You can enable/disable right clicking from Theme Options and customize this message too.



Book Online

* Please Fill Required Fields *

 

Timeline:

Grubun arenadan ayrılmalarının üzerinden iki gün geçmiştir.

Serenity Home yangını hakkında daha fazla bilgi edinmek için Gar Thalot adındaki bir isyancıyı bulmaları gerekmektedir.

Grup, Darly Dor’un da yardımıyla bu garip, kimliği hakkında pek az şey bilinen Thalot’a ulaşmanın yollarını ararken, Lilly’s Venom ise, aynı grup ile aynı handa zorunlu olarak kalmaktadır.

Bu hikaye, “1:33:017 – Elveda, Felishia..” dan yaklaşık iki gün sonra, “Birthright (18+)”  ‘ın ikinci yarısından birkaç gün önce yer alır.

 

Ne yapıyorsun odamda?”, der hafif hırıltılı, tok bir kadın sesi.

Oda biraz karanlıktır. Çok da başarılı bir şekilde monte edilmemiş kapının altından sızan mum ve perdeleri açık pencereden süzülen sokak lambalarının ışığı odayı, el yordamı gerektirmeyecek kadar loş olmasını sağlamıştır. Oda oldukça sadedir; küçük pencerenin yanında duran, sarkık bir gardırop, onunla dip dibe duran tek kişilik iğreti bir yatak ve yatağın ayak ucuna sıkıştırılmış iki çekmeceli bir şifon yerden ibarettir. Hanın kendisi gibi, odaları da biraz fakirdir.

 

Fakir ve çıplak..

..ama şaşırtıcı bir şekilde temiz.

 

Aynı zamanda, küçük olmasına rağmen havadar ve bir şekilde, ‘yağmur sonrası çam ormanı’ kokusuna sahiptir.

Ancak hanın bu odası havadar oluşunu, iç ferahlatıcı çam ormanı kokusunu yada temizliğini sahibine değil, kalan küçük kıza borçludur.

Inshala ‘la Fey’ Frostmane, olabildiğince sessiz bir şekilde, elinde içi su ve toz sabun doldurulmuş ahşap bir kova ve bir tomar paçavra beziyle girer odaya. Sıskası çıkmış kolları sızlar ve kovanın ağırlığını ‘ıh’layarak kaldırır. Aşağıdaki tulumbadan zorlukla çektiği suyu, daha da zorlukla yukarıya taşımış, daha sonra tekrar aşağı inip, kıpkırmızı bir suratla, ve yerin dibine geçmiş bir ifadeyle han sahibinden sabun ve paçavra bezleri rica etmiş, karşılığında da pek de anlamadığı ama Aager’in ona verdiği sarı yuvarlak demirlerden vermiş ve şimdiyse içi su ve sabun dolu kova ve paçavralarla beraber bu odaya gelmişti.

 

Bu, Inshala’nın hiç tanımadığı biriyle hayatında ilk defa kendi başına ve göreceli bir şekilde ‘gönüllü olarak’ konuşması olmuştur aynı zamanda. Bir kova su, biraz sabun ve paçavra için altın bırakan küçük, sıskası çıkmış, garip örmeli saçlı kıza hancı sadece bakakalmıştı.

 

Sessizce odaya giren küçük kız, kovayı oflaya poflaya bir kenara bırakmış ve hemen işe koyulmuştu. Önce duvarlardan başlamış, sonra gardırop ve şifonyerini, çekmecelerin içleri de dahil, temizlemiş, pencereleri pırıl pırıl etmiş, ancak gözü kesmediği için, ikinci bir kovayı, yine ıkına sıkına ve tam bir utanç içerisinde gidip Udoorin abisinden rica etmişti.

Çünkü Udoorin abi güçlüydü ve bir —yada otuz— kova su, onun için hiçbir şeydi!

 

Bir açıdan bu, Udoorin abisiyle de ‘gönüllü olarak’ ilk defa konuşması olmuştu. Ve bir önceki akşam Udoorin abisi yaptığı şeyi yapmamış olsaydı, Inshala yine buna cesaret etmiş olamazdı.

Belli ki Udoorin abisi hiçte göründüğü gibi biri değildi. Halbuki bunu, hiçbir şey olmasa, onun Lorna ablasına olan davranışlarından görmüş olmalıydı..

