Adalar Krallığı Tarihi
(Part VII)

Timeline:

The Kingdom of Isles, Adalar Krallığı’nın tarihi ve ana kıtayı fethi üzerine kısa bir bakış.

Kesin tarihler, o günkü koşullar dolayısıyla kusurlu olabilir. Bilinen tek şey, krallığın Yıl 1’den sonra kurulan ilk kalıcı medeniyetlerden biri olduğu.

Bu tarihin başlangıcı, Yıl 1‘den sonra yer alır.

l 7569 (-20 yıl)

Sen ne yaptın Fionn, yaa?”, diye inler Komoberi Anthea, mor ve koyu mavi tenli genç adam, Melshieve Akademisi’nin arkasındaki yoğun koruluktaki ‘gizli’ mağaraya geldiğinde.

Fearghas Fionnghal olduğu yerde dona kalır ve fevkalade denebilecek bir hızla, yapmış olabileceği şeylerin zihinsel dökümünü alır, zira o günü oldukça yoğun geçmiştir. Komoberi öğleden sonra, o günkü dersleri biter bitmez, ve rektörlükte geçirdiği iki saatten sonra en eski arkadaşına ‘hesap sormak’ için gizli mağaralarına gelmiş ve up uzun boylu, kömür esmeri, uzun, pembe saçlı, dantelli-fırfırlı pembe mini elbiseli bir Seressa Wraiven’ı çoktan gelmiş olarak bulmuştu. Seressa onu görünce, muhteşem gülümseyişini sergilemiş, yerinden kalkıp anca göğüslerinin altına gelen ruh gibi incecik Komoberi’ye, ‘Sevgili orman perisi Komoberi’, diye sarılmış, sonrada ona pembe çiçeklerle süslü çaydanlığından, aynı sete ait bir fincana papatya çayı dökmüştü. “Ummm.. Sorduğun soruyu biraz daha ayrıntılı sorsan..”, der Fearghas temkinli bir şekilde. “Bugün çok şey yaptım.” Gerçekte Komoberi Anthea huysuz, hesap soran kızlardan değildir. Bu, her şeye boyun eğen, silik yada pasif bir kız oluşundan değil, doğduğu ve ait olduğu orman gibi oluşundandır; Dream WoodsRüya Ormanı çoğunlukla ‘ilk baharı’ yaşayan bir ormandır. Çiçeklerin yeni açtığı, ağaçlardaki yaprakların en yeşil ve en canlı olduğu, hayvanların yeni doğum yaptığı, toprağın mis gibi koktuğu ve gece gündüz börtü böceğin kendi şarkılarını söyledikleri ‘ilk bahar’ gibi.. “G.K.A.H— her ne ise.. Ne yaptın onlara?”, diye küçük yumruklarını fiske etmiş, fevkalade şirin bir şekilde önünde dona kalmış ürkütücü adama hışmeder. “Ummm.. Hiç bi şey?”, diye tedirgin bir şekilde cevap verir Fearghas. “Bana doğruyu söyle, Fionn..”, diye koyu yeşil, kahve karışımı kaşları çatılmış öylece bakar kız, Fearghas’a. “Bugüne kadar sana daha farklısını söylemedim.”, diye çok hafif iğneli bir üslupla konuşur Fearghas. “O bu saate kadar turnuva finalindeydi, sevgili Komoberi. Ve kazandılar.. duyduğum kadarıyla. Seyretmeyi çok istiyordum. Nevarki pembe floksalarımın bir tanesi hastalandığı için, onunla ilgilenmek zorunda kaldım.”. diye serin bir sesle araya girer Seressa. Sonra derin, esef dolu bir nefes verir. “Hide ‘n Seeker‘lar yeni üyeleri için benim bahçemdeki çiçeklerden başka ‘çalınacak hedef’ belirlemelerini pek isterdim. En sonuncusu kapımı kırmakla kalmadı, üç saksı dolusu floksamı da düşürüp parçaladı. Korkarım çocuk revirden çıktığında, onu yemeye çalıştığımla ilgili, hakkımda nahoş dedikodular yayacak. Benim standartlarım var. Neden pis insan eti alayım ki ağzıma. İğrenç!” ..ve kendi rosemint çayından zarif bir şekilde bir yudum ‘hüp’letir. Komoberi’nin kaşları daha da çatılır. “Kim yaptı peki?”, diye bir anda dolan gözlerle tıslar. “Umm.. Kim ne yaptı, Beri. Neler oluyor?”, diye sorar Fearghas. Komoberi gözlerini siler, burnunu çeker, derin bir nefes alıp kendisine çeki düzen vermeye çalışır. “Birileri, Sparducks’ın arka bahçesindeki ‘özel toplantılar’ için kapalı duran yere fena, kapkara, içinde ne olduğu görülemeyen, ancak canlı bir şeylerin saldırdığı ve içi buz gibi soğuk bir büyü yapmış ve o esnada içeride kalabalık bir grup varmış. Grubun