You can enable/disable right clicking from Theme Options and customize this message too.



Book Online

* Please Fill Required Fields *

 

Timeline:

Lilly Venom, yeni bir kontrat için Arashkan’dan ayrılmaya karar verir. Aldığı bu iş onun için son derce zor, ve muhtemelen de ölümcül olacaktır. Bildiğini sandığı dünyası tamamen yıkılmış olan genç, acımasız katil, çıkışı yapmayı bildiği tek şeyde bulur.

Belki de bu şekilde bir türlü üzerinde atamadığı kin ve nefretinden kurtulacaktır.

Bu hikaye, “Lilly Venom: İş Teklifi” ve
The Returning of Shal -ah Galad” hikayelerinden
birkaç gün sonra yer alır..

 

Ben sizi yalnız bırakayım..”, der Inshala ve yavaşça ayağa kalkar.

“Kal, git, otur, dinle, sus, konuş.. Fark etmez..”, der karanlık bir suratla Lilly Venom ve açık pencerenin yanından ayrılır.

“Neler oluyor Lilly? Beni neden çağırdın?”, diye yorgun bir sesle konuşur Aager, kapının önünde. “Konuşmak istediğin son kişi benmişim gibi her geldiğimde, arkanın bana dönük olduğundan emin oluyorsun —ki bu da bana güvendiğin için değil. Aslına bakılırsa bana nedenli az güvendiğini düşünürsek, gerçekten benimle konuşmamak için gösterdiğin çaba biraz çocukça..”

Lilly Venom’un yüzü biraz daha gerilir.

“Seninle konuşmak istemediğim için olabilir mi?”, diye huysuzca cevap verir Lilly.

“Sen de pek muhabbet kuşu sayılmazsın.. Ama çağırdın. Ve ben de buradayım..”, der Aager soğuk bir üslupla.

“Benim gitmem lazım.”, der Lilly sessizce.

 

Aager durur. Bu anın geleceğini, kızı arenadan hana taşıdığında biliyor olması, yine de gerçekleşmesine hazırlamamıştır. Bu kadar erken değil..

Ve salakça bir umutla kız kardeşine sarılmayı, ona.. ona, kız kardeşini ne kadar özlediğini, ve kız kardeşinin hayatta olduğundan ne denli mutlu olduğunu söylemeyi ummuştu.. salakça!

 

“Benden izin mi alıyorsun?”, diye sorar Aager.

 

Ve bir anda Lilly Venom’un gözleri harlanır.

 

“İzin mi? İZİN Mİ? SENDEN İZİN Mİ ALACA—”, diye tıslamayla başlayan ifadesi, vahşi bir çığlıkla biter.

“—FERRA!”, diye sert, kırbaç şaklaması gibi bir sesle kızın sözünü keser Aager. “İstersen ikimizin de daha sonra pişman olacağı o cümleni bitirme!”

 

Lilly susar.

Geçmişte birilerinin ona çenesini kapamasını söylemesi, azımsanmayacak kadar çok defa olmuştur. Çenesine yumruk atarak onu susturan da hiç az olmamıştır ama hiç biri karşılıklı bir ‘iyilik’ için bunu yapmamıştı.

Kim birisine, tehditsiz bir şekilde kendisinin hayrı için susmasını söyler ki?

 

..Bir ağabey?

 

Lilly Venom, acı bir şekilde ‘fırk’lar.

“Bana abilik taslamak için biraz geç değil mi?”, diye aynı acı sesle konuşur.

“Sana abilik taslamam için bu gerekiyorsa, yaparım. Ama başına gelen her şeyden ben mesulmüşüm gibi davranmana da bir anlam veremiyorum..

Sen.. Inshala’mı öldürmeye çalıştın Lilly.. Her şeyinle bana saldırmış olsaydın, bunu mutlulukla karşılar, aynı mutlulukla da kanamaya razıydım. Ama sen, bir masumu işin içine dahil ettin ve senden nefret etmemem için, yıllarca aradığım kız kardeşim olman yeter sebep mi, bir türlü buna karar veremiyorum..

Dolayısıyla sana ‘ağabeylik’ taslamam, başlı başına anlamsız bir durum..”, der Aager, sakin, bir o kadar da ölü bir ifadeyle.

“O zaman senin için de, benim için de en iyisi bu..”, diye cevap verir Lilly.

“Bunun için biraz erken değil mi? Kal biraz. Diğerleriyle tanış..”, diye sessizce önerir Aager ve kapının önünden ayrılır. Sakin adımlarla Inshala’nın yanına gelir ve elini küçük, sıskası çıkmış kıza uzatır.

Inshala kendisine uzatılan kart, nasırlı eli gülümseyerek alır.

“Bunun herhangi bir faydası olacağını sanmıyorum. Arkadaşlarından biri bir şerifin oğlu. Biri bir izci. Bir diğeri de tapınak muhafızı. İkisi ise asilzade.. İşin özü, arkadaşlarının neredeyse tamamı için ya bir hedef, ya bir suçluyum.. ya da beni rapor etmekle yükümlü oldukları bir katilim.”, der kız.