 

Duvarlar ve iğreti mobilyalardan sonra Inshala tiril tiril olmuş perdeleri yıkayıp, kırışmadan açılsınlar diye de hemen geri asmış, gaz lambalarının camlarını, pırıl pırıl oluncaya kadar yıpranmış elleriyle kazımış, kirden ne olduğu anlaşılmaz hale gelmiş duvardaki küçük çerçeveyi de temizlemiş, çerçevenin içinde, saçlarını mavi ve bej renkli bir örtüyle sarmış, görünen tek kulağında inci küpesi olan genç bir kızın, hafif arkasını dönmüş bir şekilde kendisine merakla bakmakta olduğunu görünce hayrete çerçevenin içindeki kızı seyretmişti.

 

İlginçtir ki Inshala ne kovalar için, ne de temizlik için diğer kızlardan herhangi bir talep yada yardım istememişti. Dahası, Aager’den de yardım istememiş, hatta bu konuyu ona hiç açmamıştı bile.

Belki de ona bir sürpriz yapmayı umuyordu.

Tek sorun, Inshala Frostmane sürpriz nedir, en ufak bir fikri yoktu.

Biri ona sürprizi, “Sonu mutlu biten bir çeşit pusu..”, diye anlatırsa, belki anlayabilirdi zira bir zamanlar Inshala, dönüşebildiği dev kedisi dolayısıyla ‘pusu’ olayını çok iyi bilen biriydi.

Ki bu noktada da onun aklını muhtemelen, bir pusunun sonunun nasıl ‘mutlu’ bitebileceği sorusu karıştıracaktı!

Of yaa! Bu sosyal şeysi gerçekten çok karmaşık ve talepkar bir şeydi ama Inshala kararlıydı ve öğrenecekti. Kendisi için olmasa da, Aager Fogstep için bunu yapacaktı. Aager’i daha fazla utandırmaması gerekiyordu.

En azından bu odada kalan kişiye karşı.

Nevarki şu anda elindeki iş sosyal şeysiyle alakalı değildi, neyseki.

 

ODA PİSTİ!

 

Evet, oda pisti ve kötü kokuyordu.

Aager’in önünde mızmızlanmak istememişti ama günlerce bu pis odada burnunu parmaklarıyla sıkıp uyumak, sıskası çıkmış bedenini biraz zormamıştı.

İşte tam olarak bu noktada Inshala her şeyi başkalarından beklememesi gerekiğini anlamış ve olaya el koymaya karar vermişti. Gnine abiyi o pis yerden kurtardıklarına göre Inshala da ‘bi süre’ kalacakları bu, kimsenin birbirini tanımadığı, ama her nedense herkesin yiyip içtiği, yatıp kalktığı, tıka basa insanlarla dolu olan yerin tamamını olmasada, kaldığı odayı temizlemeye karar vermişti.

 

Inshala olabildiğince sessiz yapmıştı temizliğini ama iş yerlere gelince, sırtından göğsüne fena bir ağrı saplanmış ve nefes alırken zorlanmaya başlamıştı. Oldum olası yerleri silmekten pek haz almamıştı Inshala, ama pis, çamurlu bir oda onu daha çok rahatsız etmişti. Göğsünden kaçan hırıltılı seslere rağmen, ısrar etmişti küçük kız — taki odadaki tek yatakta uyuyan diğer kız uyanıncaya kadar..

 

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

 

Ne yapıyorsun odamda?”, der hafif hırıltılı, tok bir kadın sesi.

Temizliğe dalmış ve başı dönenen Inshala yerinden sıçrar. “Ben.. ben özür dilerim. Seni uyandırmak istememiştim.”, diye rezil olmuş bir ifadeyle kızarır.

“Sana odamda ne yapıyorsun, diye sordum?”, der yataktaki kız, huysuz bir şekilde.

Inshala zorlukla doğrulur. Dizleri titrer ve biraz salınır.

Yataktaki kız, daha yeni uyanmış birinin uyuşukluğunu sergilemez..

..bir an yatakta ve battaniyelerinin altında, bir an ise başı dönüp yere düşen kızı yakalamıştır.

 

Huysuz kız, acı bir şekilde ‘fırk’lar.

“Başından büyük işlere kalkışmamalısın..”, der ve küçük kızı yatağa oturtur.

Huysuz kız o anda fena halde şaşırır. Kendisinden beklediği gibi küçük kızı yarı taşıyıp, yarı sürüklememiştir.

Sadece taşımıştır!

“Görüyorumki Aager hayvanı seni aç bırakmış biraz. Aşağılık herif.. Şunun haline bak.. Üzerinde gıdım et yok. Çimdik atsam, sanırım kemiklerini kırabilirim.”, der ve yine acı bir şekilde ‘fırk’lar. “Bunun için mi bir hafta o bok çukurunda bekledim sizi? Sokakta yanınızdan geçerken üfleseymişim de işin bitermiş zaten!”