neredeyse tamamı revirde. Üçünden ise hiç haber yok!” “Ve bunu benim yaptığımı mı düşündün?”, diye ciddi bir şekilde alınmış bir sesle sorar Fearghas. Seressa rosemint çayından bir yudum daha hüpletir. “Yapılan büyü, senin üzerinde çalıştığın o yeni büyüye çok benziyordu, Fionn.” “Öncelikle, yapılan büyünün, benim üzerine çalıştığım büyü ile aynısı olup olmadığını kesin olarak bilmiyorsun, Beri. Ayrıca kullanılan büyü, benim çalıştığım büyü idiyse bile, o büyü tamamen warlocklara özel bir büyü değil—” “Aslında o büyü tamamen warlocklara özel bir büyü..”, der Seressa yan taraftan ve sakin bir şekilde tekrar çayını hüpletir. “—VE ben akademideki tek warlock değilim. Dahası, bahsettiğin saatlerde ben turnuva bekleme odasındaydım, grubumla beraber!”, diye kızmış bir şekilde saydırır Fearghas. “Daha daha dahası, neden rastgele birilerine akademi sınırlarında ‘oldukça yasak’ olan bir büyü yapayım ki? Atılmak için rektöre gerçek sebep vermiş olmak için mi?”, diye de hışımla hicveder. “Onlar şu G.K.A.— şeysinin üyeleriymiş, Fionn.. Olay yerinde bulunan ‘erimemiş’ papirüslerde benim karakter kağıtlarım, stat’larım ve çizilmiş resimlerim varmış..”, der kızcağız yine dolu gözlerle ve ağlamaklı bir şekilde. “Buraya gelmeden önce, rektörün odasında iki saat sorguya çekildim, Fionn! Beni kurtaran tek şey, benim onların varlığından bile haberdar olmadığıma dair, revirdeki topluluk üyelerinden bir tanesinin verdiği ifadeydi..” Fearghas öylece kalakalır.. Mağarada küçük bir ‘çın’lama sesi duyulur; Seressa elindeki fincanı, tabağı ile masaya bırakır ve yavaşça ayağa kalkıp yeşil, tüleri saçlı Komoberi’ye sarılır. “Ağlama güzel bebeğim. Eminim o şapşalların başına bir şey gelmişse, bu tamamen hakettiklerinden dolayıdır. Buna adım gibi eminim. Tıpkı Fearghas Fionnghal’da sizin güveninizi sarsacak bir davranışta bulunmayacağından emin olduğum gibi.”, diye onu teskin etmeye çalışır Seressa. “Belki aralarında bir ‘paylaşamamazlık’ davası olmuştur.. Halbuki bilmiyorlar mı; sen tekilsin, Anthea.. ve paylaşılamazsın!” Uzun bir süre, miss gibi floksa, gül ve kiraz çiçeği kokan sıcacık Seressa’nın kollarında kaybeder kendisini Komoberi. Neden sonra up uzun boylu, kömür karası kız kollarını açar ve ona gülümseyerek fısıldar. “O senin en eski dostun, güzel peri kızı, Komoberi Anthea. Ondan asla kuşku duymamalısın.” Komoberi burnunu çeker ve Fearghas’a döner. “Ö.. özür dilerim, Fionn. Seni öylece suçlamamalıydım. Halbuki bana sözünü vermiştin.”, der sessizce. “Sorun değil.”, der Fearghas, hafif kasılmış bir sesle. “Benim için de stresli bir gündü. Karşı takım son üç yılın şampiyonuydu ve bizi fena zorladılar. Dolion, Jackson ve Dido revirdeler.” “İyi olacaklar mı?”, diye sorar Komoberi. “Jackson ve Dido olacak. Birinin kolu, diğerinin kaburgaları ve kalçası kırıldı.. ‘Ekşi katır’ sesiyle arenada şarkı söylemeye karar veren Sanya için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Kızı susturmak için kafasına sert bir cisimle vurmuşlar. En son, benden üç tane gördüğünü söylüyordu ve üçüme de ayrı ayrı söyleyecekleri varmış. Beni hiç görmese çok daha memnun olurdum..”, der Fearghas, suratını buruşturmuş bir şekilde. Seressa ‘fırk’lar. “Haydi gelin kutlayalım; sayın Fearghas Fionnghal’ın şampiyonluğunu, barışmanızı, ve arkadaşlarımı tehdit eden ahmakların mutlu bir tesadüfle bertaraf edilmelerini..!” ..der uzun, pembe saçlı, fırfırlı-dantelli mini etekli, up uzun boylu, kömür karası Seressa Wraiven, ve beraberinde getirdiği, daha açılmamış, taze Sparducks Özel Muzlu-Kremalı Pastayı yer sehpasının ortasına yerleştirir..