“Evet.”, diye aynı soğuk ifadesiyle onaylar Aager. “Saydığın kişiler için ben de aynı kişiydim. Birçok kişi için ise Inshala da bir ‘av’ idi.. Aslına bakılırsa hala öyle..”

“Söylesene, bu soğuk tavırlarının ne kadar sinir bozucu olduğunu biliyor musun?”, diye dişlerini gıcırdatır Lilly.

“Söylesene, bu huysuz tavırlarının ne kadar çocukça olduğunu biliyor musun?”, der ve odaya girdiğinden beri ilk defa sırıtır karalar içindeki adam.

“Aager.. Lütfen.. Onun kalması gerektiğine ikna etmemiz gerekiyor, gitmesine değil.”, diye mutsuz bir ifadeyle söylenir Inshala.

“Aaa.. Aranızda böyle bir karar aldınız demek!”, diye yüzünde çirkin bir ifade belirir Lilly’nin.

“Aramızda böyle bir karar mı aldık, güzelim?”, diye sorar Aager hayretle Inshala’ya. “Aldıysak, bir daha bana hatırlatır mısın, biz neden böyle bir karar aldık ki?”

“Ama Aager.. Sen.. Sen de onun kalmasını çok istiyorsun.. Bunu ikimiz de biliyoruz. Neden bunu söylemiyorsun ona? Evet, söylemesi biraz zor gibi. Ama söyle ve daha sonra pişman olma.”, diye neredeyse mızmızlanır küçük kız.

Lilly Venom acımasızca ‘fırk’lar.

“Sana inanamıyorum.. Meşhur Aager Fogstep, küçük, sıskası çıkmış bir kızın mızmızıyla mı hareket ediyor?”

“Meşhur olduğumu bilmiyordum.”, der Aager.

“Öyle deme..”, diye acı bir şekilde hicveder Lilly. “Drashan kesicileri arasında bir efsanesin sen; En çok kesici öldüren hırsız! Kendi aramızda, seni en sonunda kimin öldüreceği üzerine bir bahis bile vardı..”

“Standartlarınız benimle sınırlı idiyse, gerçekten kesiciler acınası bir güruhmuş!”, diye, Lilly’den bile daha acımasızca bir şekilde cevap verir Aager. “Ama kalmanı tercih ederim!”

 

Lilly Venom, önündeki adamın tokat gibi söyledi ifadeyle en son eklediği dileği arasında şaşıp kalır ve yüzünde çarpılmış bir ifade belirir.

 

Inshala, Aager’in elini sıkar ve karalar içindeki adam ona bakınca kızın yüzünde gördüğü üzgün ifadeden dolayı utanır.

“Kal..”, der Aager ve bunu söylerken kendi yüzündeki soğuk ifadeyi bastırır. Yavaşça açık pencereye döner, ellerini pencerenin pervazına dayar, temiz, derin bir nefes alır ve sessizce, “..lütfen!”, diye ekler.

Lilly ise ona şaşkın bir ifadeyle bakakalır..

..ve içinden geçirir;

‘Bana ‘Arkası dönük konuşan adam’ olayı mı yaptı bu şimdi? İnanamıyorum buna!’

Aager pencereden ayrılır, kendi eline, bir şeye karar veriyormuş gibi bakar, sonra onu kıza, Lilly Venom’a uzatır.

Lilly Venom ise, az önceki şaşkın ifadesinin devamı kabilinde, hayretle kendisine uzatılan ele bakar.

Bir süre öylece ele, ve sahibine bakar.. ve yanlış kararı verir.

“Senin elini sıkacağımı düşünüyorsan—”, diye huysuzca başlar.

“—Aklımın ucundan bile geçmedi..”, diye bitirir Aager. “Ama tebeşiri rica edeceğim!”

Lilly’nin yüzü kızarır.. ve ağabeyi olan adama utanarak elinde sakladığı tebeşiri bırakır..

 

“Aager? Neler oluyor?”, diye hiçbir şey anlamış bir ifadeyle her ikisine de bakar Inshala.

Aager bir süre gülmemek için büzüştürdüğü dudaklarıyla, önündeki bozulmuş kıza bakar. ‘Tam, küçük kız kardeşini muzurluk yaparken yakalamış bir abi-kardeş gibiyiz!’, diye geçir içinden.

“Kuş beyinlinli kız kadeşim, kendisinden bile daha salak olan Darly ile, her ikisinden de daha ahmakça bir şeyler yapmayı planlıyorlar.. Olan bu!”, der Aager.

“Ne yaptığımız seni ilgilendirmez. Benim abim deği—”, der ve durur.

“Aslına bakılırsa, tam olarak oyum.”, diye cevap verir Aager, mutlu bir şekilde. “Şu işe bak.. Gün gelecek, Lilly Venom ile abi kardeş gibi didişeceğim aklımın ucundan bile geçmezdi.”