Inshala’dan ses çıkmaz.

Kızın, çukur olmuş gözlerinin etrafı ve küçük dudakları morarmaya başlamıştır.

Zor, derin nefesler almaya çalışır ama sanki ortada çekecek hava yoktur.

“Pen.. pencere.. hava.. lütfen.. Lilly abla!”, der hırıltılı, boğuk bir sesle.

 

Ve işte tam o anda Lilly Venom’un gözleri kısılır.

Arenada yaşadıkları son dakilarlardan hatırladığı tek şey, bu kızı öldürmek için gösterdiği insan üstü çabalara rağmen ya kaderin bir müdahalesi.. yada başka bir ‘her ne ise’, sonucunda onu öldürmeyi başaramadığı gerçeğidir.

Evet, silahsızdır. Yarı çıplaktır. Ama yatakta boğulan kız da kendisini müdafaa edecek durumda değildir.

Dahası, Lilly’nin bu kızı öldürmesi için, ‘hiçbir şey’ yapması yeterlidir.

 

Lilly Venom’un çıplak omuzları düşer. Derin, vazgeçmiş bir nefes alır, sonra küçük kızı yine kucaklar ve bir kedi yavrusu taşıyormuş gibi onu camın önüne getirir, pencereyi açar ve kızın başını dışarı doğru sarkıtır.

Ve.. kaburgalarını ve omurgasını elinde hissettiği sırtını sıvazlar.

 

Aradan ne kadar zaman geçer, belli değildir.

Ama Lilly keskin çeliği, ancak boğazına yaslandığında farkeder.

Kendisi gibi hayatı ölüm ve cinayetlerle geçmiş birisini bile rahatsız eden, vahşi bir tıslama gelir arkasından ve ancak o zaman Aager Fogstep’in hemen arkasında olduğununa uyanır.

“Ona zarar verirsen, seni keserim.”

 

Lilly’nin içi titrer.

Bu, hayatında ilk defa tehdit edilişi değildir. Muhtemelen, sonuncusu da olmayacaktır.

Yada olacaktır.

Sorun; Aager onu tehdit etmemiştir.

Son derece açık, ve bir o kadar da basit, kati bir gerçeği dile getirmiştir, o kadar.

 

“Ona zarar vermek isteseydim, onu camdan aşağı atmakla uğraşmazdım..”

Lilly, Inshala’yı nasıl öldürebileceğine dair hiçbir açıklama veya alternatifli seçenek sunmaz. Bunun pek de akıllıca olmayabileceği ile ilgili bir bilgeliğe ayılır.

Aager çeliği kızın boğazından çekmez ve belkide, az evvel ayıldığı bilgelikten olsa gerek, Inshala söz konusu olduğunda Lilly’de şansını zorlamaz.

Yavaşça Inshala’nın sırtını sıvazlamaya devam eder ama rahatsız edici bir nokta kesici kızın aklına takılır; neden hala hayatta olduğu!

Dahası, Aager’de bir şey Lilly Venom’u rahatsız etmiştir. Geçmişte bu acımasız adamla defalarca karşılaşmıştı ve her defasında Aager kendisine ulaşıp öldürmek için, aralarında ne kadar kesici varsa hepsini, insani sınırlar içerisinde olabilecek en seri ve en ölümcül bir şekilde doğramıştı. Adamın hareketlerini ‘ekonomik’ olarak bile değerlendirmişti Lilly o zamanlar acı bir itirafla, zira tanıdığı Aager hiç bir zaman ‘müşterisine’ bıçak saplayan biri olmamıştı. Aager bıçak saplamazdı. Onu sokar.. ve çıkarırdı.

Hızlı, ölümcül ve.. dramsız bir ekonomiyle.

Yada kendisine ulaşmak için yanından geçtiği kesicilerin şah damarını, böbreğini veya nefes borusunu tam olarak ‘gerekli’ olacak kadar derin bir çizik atar sonra da yoluna devam ederdi.

 

Şıp. Şak.

SIRADAKİ LÜTFEN!

 

Ama şimdiki Aager ise hemen arkasındaydı, kendisini olabilecek en hazırlıksız haliyle yakalamıştı; silahsız ve çıplak ve.. o kadar!

 

Öylece duruyordu.

Gerizekalı bir salak gibi!

 

Bir şeyler değişmişti bu Aager’de ve bunun ne olduğu bilgisi kendisine söylenmemiştir.