✱ ✱ ✱

Komoberi Anthea o geceyi ormanda geçirmeye karar verir. Her ne kadar Seressa’nın getirdiği fevkalade lezzetli muzlu pasta ve içtiği sıcak papatya çayları kendisini iyi hissettirmiş olsa da, rektörün odasında geçirdiği iki saatin stresini atmaya yeterli gelmemiştir. Ve Fionnghal ile kafa kafaya gelmiş olması bir ilk olmamakla beraber, bugüne kadar hiçbir zaman onun niyetlerinden yada sözünden kuşku duymamışken, bugün her ikisini de sorgulamış olması kızcağızın ince ve hassas ruhunun derinliklerindeki bir şeylere dokunmuştu.

Nihai olarak, Komoberi bir daha Fearghas’ı böylesi bir konuda sorgulamayacağına karar verir ve onun da bunu kati bir şekilde bilmesini sağlamanın güzel, içten ve incelikli bir yolunu düşünecekti. En eski arkadaşı Fionn’u onure edecek bir şey.. Komoberi bunu düşünürken, tepesinde bulunduğu ağacın, dallardan örülmüş çanak şeklindeki ve içi battaniyelerle yumuşatılıp ve sıcacık bir hale getirilmiş, daha çok büyük bir kuş yuvasını andıran ‘sepetin’ içinde havanın beklenmedik bir hızla soğumasını biraz geç fark eder. Olaya ayıldığında gök yüzünde olması gereken son dördün ve yıldızlar çoktan kaybolmuştur. Ruh gibi kız istemsizce kendisine bir eliyle ‘kaçma’ büyüsü yaparken, diğeri birden buz gibi çırağı ile kaplanır.

“Korkmana gerek yok, genç Komoberi. Bu gece benden sana bir zarar gelmeyecek..”, der tiz, titrek, ve yaşlı bir ses.

“Korkmam gereken şeyler yapma o zaman ki!”, deyi verir Komoberi.

“Kendine olan inancın daha fazla olmalı, genç Komoberi. Seni bekleyen geleceğe titreyerek yürüyemezsin.”, der yaşlı ses.

“Hırka alırım!”, der Komoberi ve verdiği abuk cevaplara kendisi bile şaşırır. Yaşlı ses, uzun, kulak gıcırdatan, hırıltılı bir kahkaha atar.