“Tebeşir sende kalabilir. Ben kararımı verdim.”, der keskin bir şekilde Lilly.

“Ne.. neden bahsediyor bu Aager?”, diye sorar Inshala.

“Ben mi söyleyeyim, sen mi anlatmak istersin?”, diye sorar Aager, kız kardeşine.

Lilly omuzlarını silker.

“Sen anlat. Sana inanır nasıl olsa.”, der kız ve gidip yatağına oturur.

Aager derin bir nefes alır, ve iki kuş beyinlinin yapayı planladıklarını düşündüğü şeyi anlatmaya başlar..

..ama Inshala araya girer.

“Anlatma..”, der mutsuz bir şekilde.

Lilly acı bir şekilde ‘hıh’lar.

“Ne güzel. Küçük kızın bilmek bile istemiyor..”, diye söylenir.

“Bilmemin sana bir faydası olacak mı, abla?”, diye sorar üzgün bir şekilde Inshala.

Lilly tekrar omuzlarını silker.

“Bilmesen daha iyi olur. Senin için..”

“Sizi.. ikinizi de anlamıyorum.”, der küçük kız.

Abi-kardeş, ikisi de Inshala’ya bakarlar.

“İkinize de hayatta neredeyse hiç kimseye verilmemiş bir fırsat verildi. Birbirinden koparılmış iki kardeş, birbirleriyle buluşturuldular, birbirlerini öldürmeye çalışan iki azılı düşman, düşman kalmak için sebepleri ortadan kaldırıldı ve ikinizin haline bak.”, diye yumruklarını sıkmış, kaşlarını çatmış, dolu gözlerle ikisine de tıslaya ağlaya bağırır!

“Benim annem beni doğurduğu için taşlanarak öldürüldü. Beni de ormana, vahşi hayvanlar parçalasın diye bıraktılar. İki gün sonra yaşlı bir adam beni bulmamış olsaydı, ben de ölmüş olurdum. On altı yaşıma kadar kimsem olmadı. Olan tek kişiyi ise bir gece birileri gelip öldürdü. Yalnız doğdum, ve yine yalnız kaldım. Hayatımda hiç yaşıtım, arkadaşım, akranım, dostum, akrabam, sırdaşım, kardeşim, ablam, amcam, yada ağabeyim olmadı ve sizin şu halinize bakın.. İkinizden de bu kadar çocukça davranış beklemezdim. Görüyorum ki ‘insanlar’, büyüdükçe aptallaşıyorlar. Peki beni neden taşlayıp kırbaçladınız ki o zaman? Halbuki o zaman bir büyük bile değildim, bir çocuktum. İkinizi tekrar barıştırmak için elimden gelen her şeyi yaptım ve ikiniz de bunu bozmak için elinizden geleni ardınıza koymadınız. İkiniz de aptalsınız!”, diye kırık bir sesle bağırır, bir anda avuç kadar bir baykuşa dönüşür ve camdan fırlayıp kaçar!

 

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

 

Uzun, kötürüm bir sessizlik çöker odaya. Aager, pencereden fırlayan küçük baykuşun gece karanlığında kayboluşunu seyreder, ve omuzları çöker. Bu.. niyetleri arasında hiç olmayan bir şeyken, kötü bir şekilde başına gelmiş bir durumdur.

Lilly ise utanmış bir ifadeyle dudaklarını büzüştürür. Bir yandan küçük baykuşun kaçtığı pencereye, bir yandan da bir erkeğin yüzünde hiç görmediği ifadelerin oynaştığı Aager’e bakar.

“Umm.. bunu istememiştim. İnan bana..”, der kız neden sonra.

“Ne istemiştin, peki?”, diye sorar Aager boğuk bir sesle.

“Gitmek istiyordum o kadar.”

“O kadar mı? Ben ise sana sarılmak bile istemiştim..”, diye hala pencereden dışarı bakmaya devam eder Aager.

“Bana sarılmak mı? İkimiz de, bana sarılmaya kalkman halinde benim seni bıçaklayacağımı biliyoruz.”, der Lilly.

“Senden hiçbir talebim olmadı Lilly. Bana hiçbir şey borçlu değilsin. Geçmişte karşılıklı bir şekilde birbirimizi öldürmeye çalışmamız dışında da senden sevdiklerini almadım.”, der Aager sessizce.

“Öldürdüğün onca kesici—”

“—de sadece birer kesiciydi o kadar. Kesicilerin kendi aralarında böyle özel bir bağ olduğunu bilmezdim. Yanılıyor muyum?”

“Yok zaten.. Ama bu bir prensip meselesi..”, diye inat eder Lilly.

Inshala’nın ayrılmasından sonra ilk defa kız kardeşine döner Aager.