“Acaba..”, diye düşünür Lilly, bu küçük kız mıdır bunun sebebi? Bir ‘insan’ bile olmayan bu sıska yaratık, bir hayvandan bir insan yapmayı gerçekten başarmış mıydı?

“Hayır!”, der yine kendi kendine. “Kimse bu kadar değişemez.. Yoksa.. değişebilir mi? Şu anda, şimdi, o arkamda. Beni bulabileceği en çaresiz halimle kıskıvrak yakalamış durumda ve ben hala hayattayım.. hala nefes alıyorum.. hala beni kesmedi! Ben olsaydım, onu çoktan öldürmüş ve bir sonraki kontratımın peşine düşmüş olurdum..”

 

Lilly Venom, boğazına kadar gelen acı suyu zorlukla bastırır. Açık pencereden içeri sızan gece ayazını, Aager’in onun korkusuna yoracağını düşünerek bütün vücudunu kasar ve titrememek için elinden geleni yaparken bir yandan da mekanik hareketlerle baygın kızın sırtını okşar gibi sıvazlamaya devam eder.

 

Küçük, sıskası çıkmış kızdan derin, bariz nefesler gelmeye başlar ve yavaşça, kendi başına ayakta durmaya başlar.

Bunu başarınca Lilly uyuşuk haldeki kızı tekrar yatağın yanına getirir ve onu oraya oturtur sonra yavaşça hayatının hasmına, öldürmek için kan yemini ettiği adama dönder.

 

“Eee..? Keseceksen yap, bitir şu işi.. Gece soğuk ve ben üşüdüm!”, der Venom, adı gibi zehirli bir sesle Aager’e.

Kız, bütün dik kafalı tavrıyla gözlerini Aager’in soğuk, buz gibi gözlerine dikmiş, öylece birbirlerini süzerler.

“Ama bilesin ki küçük kız yerleri daha yeni temizledi ve kan lekesi çıkmaz!”

Aager ilk defa sırıtır.

“Biraz karbonat ve sirkenin çıkaramayacağı bir şey değil.. Kesici okulunda böyle ayrıntıları öğretmediler mi sana? Birkaç dersi kaçırmış gibisin.”, der hoş olmayan sessiz hırıltısıyla.

Lilly içinde bulunduğu durum itibariyle soğuk, loş odada öylece önünde durmuş ve boğazına bıçak dayamış adamla ağız dalaşı dışında yapabileceği pek de bir şey yoktur. Ölecekse, en azından adama bir iki laf sokmaya kararlıdır..

“Merak ediyorum.. Bu senin normal halin mi yoksa kızın önünde mi böylesin?”, diye işi çirkefliğe vurur Lilly.

“Kızın önünde nasıl olduğum konusunu bence zorlama. Aslına bakılırsa hiç girme!”, diye kısılır Aager’in gözleri.

 

Inshala artık aradan çıkmıştır. Lilly şansını zorlar.

 

“Neden? Utandın mı?”

“Hayır. Yanımda karbonat var!”

 

Inshala gözlerini açar. iOS’un yüklenmesi biraz vakit alır ama tamamlandığında Aager’le Lilly’nin halini görür ve gözleri irileşir.

Aager Fogstep! Ne yapıyorsun?“, diye hayret ve panik içerisinde yankılanır kızın sesi Aager’in zihninde.

İyi misin?“, diye gönderir Aager sorusunu kıza.

Ben.. ben iyiyim. Biraz başım döndü ve havasız kaldım o kadar. Lilly abla’dan beni pencerenin yanına götürmesini rica etmiştim.

Lilly abla mı? Hangi ara ablan oluverdi bu senin? Onun ablan olabilmesi için gerekli vasıflara sahip olduğuna inanmakta zorluk çekiyorum.“, der Aager, Inshala’nın zihninde.

Aager Fogstep.. Neden onun boğazına bıçağını dayadın ve neden çıplak bir kızın odasındasın!

 

Arenanın son bir buçuk dakikasında yaralanan Aager’in pragmatik yanı bir elini sargılı alnına şaplatır, diğeriyle de Aager’i işaret eder ve dişsiz bir kahkaha atar.

“Şimdi moku yedin!”, der kıs kıs gülerek.

 

“Ummm..”, diye afallar Aager.

Aager Fogstep. Çok ayıp. Beni bile böyle görmedin!“, diye, bir şekilde utanç içerisinde çınlar kızın sesi Aager’in zihninde.

Aager gıkını çıkarmaz.

Döner..