“Sanıyorum, kim olduğumu merak ediyorsun..”, der yaşlı ses.

“Aslında uyumaya çalışıyordum..”, diye yine alakasız bir cevap daha verir Komoberi. ‘Nooluyo bana yaaa..’, diye inler içinden. ‘Ben kimseyle böyle konuşmam ki ama!’

“Ben, Raven Queen, Kuzgun Kraliçesi..”, diye kendisini tanıtır yaşlı ses ve Komoberi neden garip, abuk cevaplar verdiğini anlayı verir;

Korku. Gece ‘karardığında’ farkında olmadan korkmaya başlamıştır ruh gibi kız ve Kuzgun Kraliçesi daha yaklaşırken, aynı farkındasız katiyetke onun varlığını ‘hissetmiştir’. “Ben.. ben sizin vaktinize ve emeğinizi değecek kadar önemli biri değilim, Efendim.”, der Komoberi korku içerisinde.

“Aaaaa.. bilakis, genç Komoberi. Çoktan yapmış olduğun bir şeyden dolayı buradayım.”, der Kuzgun Kraliçesi.

“Ben yapmadım!”, deyi verir kontrolsüz bir şekilde. Belli ki Fearghas yüzünden yediği disiplin cezaları genç Komoberi’de biraz yer etmiştir.

“Sen Komoberi değil misin? Komoberi Anthea? Kayıtlı adresi Dream Woods, Yaşlı Meşe Mahallesi, Yeşil Yaprak Sokak, No. 16 — Adalar Krallığı, Komoberi Anthea?”, diye sorar Kuzgun Kraliçesi.

“E.. evet..”, der kız tamamen korkmuş bir şekilde ve Kuzgun Kraliçesi gibi muazzam bir varlığın, kendisi gibi küçük, ‘üflesen uçacak’ bir kızın adresini nasıl oluyor da bildiğini merak etmekten de kendisini alamaz.

“O zaman doğru yerdeyim..”, der yaşlı ses.

..ve gerçek varlığı ile Komoberi’nin bir şekilde ‘önünde’ belirir! Küçük Anthea çığlık atıp aşağı atlamamak için kendisini zor tutar. “Siz de mi beni cezalandıracaksınız?”, diye soruverir birden.

“Korkarım, seni cezalandırmaya değil, sana borçlanmaya geldim, genç Komoberi.”, der Kuzgun Kraliçesi.

Komoberi Anthea olduğu yerde dona kalır. “B.. bana borçanmanıza hiç gerek yok, Efendim. Sizin isteyebileceğiniz ama bende var olan ne olabilir ki?”, diye kekeler.

“Aaaaa… Ama var, genç Komoberi. Sizde bana ait, sevgi dolu bir kalp var..”, der Kurzgun Kraliçesi’nin yaşlı sesi.

Komoberi’nin gözleri irileşir. “Ama benim kalbim bana lazım ki!”, diye burnunu çeker.

“Senin kalbini isteyemem, genç ve güzel Anthea, her ne kadar lezzetli olsa da..”, diye gözleri kısılmış bir şekilde gülümser ve bu haliyle daha çok yırtıcı bir kuşa.. bir kuzguna benzemektedir. “Korkarım benden aldığın kalbi geri istemek zorundayım!”

Komberi olduğu yerde kalakalır.. Kuzgun Kraliçesi’nin neden bahsettiğini anlar.. ..ve gözleri dolar. “Ama o benim arkadaşım..”, diye bir fısıltı kaçar küçük, kiraz kırmızısı ağzından.

“Benim de minnetli kızlarımdan..”, der Kuzgun Kraliçesi, tiz, yaşlı sesiyle. “Ve sen, genç Anthea, onun arkadaşı olduğunda farkında olmadan kalbini de çelmiş oldun. Seressa Wraiven’ın arkadaşı olmamalı..”