“Lütfen Lilly. İkimizde kesiciler arasında böyle bir prensibin olmadığını biliyoruz. Hayatımda sevdiğim çok az kişi oldu. Annemin hayal meyal hatırladığım hatırası, kaçırttığımız o kız ve sen.. Lütfen.. lütfen işi gereksiz yere yokuşa sürme. Kal biraz. Hiçbir şey olmasa bile bunu ona borçlusun.”, diye sakince konuşur Aager.

Lilly uzun bir süre sessizce önünde duran adama bakar.

“Öyle olsun bakalım. Ama bunu onun için yapacağım.. Garip kız arkadaşın beni etkilemeyi başardı.”

“Hayır. Bunu onun için yapma. Ve saçma sapan bir şey söylemeden önce, hayır, benim için de yapma..”, der Aager. “Bunu kendin için yap. Çünkü onun istediği buydu. Bu ve onun ablası olmandı. O kız herkese ya abi, yada abla diye hitap eder. Çünkü anladığı nezaket bunu gerektiriyor.. Ama onun gerçek ablası olabilecek tek kişi sensin.”

“Ben abla olmak için kötü bir bahaneyim..”, der Lilly.

“O zaman iyi bir sebep olmak için biraz çaba sarf et..”, der Aager kaşlarını çatarak. “Onu öldürmeye çalıştın, ama o seni ablası olarak görmeyi seçti. Senin rahat etmen için günlerce uğraştı, odanı temizledi, elbiselerini yıkadı..”

“Saçlarımı bile ördü!”, diye ekler Lilly. “Ben onu tehdit ettim ama o umursamadı bile. Ikına ıkına elinde koca bi kova dolusu sıcak suyla geldi, saçlarımı garip kokulu sabunlarıyla yıkadı, kuruladı, uzun uzun taradı, sonra da iki saat örmekle uğraştı.. Ve neden bunları yaptı bilmiyorum bile..”

“Yakışmış sana..”, diye itiraf eder Aager. “Nedeni ise.. Temiz ve titiz biri kendisi. Onun sayesinde grupta üstü başı yırtık yada pis kokan kimse yok. Ki buna Udoorin ve ben de dahiliz.. Sanırım geçmişiyle ilgili bir durum. O kızı bulduğumuzda.. Aslına bakılırsa o bizi buldu. Bizi fena halde, tek başına pusuya düşürdü ve bizi yerle bir etti.. Aramızda bir paladin olmasaydı, sanıyorum bizi yıldırımlarıyla yerin dibine geçirmiş olurdu. Herkes beni korkusuz, soğuk biri olarak bilir. Ama o gece Inshala’nın bize yaptığı baskında korktuğum kadar pek az korkmuşluğum oldu hayatımda..”

Lilly’nin bir kaşı, pek de inanmamış gibi kalkar.

“O kız..”, der Aager. “..bizden önce, bir düzine Orken’e pusu kurdu ve onları tamamen, ama tamamen yok etti!.. Orkenlerden geri kalan tek şey, kurumuş, yanmış, yada koca sarmaşıklarla ıslak birer havlu gibi sıkılıp suları çıkarılmış ‘bi şeyler’ kalmıştı!”

“Bunu ona söylemene hiç gerek yoku, Aager Fogstep. Benden korktuğu için ablam olmasını istemiyorum!”, diye Inshala’nın, fena halde bozulmuş sesini duyar zihninde Aager.

“Özür dilerim Inshala. Bu gece gerçekten bir aptal gibi davrandım ve senin beklentilerinden eksik kaldım. Ama onun, senin haline bakıp ciddiye almaması üzerine de bir ilişkiniz olması da doğru değil.. Yaşın küçük olabilir. Ama bundan dolayı seni ‘eksik’ sanıyor olması, sağlıklı değil..”, diye cevap verir Aager.

Ama Aager’e karşı bir cevap gelmez..

Aager zihninde sadece kızgın bir sessizlik hisseder. Omuzları biraz daha çöker.

“Seni üzdüğüm için tahmin edemeyeceğin kadar üzgünüm..”, diye yine gönderir düşüncesini..

Ama sessizlik inat eder.

Aager, Lilly’ye odaklanır.

“Eee? Nasıl devam etmek istersin?”, diye sorar kıza.

“Bunu bana mı soruyorsun?”, diye hicveder Lilly.

“Belli ki bizim halletmemiz gerekecek..”, der Aager omuzlarını silkerek. “..arabulucumuzu üzdük ve onu kaçırttık.”

“Onunla nasıl.. ‘arkadaş’ oldun?”, diye sorar Lilly.

“Bu.. bu biraz özel bir konu..”, diye cevap verir Aager sessizce.

“Peki.. Öyle olsun bakalım. Ablası olmamı istiyorsun ama bana nasıl tanıştığınızı bile anlatmak istemiyorsun. Bu bana ‘hiç bi şey’ karşılığında ‘bi şey’ istemek gibi geldi biraz.”, der Lilly ve işi yine çirkefliğe götürür.

Aager gözlerini kısar ve önünde, keyifle sırıtan kıza bakar.