..ve odadan nerdeyse kaçarak çıkar.

 

“Ne..? Bu kadar mı..? Karbonatlı ölüm tehditi.. Şaka mı bu?”, diye hayret içerisinde öylece durup bakar Lilly Venom, Aager’in ardından.

“Biraz hayal kırıklığına uğramadım değil!”, diye ekler kız bozulmuş bir şekilde.

“Onun kusuruna bakma abla. Son günlerde biraz bazı beklenmedik şeyler yaşadı sanırım.. Hazır olduğunda bana anlatacaktır.”, der Inshala utanmış bir sesle.

 

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

 

Ne yapıyorsun odamda?”, diye hafif hırıltılı, tok sesiyle bir daha sorar Lilly Venom, Aager gidince.

“Oda kirliydi, temizliyordum.”, der Inshala, bu güzel ama biraz huysuz kıza. Ne yaptığı açıkça görünüyor olmasına rağmen kızın kendisine bu soruyu soruyor olmasına biraz şaşırmış gibidir.

Başında 15,000 altın ödüllü kiralık katil Lilly Venom öylece Inshala’ya bakar.

“Ve.. belki konuşmak istersin diye düşündüm. İki gündür bu odadan çıkmadın. Geceleri de inlemelerini ve çığlıklarını duyuyorum. Ve belki temizlenmek istersin. Udoorin abi’den rica ettim, bize yiyecek bir şeyler getirecek. Acıkmış olmalısın.”, der küçük kız. “Lorna abladan da sana uygun giyebileceğin elbiseler de istedim. Aager senin bütün elbiselerini aldı ama nerelere neler saklamış olduğunu aramadı. Bir kızın elbiselerini karıştırmasını doğru bulmadım. Bunu ona söyleyince onları bıraktı ama geri vermememi rica etti. Lady abla da bıçaklarından birine el koydu sanırım. Lanetli olmasıyla ilgili bir şeyler söyledi -ki bence de haklı. O bıçak iyi bir bıçak değil..”, der nefes nefese Inshala.

Lilly Venom önünde oturan küçük kıza bakar.

“Kalk!”, der keskin bir şekilde. “Üşüdüm.”

“Ö.. özür dilerim..”, der Inshala ve hemen kalkıp karşıki duvarın dibine çöker ama içi rahattır artık çünkü yerlerin bu tarafını temizlemiştir çoktan!

 

Lilly battaniyelerin altına girer ama gözlerini küçük kızdan ayırmaz.

“Neden anlatıyorsun bunları bana?”, diye sorar en sonunda.

“Sordun ki?”, der Inshala.

 

‘Avanak.. Tam bir avanak!’, diye geçirir içinden Lilly.

‘Aager bu salağa mı vuruldu? Eh, herkesten makul bir standart beklenemez sanırım..’

 

İçi zehirli kız uzun bir süre duvarın dibine çömmüş küçük kıza bakar. Neden sonra ona sorar;

“Ben senin neyinim?”

“Bilmem. Ablamsın sanırım. Bu sosyal şeysilerini pek anlamıyorum daha. Herkes birilerinin bir şeyi. Ben ise kimsenin kimsesi değilim. Sadece A.. Aager’in beni sevdiğini hissediyorum ama sevginin ne olduğunu kimse bana doğru düzgün anlatmadı bugüne kadar, onun için onu da tam anlamıyorum..

Themalsar dönüşü Merisoul ablama sormuştum sevgi nedir, diye. Bana daha önce hiç tatmadığım bir yemeğin tarifini yapar gibi, içinde şu kadar tuz, bu kadar da şeker olacak der gibi harika bir tarif verdi. Ama tarif ettiği şeyi daha önce hiç görmediğim için, yine bir şey anlamadım.

“Sevgi; dört ölçek şeker, bir ölçek tuz, beş ölçek de acıdır..”

..ne demek ki?

Dün akşam da Lorna ablama sordum, yüzü kızardı. Udoorin abiye kaçamak bakışlar atıp, “Böyle bir şey.”, diye fısıldadı kulağıma.

Sonra Laila ablaya sordum, bana geri döndüğümüzde Thomas adında bi salağa sormamı söyledi. Bu da Lady ablayı çileden çıkardı nedense ve ikiside bu Thomas denen çocuk ve Bremorel ablayla alakalı uzun, hararetli bir tartışmaya giriştiler.

