbaşı!”

Laila bir anda olduğu yerde dona kalır.

“..Neyse ki yakınlarda hızlı akan bir ırmak yok!”, der Aager nötr bir fısıltıyla.

“Neden bahsettiğinizi bilmiyorum, Efendi Aager!”, der hafif paniklemiş bir sesle ve hızla arkasını dönüp giderken Aager’in sesini duyar.

“Aaaa.. İzci Onbaşı Laila.. Gitmeden bir dakikanızı daha ‘rica’ edeceğim.. ‘Lütfen’imi geri alayım lütfen!”

“Ne..? Nasıl yani..?”, diye afallar Laila.

“Az önce benden hak etmediğiniz kıdemli bir ‘lütfen’ aldınız. Onu geri istiyorum!”, der Aager sırıtarak.

Laila biraz terlemeye başlar.

“Ne.. Ne gibi..?”

“Şimdilik sadece bu elbiseleri didik didik aramanı istiyorum.. Borcunun geri kalanını kapatman için eminim uzun vadeli bir şeyler düşünebiliriz sanıyorum.”, der Aager ve dönüp gider..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

< önceki | sonraki >

1 Comments
  • deja nim / September 16, 2020 / Reply

    Biraz faklı bir yaklaşım kullandım bu hikayede; Aager Fogstep, Inshala ile Mab ve kendisi ile Merisoul arasındaki konuşmaları, roller değişmiş olarak yaşar.

    Ne kadar ilginçtir ki hayatta en çok zarar verdiklerimiz düşmanlarımız değil, gerçekte en çok sevdiklerimizdir.

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.