Sonra derin bir nefes alır, arkasını pencerenin yanındaki duvara verecek şekilde yere oturur, başını yere eğer ve ‘kız kardeşine’, üzüp kaçırttığı kızla ilk defa tanışmasını anlatır.

 

Ama hayır..

Onunla ilk defa karşılaşması olarak, ormanda küçük kızın onlara yaptığı baskını tekrar anlatmaz. Zaten onunla gerçek ‘ilk’ karşılaşması bu değildir.

Onunla Themalsar’da yaşadıklarını anlatır, ama ilk karşılaşması bu da değildir.

Yıllar önce, ‘Bane’s Song’ Operasyonunda onun varlığını sezdiği an da değildir Aager’in ilk defa o küçük, sıskası çıkmış kızla tanışması.

Themalsar çıkışı, kızın bu hale gelmesine sebep olan şey ve bunu takip eden ve çadırda geçirdikleri on günlük ölüm kalım mücadelesi de değildir bu ürkütücü adamın gerçekte Inshala ile ilk tanışması.

Aager Fogstep’in, Inshala ‘la Fey’ Frostmane ile ilk ve gerçek tanışması, gerçekte Ogre Prinsh’i öldürmelerinden hemen sonra, hiç beklenmedik bir şekilde olmuştur; dev, acımasız yaratığı öldürmelerinden sonra, yaratığın hazinesinde Aager bir iksir bulmuştur.

Aager bu iksiri içmesiyle, etrafındaki herkesin duygularını, kısa bir süreliğine dahi olsa, bir anda ‘duymaya’ başlamıştır. Herkesten o veya bu şekilde bazı duygular sezmiş, ama bulundukları odanın bir köşesine sinmiş küçük yaratıktan o kadar çok ve o kadar yoğun duygu fırtınası almıştır ki, bu Aager’in iç dünyasını sarsmıştır.

Aager hayatında hiç bu kadar çok ‘korku’, ‘dehşet’, ‘kafa karışıklığı’, ‘merak’, ‘panik’, ‘gıpta’, ‘utanç’, ‘sevgi özlemi’ ve ‘yalnızlık hissi’ ile karşılaşmamıştır.

Çok kısa bir süreliğine Aager, kızın hayatı boyunca devamlı hissettiği bu ürkütücü duygu fırtınasını yaşamış, ve farkında olmadan, kendi içinde hiç olmadığını sandığı bir duygu filizlenivermişti;

Acıma..

 

Evet. Aager Fogstep’in, Inshala ‘la Fey’ Frostmane ile ilk ve gerçek tanışması, bu olmuştu. Gerisi ise boşlukların doldurulması olmuştu, o kadar.

 

Ve Aager, ‘kız kardeşine’ en derin, en kırılgan yanını gösteriverir..

 

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

 

Lilly Venom, uzun bir süre sesini çıkarmadan ‘ağabeyinin’ anlattığı garip, akıl almaz hikayeyi dinler. İçindeki inatçı yanı önünde, acımasızca bir dürüstlükle iç dünyasını döken adama parmağı ile işaret edip gülmesini telkin etmektedir ama nedense Lilly bunu yapmaz.. İşin açıkçası, Lilly bunu yapamaz. Çünkü bir anlığına önünde duran adam ‘meşhur’ Aager Fogstep değil, çok, çok eskiden bildiği ve kıl payı hatırlayabildiği Varr Sama‘dır..

Ve Lilly Venom onu, bacaklarını kendisine çekmiş, kollarını dizlerine sarmış bir şekilde, Ferra Ferrea olarak dinler.

Aager hikayesini uzun duraksamalarla, ve oldukça beceriksiz bir şekilde anlatmıştır.

Bitirdiğinde, “İşte böyle oldu..”, der mekanik bir sesle.

 

Lilly oluşan sessizliği bozmak istemez ama bunu yapmak zorunda olduğunun da farkındadır.

 

“Annem..”, der en sonunda. “Onu en son gördüğümüzde sana bir şey demişti.. Bunu hatırlıyor musun?”

Aager başını kaldırmaz ama kaşlarını çatar ve düşünür. Gerçekte annesinin yüzünü bile hatırlamaz. Ondan kalanlar sadece kopuk bazı hisleri içeren seslerden ibarettir. Nevarki Inshala’sı ona, büyük bir şefkatle en eski anılarını hatırlatmıştır.

“Kız.. kız kardeşimin bana emanet olduğuyla ilgili bir şeyler söylemişti.. sanırım. Çok oldu ve arada kafaya yenmiş çok fazla darbe var. Hoghart sağolsun..”, der ve tekrar anılarına yoğunlaşır.

“Sanırım, melek değil, bir iblis olmamla alakalı çocukça bir şeyler söylemiştim.. hatırlayamadığım o kadar çok şey var ki.”

Lilly Venom’un da omuzları çöker..

“‘Ben melek değilim. Ben iblisim.. Burada melek yok anne..’, annemi en son gördüğümüzde ona söylediğin şey buydu..”, der kız, solgun bir yüzle ve gerçekten, GERÇEKTEN önünde duran adamın ağabeyi olduğunu kabul eder..