Canım sıkıldı, bende “Yok mu bana sevgiyi anlatacak kimse?”, diye ağladım. Udoorin abi geldi yanıma ve önümde dizlerinin üstüne çöküp bana sarıldı. Çok korktum çünkü Udoorin abi çok kocaman ve çok güçlü bi adam. Ama o hiç canımı yakmadı. Nazikçe bana sarıldı ve “Hepimizin senin için hissettiği şey.”, dedi. Bunun üzerine Lorna ablanın gözleri doldu ve o da gelip Udoorin abiye sarıldı..”, der Inshala ve bir an durur.

“Onu.. Aager’i.. buramda hissediyorum..”, der ve sıskası çıkmış göğsüne işaret eder.

“Hemen yanımda olduğunda ise buramda.”, diye karnına işaret eder.

“Ama buram hep karmakarışık!”, diye de parmağını başına götürür..

“Sadece.. Sadece onunlayken, içimde kafeslenmiş bir şey varmış gibi hissediyorum. Çıkmak isteyen bir şey.. ama çıkamıyor bir türlü.. utanıyor ya da başka bir şey.. sanırım.. galiba.. bilmiyorum..”, der küçük kız, kaşları çatılı yüzünde anlayamadığı bir şeyi çözmek için ciddi çaba sarf eden bir ifadeyle.

“Ve ben kafeslenmekten hiç hoşlanmam! Ona söyledim bunu ama o biraz dişimi sıkmamı söyledi. Bunun da şu sosyal şeysilerden biri olduğunu sanıyorum çünkü dişlerimi sıkmak sadece çenemi ağrıyor, o kadar. Bana sarıldığında kendimi mutlu ve güvende hissediyorum.. Biraz.. biraz kafa karıştırıcı bir durum.”, der küçük, sıskası çıkmış kız.

Lilly kaşları kalkmış bir şekilde önünde çömmüş küçük kıza bakakalır.

“Ben..”, der usulca, “..senin DÜŞMANINIM! Sen bütün düşmanlarına böyle her şeyini anlatır mısın?”

Inshala öylece, iri gözlerle Lilly’ye bakar.

“Ben seni tanımıyorum ki. Senin de beni tanıdığını sanmıyorum çünkü kokunu ilk defa arenada aldım. Hiç tanımadığın birisini neden kendine düşman yapasın ki?”, diye merakla ve biraz incinmiş bir sesle sorar Inshala.

“Düşmanım olman için seni tanımam gerekmiyor. Sen benim düşmanımsın, o kadar!”, diye tıslar Lilly, tam bir salakla konuşuyor olduğunu anlamış bir şekilde.

“Tanıdığınız, bildiğiniz düşmanlarınızın üzerine birde tanımadığınız ve bilmediğiniz düşmanlar mı eklemek istiyorsunuz? İnsanlar gerçekten hayret verici yaratıklar.. En azından tanımadıklarınızla tanışıp onlardan dost edinmekle uğraşsanız, sanki bu sizin için daha akıllıca olurdu gibime geliyor. Her bir yanınızda bu ‘düşman’lardan zaten var olduğunu düşünürsek.”, der Inshala sırıtarak.

Lilly kaşlarını çatar.

Kızın cevabı hoşuna gidebileceğinden biraz fazla çetrefillidir. Çok hafif o Gnine adındaki bücürün verdiği cevaplar gibidir. Ancak arada çok belirgin bazı farklar vardır. Bücürün cevapları karmaşık, belirli bazı felsefeleri içeren, iç içe geçmiş, örgülü mantıklar içermektedir. Muhtemelen eline bir mercek, bir cımbız, bir iğne ve belki bir de abaküs alsa, Gnine’ın söylediklerini ayıklayıp anlayabileceğini düşünür Lilly.

Ama bu kızın sözleri felsefe amaçlı değildir. İçinde hiçbir kurnazlık, hiçbir sinsilik, yada uyanıklık yoktur.

Açık, temiz, katışıksız ve çıplaktır.

 

‘Kimlere çattım ben?’, diye geçirir içinden huysuz kız.

 

“Peki neden ablan oluyorum?”, diye bir başka açıdan dener şansını Lilly.

Inshala küçük omuzlarını silker.

“Herkes Lady’ye abla diyor çünkü o hepimizden büyük. O yüzden bende herkese abla diyorum çünkü en küçükleri benim. Bu benim işimi o kadar çok kolaylaştırıyor ki!”, diye daha da sırıtır Inshala.