“Ama neden? Neden onun arkadaşı olmamalı ki? Zaten kimsesi yok. Kimse onunla arkadaş olmuyor. Kimse onunla konuşmuyor. Kimse ona bir kerecik olsun, ‘Sen nasılsın?’, ‘Bugün keyfin nasıl?’, ‘Neden ağlıyorsun?’, diye sormuyor.. ‘Hadi gel evcilik oynayalım, birbirimizin saçlarını örelim, beraber saçma sapan şeyler yapalım’, demiyor kimse ona.. sırf boyu, rengi, boynuzları, saçları ve kuyruğu yüzünden.. Kimse öyle bir yalnızlığı yaşamamalı..”, diye inler Komoberi. “Halbuki o kadar iyi niyetli, sevgi dolu, anlayışlı ve.. arkadaşlarına sadık bir kız ki..” Kuzgun Kraliçesi, gecenin karanlığında peyda olduğundan beri ilk defa olduğu yerde durur.. ..ve keskin yüz hatları, sesiyle beraber yumuşar.

“Çünkü, genç Komoberi..”, der ipek gibi seril, ürkütücü bir şekilde de dolgun bir sesle. “..Seressa Wraiven’ın gelecekte yapması gereken çok önemli şeylerler var. O.. o benim sesim olacak.. O bu ölümlü dünya’nın kurtuluşu için gerekli olacak bir mücadelede, Kehanetlerimi seslendirecek. Ve Seressa Wraiven birisine bağlanırsa, bu işini yapmasını imkansız kılar, zira her bağlandığını geride bırakması gerekecek bir görev onunkisi. Sence onun kadar içli, sevgi dolu ve arkadaşlarına sağdık bir kız, söz konusu arkadaşlarını bir daha görmeyecek şekilde geride bırakması gerektiğinde ne yaşayacak?”

“Ama.. bunun bir başka çözümü olmalı.. belki bizde ona eşlik edebiliriz..”, diye ağlamaklı bir şekilde ısrar eder Anthea.

“Pek cesursun, sevgili Komoberi. Nevarki senin geleceğin bir başka yönde. O size bağlanırsa, bir daha kopamaz. Şimdiden bağlandı, ve içinde sevgi ve siz olan anılar oluşturmaya başladı. Ve korkarım Seressa Wraiven, bağlandıklarından kopabilecek bir kız değil..”

“Peki hep yalnız mı olacak? Seressa hep yalnız, hep tek başına mı geçirecek hayatını?”, diye hıçkırmaya başlar Komoberi.

“Ona bir ‘per’ ayarladım bile. Onunla mezun olduğunda tanışacak. Arkadaş olunması imkasız, fevkalade huysuz, bir o kadar da geçimsiz bir per.. Onunla beraber, bu dünyanın tekrar Yıl Bir’i yaşamaması için, ölümcül bir yolculuğa çıkacaklar. Sevgili Seressa o yolculukta hiç beklenmedik kişilerle kaşılaşacak. Kendisi gibi yalnız ve acı çeken kişilerle..”, der Kuzgun Kraliçesi, gözlerini görünmeyen karanlık ufka dikmiş bir şekilde.

“Beni.. ve Fionn’u unutacak ve bir daha onunla konuşamayacak mıyız?”, diye inler Komoberi.

“Evet.. Nedimem Seressa seni de, arkadaşını da unutacak.. Ancak zamanı geldiğinde, onunla bir daha konuşacaksın, genç Komoberi.”, der Kuzgun Kraliçesi hüzünlü bir şekilde gülümseyerek.

“Ne.. ne zaman?”, diye sorar Komoberi.

“Uzun ve uzak bir zaman sonra.. O yapması gerekenleri yaptıktan sonra, genç Komoberi! Ve bir arkadaşa en çok ihtiyacı olduğunda.”, der Kuzgun Kraliçesi ve gözlerini ufuktan, önünde durak ruh gibi kıza geri döndürür.

“Bu.. bu kötü bir rüya gibi..”, diye sızlanır Anthea.