Aager muallak bir şekilde başını onaylar.

“Olabilir. Dediğim gibi, Hoghart pek de çocuklardan hoşlanan biri değildi ve bunu bana dört yıl boyunca her gün hatırlattı. Sanıyorum ki vücudumda kırmadığı yerimi bırakmamıştı.”

“Sen ağabeyimsin Aager Fogstep..”, der Lilly aniden.

Aager başını kaldırır.

“Sen de kız kardeşimsin. Bu gerçek her şeyi silmek için yeterli olur mu bilmiyorum. Ama ben seninle dürüst olmak niyetindeyim. Aslına bakılırsa, hiçbir geçmişte seninle dürüst oluşum dışında başka bir şekilde olmadım. Sen de öyle ol ve kal.. Bunun üzerine bir şeyler kurarız. Yeni bir şeyler, zira eskilerin üzerine kurabileceğimiz pek de bir şey yok.”

Lilly adamdan gözlerini ayırmadan bakar.

Adam ‘yorgun’ gibidir. Daha doğrusu, ‘bıkkın’.. yada ‘bitmiş’ bir hali vardır.

“O kızı gerçekten seviyorsun!”, diye ünler bir anda.

“O kızı gerçekten seviyorum..”, diye katışıksız bir şekilde cevap verir Aager.

Sonra yavaşça ayağa kalkar.

“Lilly Venom. Bugüne kadar muhteşem bir düşman, paha biçilmez, eşsiz bir hasımdın. Bundan sonra sadece kız kardeşim olman beni mutlu etmek için yeterli olacaktır..”, der Aager. Kısa bir and durur, ve sırıtarak ekler, “Yada mutsuz.. duyduğum kadarıyla kız kardeşler hep abilerinin başkalarına bela olurlarmış!”

Aager Fogstep, tekrar elini kız kardeşine uzatır.

“Sana sarılmak isterim ama sanırım bunun için biraz daha beklemem gerekecek. Şimdilik elini sıkmam yeterli olur gibime geliyor.. Barış, kabilinde.”

Lilly Venom, ağabeyine elini uzatmadan önce uzun bir süre çekimser kalır.

Neden sonra o da elini ona doğru uzatır.

 

Aager Fogstep ve Lilly Venom el sıkışırlar.

 

Aager sıktığı ele bakar.

“Biraz yemek yesen iyi olur. Sıskan çıkmış!”, deyi verir.

Lilly Venom ona bön bön bakar. “Sen ciddi misin? Üzerinden daha bir dakika bile geçmedi ve sen bana ‘uyuz abi’ olayı mı yapmaya kalkıyorsun?”, diye söylenir.

Aager omuzlarını silker.

“Geciktirmekte bir fayda görmüyorum.”, der sırıtarak. Sonra derin bir nefes alır. “Şimdi gidip gece karanlığında salkanan küçük bir baykuşu bulup onun gönlünü almam lazım..”, der.

 

Ağabey Aager, kapıya yönelir. Kapıya ulaştığında, eli kapının kulpunda durur.

“Bana ‘Arkası dönük konuşan adam’ olayını tekar yaparsan, seninle bir daha konuşmam, ona göre!”, der Lilly, ‘fırk’layarak!

“Neden? Artık böyle yapılmıyor mu?.”, diye sorar Aager hafif alınmış bir şekilde.

“Sakın.. Sakın haa!.”, diye uyarır Lilly ama bunun abisi üzerinde pek etkisi olmaz..

Aager arkasına bakmadan sorar;

“Anglenna mı, Angrellen mi..?”

 

Lilly Venom derin, esef dolu bir nefes verir, ama yine de söyler.

 

“Politika asla sevdiğim bir şey olmamıştır.”, der Aager ve başını kız kardeşine doğru çevirir. “Ama sonuçlarını temizlemekle uğraşmak zorunda kaldığım zamanlar oldu. Dikkatli ol kız kardeşim. Almayı kabul ettiğin kontrat, ölümcül bir kontrat. Ama sanırım uzun vade de gerekli bir kontrat. Sana bol şans diliyorum, kız kardeşim.. Darly’ye söyle. Yaptığı salaklıklardan dolayı onun kaçmasına bir kere izin verdim. Ama sana birşey olursa, onu öldüreceğimi bilsin.”

 

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

 

Aager handan ayrılır. Gecenin bir saatinde, Arashkan’ın boş sokaklarında sessizce dolanır. Arashkan Adalet Sarayını ve Tüccarlar Mahallesini arkasında bırakır. Sokak lambalarının aydınlattığı gecede sislerin arasında, Birinci Lord Princeps Kaladin’in sarayını görür ama ilgilendiği yer orası değildir ve Aager yoluna devam eder.

Yaklaşık bir saatlik bir yürüyüşten sonra hedefine varır; Heaven Parkı.. High Spires dışında ‘orman’ denebilecek tek yer burasıdır ve Spires’ın aksine, bu park halka açıktır.