“Ama gerçekte ‘ördek dudaklı’, Lady’den bile daha yaşlıymış ama Lorna abla dışında kimsenin ona abla dediğini duymadım. Udoorin abi ona ‘Aş Teyze’ diyor ama bunun sebebini ise bir türlü anlayamadım. Aslına bakılırsa kimse onunla pek konuşmuyor —ki sanırım bu da biraz kendi suçu. Azıcık gülümsese aslında çok güzel biri kendisi. Sanırım elfler de insanlar gibi bazı konularda..”, diye hayıflanır Inshala, ama elflerin hangi bazı konularda insanlar gibi olduklarını söylemez.

 

“Sırtındaki yaralar..”, diye yine konu atlar Lilly. “..onlar kırbaç izi.”

 

Inshala gülümser.

Ama yüzündeki gülümseme cam gibidir.

Her an kırılacak gibi..

 

“Sekiz yaşımda bir sefer ormanda hazırlıksız yakalanmıştım..”, der Inshala aynı camdan gülümsemesiyle. “..on dört yaşıma kadar peşimden gelenlere birkaç defa daha yakalandım. Sonuncusu biraz fazla yakmıştı canımı ama olsun. Geçmişte kaldı hepsi. En azından sadece bir sefer taşlandım.. kafeslendiğimde. Ama sana kafeslenmekten hoşlanmadığımı söylemiştim zaten!”

 

Lilly Venom yutkunur. Küçüklüğünde, eğitimi esnasında, zihin ve beden mukavemetinin arttırılması için bir çok defa dayak yemişti. Ama o dayakların hepsi kontrollü ortamlarda olmuştu.

Lilly’nin bir anda fena halde canı sıkılır.

Ortada bir oyun vardır sanki ama kendisi artık bu oyunu oynamak istemez.

 

“Seni arenada öldürmeye çalıştım.. Ve sen burada, karşımda oturmuş benimle konuşmak istiyorsun. Temiz bir odam olsun diye az daha ölüyordun! Bana yemek ve temiz giyecekler söyledin.. Sen aptal mısın?”, diye hırlar.

“Beni neden arenada öldürmek istediğini bilmiyorum. Halbuki sana hiçbir şey yapmamıştım. Sadece bi sefer, seni ilk gördüğümde, Aager’e senin çok güzel olduğunu ve saçlarını örmek istediğimi söylemiştim. Ama örmemi istemiyorsan sorun değil, gerçekten. Beni öldürmüş olsaydın bu Aager’i üzerdi, sanırım. Öldürmediğin için teşekkür ederim —Aager’in iyiliği için. Bu onun, beni hayatta tutmak için verdiği onca çabayı boşa çıkarırdı!

Odanı temizledim çünkü pisti. İki gündür bir şey yemedin, açsındır ve elbisen yok, giyecek bir şeylere ihtiyacın olur diye düşündüm. Bunları istemem beni aptal mı yapıyor? Aager’le beraber aptal olmaya karar vermiştik zaten, o yüzden bunun senin açından bir sorun olacağını sanmıyorum.”, der Inshala ciddi bir şekilde.

NEDEN? NEDEN BUNLARI YAPIYORSUN? BASİT BİR SORUYA CEVAP VERMEN NE KADAR ZOR OLABİLİR?!“, diye harlar Lilly.

Inshala, battaniyelerin altından ona azı dişlerini gösteren kıza bakar ama şaşkın bir şekilde. ‘Belki de Merisoul abla kızın kafasına biraz fazla sert vurmuş ve söylediklerimi duymakta zorlanıyordur..’, diye geçirir içinden.

“Odanı temizledim çünkü pisti. İki gündür bir şey yemedin, açsındır ve elbisen yok, giyecek bir şeylere ihtiyacın olur diye düşündüm.. Bunları söyledim sana zaten ki.. az önce!”

BEN SENİ ÖLDÜRMEYE ÇALIŞTIM! NEDEN BUNU ANLAMIYORSUN? SENİ HALA ÖLDÜREBİLİRİM!“, diye tıslar kudurmuş bir sesle Venom!

“Hayır. Beni öldürmeye çalıştın. Olmadı. Bu şekilde eline çok az insana verilen bir şey geçti..”, der Inshala sessizce.

“Neymiş o?”, diye hırlar Lilly.

“..İkinci bir şans.”, der Inshala küçük omuzlarını silkerek.

“Önemli olan, yeni şansını nasıl kullanmak istiyorsun? Aynı hatayı tekrarlayarak mı, yoksa kendini yeni bir hayata adayarak mı? Ayrıntılarda farklı olabiliriz ama gerçekte ikimiz arasındaki tek fark nedir biliyor musun, Lilly abla?”

Lilly’den bir cevap gelmeyince Inshala devamını getirir.