Aager parkın derinliklerine kadar yürür ve en sonunda, yaprakları olmayan, kurumuş, koca bir ağacın dibine gelir ve başını kaldırıp yukarı bakar.

Ve orada, uzun, yamuk dalların üstünde küçük bir şeklin uyumakta olduğunu görür.

 

“Snare.. Hanımınızla konuşmam lazım. Kendisine geldiğimi bildirebilir misin?”, diye ağaca söyler!

Ağaç onu kale almaz.

“Snare.. Lütfen. Onunla konuşmam lazım..”, diye rica eder Aager.

‘Snare’, ağır bir şekilde Aager’e döner, hanımını uyandırmayacak şekilde eğilir ve önünde duran adama fena pis bir bakış atar..

“O kadar kızgın bana, hı?”, der Aager.

Ağaç homurdanır.

“Anlıyorum.”, der Aager ve yan ağacın dibine çöreklenir, sırtını da çöreklendiği ağaca verip gözlerini kapatır. “Sorun değil. Beni affedinceye kadar bende burada beklerim..”

 

Aradan bir süre geçer.

 

“Ayakları yumru mu?”, diye beklenmedik bir şekilde sorar Aager.

Ağaçtan biraz aklı karışmış bir onay homurtusu gelir.

“Bende öyle düşünmüştüm..”, der Aager. “Ayakları yumru çünkü üstü örtülü değil ve üşüyor.. Hanımının üstü açık uyuduğunda üşüdüğünün farkındasın değil mi, Snare? Bunu asla sana söylemez çünkü üzüleceğini düşünür ve o seni asla üzmek istemez..”, der gözleri kapalı bir şekilde.

 

Ağaçtan ‘tedirgin’ bir çıtırtı duyulur, ve sonra kızmış bir şekilde tepesindeki dallarında uyuyan küçük şeyi alır, ve yavaşça onu Aager’in kucağına bırakır, büyük bir homurtuyla ve alınmış bir şekilde ‘hıf’lar, sonra da tekrar gerçek bir ağaç gibi kıpırdamadan öylece durur.

 

“Teşekkür ederim, Snare.”, der Aager ciddi bir şekilde, sonra kucağına bırakılan küçük şeye bakar.

‘Küçük şey’ ise uyanmış, çatık kaşlarla ona bakmaktadır.

“Onu kandırdın!”, der Inshala hışımla Aager’in zihninde.

“Ona doğruyu söyledim. Eylül sonundayız ve havalar artık soğudu. Gece dışarıda uyumamalısın.”, diye cevabını gönderir Aager.

“Sana çok kızgınım Aager Fogstep. Hem de çok!”

“Biliyorum. Bu yüzden buradayım. Özrümü kabul edersin umuduyla geldim..”

“Özrünü tabii ki kabul edeceğim çünkü seninim. Ama hala kızgınım!”

Aager ister istemez gülümser.

“Peki. Bana ne kadar kızgın kalmayı düşünüyorsun? On dakika daha yeterli olur mu?”

“Çok kısa!”

“Yirmi?”

“Çok kısa!”

“Hmm.. Otuz?”

“Hala çok kısa..”

“Sıkı pazarlıkçısınız küçük hanım. Benim de korumam gereken bir şöhretim var ama. Lilly’ye göre ‘meşhur’muşum.. Lütfen bunu da hesaba katınız.. Otuz iki dakika.. son teklifim!”

Küçük kız alt dudağını pörtletir.

“Aaa.. birisi hileye başvurmaya karar verdi demek..”

“Bu hile değil, Aager Fogstep!”

“Öyle olsun bakalım küçük hanım. Otuz dört dakika..”

“Dudak pörtletmemin ederi sadece iki dakika mı?”

“Dudak pörtletmeniz paha biçilmez küçük hanım. Ama ben sizin sessizliğinize daha fazla katlanabileceğimi sanmıyorum, o kadar..”

“Yaaa.. şimdi de sen hile yapıyorsun ama ki!”

“Otuz dört dakika o zaman. Şimdi başladı..”

“Ama ben hazır değildim!”

“O zaman şarkı söyle. Uzun zamandır hiçbir şey mırıldanmıyorsun. Belki kızgınlığın daha çabuk biter.”

“Şarkı mı? Ben şarkı söylemem ki.. Sesim hiç güzel değil!”

“Bu konuda size katılamacağım genç bayan.. Şölen gecesi dans ederken mırıldandığın bir şey vardı..”

“O.. o mu? O hoşuna mı gitti?”

“Inshala.. Hayatımda duyduğum en güzel şeydi o..”

Kız tekrar alt dudağını pörtletir.

Aager kart, nasırlı bir parmağı ile nazikça kızın pörtlettiği alt dudağına dokunur..

..ve dokunmasıyla kızın zihninden kendisine yıldırım çarpması gibi bir his sıçrar ve Aager’in gözleri kararır.

“Ne..?”, diye afallar Aager.

ÇOK ÖZÜR DİLERİM! ÇOK ÖZÜR DİLERİM! ÇOK ÖZÜR DİLERİM!“, diye panic içerisinde inler kız.

“Ne oldu öyle?!”, diye hayret eder Aager ve kendisine gelir.

“Bu bazen engel olamadığım bir şey.. Çok özür dilerim ki! Sen.. Sana yakın olduğumda içimdeki fırtına ko.. kontrolümden çıkıyor bazen..”

“Nasıl..?”, diye hayretle sorar Aager.

“Ben.. ben bir insan değilim, Aager Fogstep.. Yarım, başka bi şey..”, der kız boynuzlarını işaret ederek. “O mırıldandığım şeyi sakinleşmek için söylüyorum..”

“Çok üzgünüm. Ve çok özür dilerim. Seni korkutmak istememiştim.”, diye anca duyulur, küçük bir sesle konuşur kız. “Ama sen yanımdayken çok zorlanıyorum. Olmadığın zaman ise oturup ağlayasım geliyor. Lütfen beni istemeye devam et!”

 

Aager, içinde bir şeylerin burkulduğunu hisseder.

Zira hiçbir şart altında bu küçük, sıskası çıkmış, saf, güzel, muhteşem kız, ‘lütfen beni istemeye devam et’, dedirtilmeyi hak etmez.

“Lütfen sen beni istemeye devam et, Inshala Frostmane Fogstep!”, der sessizce. “Bu aramızdaki sessiz vaad olsun.”

 

 

Aager uyandığında sabah olmuştur.

Aager cıvıl cıvıl öten kuşların sesine uyanır..

Hangi ara uyuya kaldığını hatırlayamaz ama kendisini Heaven Parkında, yerde uzanmış, başınıda sıska dizlerinin üstüne almış, muhtemelen ağlamaktan şişmiş gözlerle saatlerce başında durmuş, takati bitince de olduğu yerde, kendisine doğru kapaklanmış kızın ters yüz olmuş, uyuyan yüzüyle burun buruna bulur..

..ve hatırlar.

“Ben tam bir aptalım ve başıma ne geldiyse bundan geldi hep!”, diye söylenir, zira kıza söylediği en son şeyden dolayı kızın attığı mutlu çığlık, kendi zihninin her bir köşesinde sekerek yankılanmış ve kendisini alaşağı etmiştir.

Utanç içerisindeki kız da dizlerini onun başına yastık etmiş, saatlerce yaptığı şeyden dolayı utanç içerisinde ağlamış, sonra ipi kopmuş bir kukla gibi oturduğu yerde öne doğru, Aager’in üstüne kapaklanıvermişti..

Evet. Kız sadece saf, güzel ve muhteşem değildir. Aynı zamanda da katışıksızdır.

 

Aager sessiz ve hecesiz bir hareketle, bir anda kızla yer değiştirir ama onun başını dizlerine yaslamakla yetinmez.

Kızın tamamını kendisine yaslar, yumru olmuş küçük ayaklarını avuçlarının içine alır ve bir yandan bu ‘déjà vu’ların tekrarını dilerken, bir yandan da hicvederek mırıldanır;

“Ah şu ölümlüler ne kadar ahmak varlıklar..!”

 

 

 

 

 

 

 

 


 

“Ah şu ölümlüler ne kadar ahmak varlıklar..!” — William Shakespeare’in “A Midsummer Night’s Dream” oyunundan; “oh Lord what fools these mortals be!”

 

 

 

 

 

 

< önceki | sonraki >

1 Comments
  • deja nim / October 4, 2020 / Reply

    Lilly Venom ve Darly Dor’un ayrılma vakti yaklaşmıştır.

    Oldukça spesifik sebeplerle gruba katılmış olan bu iki kişi, gruba farklı açılardan hem faydaları dokunmuş, hem de, acı bir şekide de zararları.

    Darly Dor, kendisi için geri dönülmesi imkansız gibi görünen bir yola vermiştir. Onun bu haline garip bir şekilde üzülüp kahrolan Merisoul ise, ona engel olmaktansa, kaldıkları hanın damında geçirdikleri gecelerde onu hedefine körüklemeyi tercih etmiştir.

    Lilly Venom ise, Inshala’nın katışıksız çabaları ile yeni bulduğu abisiyle en sonunda, tedirgin bir barış sağlamıştır. Ancak bu barışın kalıcı olabilmesi için mesafeye ve zamana ihtiyacı vardır.

    Bunu da, Darly Dor’un teklifini kabul ederek yapmaya karar verir. Bu şekilde abisine ve onun amaçlarına dolaylı da olsa, katkıda bulunmayı umar. Ve belki bu şekilde, arenadan beri her gece diri diri yandığını gördüğü dehşeh kabustan da uyanabilecektir..

    “Consequences, because there always are.” – Ad Ara, Archangel of Compassion.

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.