“Sen benden daha güzelsin..”, der samimi bir sesle. “..Ve beni şu anda hala öldürebileceğini söylüyorsun.. Sana mani olmayacağım.”

“Neden? Kaçık mısın sen?!”

“Hayır. Belki. Bilmiyorum. Ama beni öldüreceğini sanmıyorum..”, der Inshala sakince.

Lilly, önündeki duvarın dibine topak halinde çömmüş küçük, bi deri bi kemik kalmış kıza öylece, ve hayretle bakar.

“..Çünkü sen Aager’in kız kardeşisin. Bu da bizi aynı bölgeyi paylaşan, aynı sürünün bir parçası yapıyor. Sürü içerisinde itişmeler olabilir.. Ama cinayet olmaz!”

 

Lilly Venom dona kalır.

 

Ancak uzun bir aradan sonra kızın fısıltılı sesi duyulur.

“Ne.. nasıl..?”

“Özür dilerim.. Bunu Aager’in sana söylemesini isterdim. Ama daha az evvelki halinize bakılırsa, ikinizde birbirinizi karbinator ve sirkeyle öldürmekten bahsediyordunuz.. Karbinator’un ne olduğunu bilmiyorum ama sirkenin ne olduğunu biliyorum.. İkinizin de geçmişi biraz fazla nefretle dolu.”, der Inshala sessizce..

Sonra sesi kararlı bir kılığa bürünür ve ekler.

AMA SENİ ONUN YANINDA BİR DAHA ÇIPLAK GÖRMEK İSTEMİYORUM!

 

 

Kapı tıklanır.

Kısa bir bekleyişten sonra kapının ardından Udoorin’in gür sesi duyulur.

“Umm.. Inshala hanım. Yemek istemiştiniz getirdim. Korkarım nohut ve ıslak, pilavımsı bir şey dışında pek de alternatifimiz yoktu. Yarın çıkıp pazardan doğru düzgün bir şeyler alırsak iyi olacak. Lady Lorna’da elbise gönderdi. İçinde korseli ve uzun yırtmaçlı bir şey var sanırım..”, der Udoorin ve bir an durur.

“Yaa bakın, nasıl giyileceğini ve hangi bağcıkların nereye gideceğini anlattı bana Lorna ama ben sadece nezaketen anladığımı söyledim kendisine.. Laila bunun için ‘izci tuzağından daha tehlikeli’, dedi ve bence haklı.”, der.

Sonra dürüstçe ekler, “..Bir erkek asla bu kadar iple muhatap edilmemeli!”

 

Inshala’dan mutlu bir çığlık kaçar ve yerinden fırlar. Loş odada parlayan bir mum gibi aydınlanır ve kapıya yönelir.

“Bağcıklı elbiselere bayılırım!”

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

< önceki | sonraki >

1 Comments
  • deja nim / September 13, 2020 / Reply

    Bu hikaye, gruba yeni katılan Lilly Venom ile Inshala'nın, biraz daha medeni koşullar altında tanışmalarını anlatmak için yazmıştım ve bir önceki hareketli hikayeden sonra 'Soft Landing/Yumuşak İniş' babında oldu biraz.

    Zihninde Aager bu son derece tehlikeli kızın yıllarca aradığı, sonra da onu bir yangında kaybettiği küçük kız kardeşi olduğu bilse de, benliğinde o hala azılı düşmanı Lilly Venom'dur ve Inshala'sının onunla yalnız kalmasını son derece sakıncalı bulmaktadır. Nihayetinde arenada bir başka 1:32 dk.'lık anda kız Inshala'yı öldürmüştür..

    İnsanların kalıplarını aşması kadar zor bir şey yok sanırım.

     

    Not: Deterjanlar kimyasal maddelerdir. Yanında fazla oyalanmayın, oynamayın ve birbirleriyle karıştırmayın, çıkan gazlar sizi hastanelik edebilir. Çalıştığım bir yerdeki temizlikçi kadının başına geldi. Ambulansla acile kaldırıldı. Kadıncağız günlerce bi gıdım nefes için cebelleşti.

    Bir başka not: ‘Avanak.. Tam bir avanak!’, diye geçirir içinden Lilly. – İlginçtir ki bu ifade Aager’in neredeyse tescilli ifadesidir :>

    Bir diğer not: Merak edenler için duvarda asılı çerçevedeki kız, Hollandalı sanatçı Johannes Vermeer’in 1665 tarihinde yaptığı meşhur “İnci küpeli kız” eseridir.

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.