“Bu zaten bir rüya, genç Komoberi. Sen Rüya Halkası’nın bir üyesi değil misin? Uyandığında bu rüyayı arkadaşınla paylaşmalı, ve onu ikna etmelisin.. Kuş yuvana iki sapı olan, bir asa bıraktım. Asanın bir sapını sen, diğerini arkadaşın tutacak ve bu şekilde Seressa’ya işaret edip, ‘Unut Beni’, diyeceksiniz.. Üç defa.. Üçüncüsünde sizi görecek ama sizinle yaşadıklarını hatırlamayacak. Sizinle olan anıları onun için asla yaşanmamış olacak. Sizinle asla gülmemiş, oturup konuşmamış, yiyip içmemiş, size asla sarılmamış olacak.. Size gülümeseyecek, ancak bu sadece sizinle ‘arkadaş olabilir miyim’, diye sessizce umut ettiği için olacak, sevgili Komoberi..”, der Kuzgun Kraliçesi ve gitmek için döner.

“Ne zaman.. onunla ne zaman bir daha konuşabileceğim?”, diye dolu gözlerle sorar Komoberi. The Raven Queen, Kuzgun Kraliçesi yerinde durur ve uzun bir süre konuşmaz. Neden sonra başını hafifçe arkasındaki kıza çevirir.

“Bunu senden istemek zorunda kaldığım için tahmin edemeyeceğin kadar üzgünüm, güzel peri Komoberi Anthea. Ancak bana bağlanan minnetli nedimelerime çok ağır sorumluluklar yükler, ve daha da ağır fiyatlar biçerim.. Çünkü daha azı bu dünya için yetersiz kalıyor..” “Ve korkarım Seressa Wraiven, nedimelerim arasında bu faturayı en ağır ödeyecek olanı..” “Onunla bir daha konuşabileceksin, Komoberi Anthea..”

“İki yüz yıl sonra..”

✱ ✱ ✱

Yıl 168 (-7523 yıl)

Bu süre biraz fazla uzun değil mi?”, diye hayretle sorar Kral Barakan, Kronor kalesinin, bitmiş sayılı kulelerinden birisindeki asma balkonda. Yanında duran, ve gözlerini bir türlü kendisinden alamadığı Arael Ashanelath Fae Erunanne Tel’Lóna, ufukta kaybolmaya başlayan kalyona bakar ve sessizce içinden ağlar zira kalyonla beraber annesi Terandel Solace, amcası Sinderel Tranquil ve teyzesi Elorellen Feymist’de ufukta kaybolmak üzeredir..

“Benim yanım artık Kralımın yanı.”, der yumuşak sesiyle ve Barakan kızın bu vakur haline ayrıca hayran kalır; önünde duran kız, deyim yerindeyse, ‘bir gün içerisinde’ hiç bilmediği bir yere getirilmiş, bir kraliçe olarak da olsa, nihayetinde hiç tanımadığı bir adama verilmiş, ailesi olarak bildiği herkes gitmiş ve kız buna rağmen dimdik durmuş ve yeni kocasını, sorumluklarını, ve her ikisiyle gelen yükü sessiz bir ağıtla omuzlamıştır. Barakan, ‘vakur’ dışında bunu tasfir edebilecek başka bir kelime düşünemez. “Hanımefendi—”, diye başlar Barakan.. “—Arael, Kralım. Lóna da olur. Her defasında kendinizi bu kadar zorlamanıza gerek yok.”, der Areal Tel’Lóna gülümseyerek. “Hayır.”, der Barakan. “Korkarım siz benim için her zaman, ve daim olarak Hanımefendi olacak, ve öyle de kalacaksınız. Kendi halkınızdan ve bildiklerinizden yeterince fedakarlık ettiniz. Lütfen size en azından gerekli saygıyı göstermeme müsaade ediniz.” “Ben daha genç bir elfim, Kralım. O kadar saygıyı hak etmiyorum.”, diye cevap verir Arael. “İsterseniz ben size Arael Hanımefendi diye hitap edeyim, siz de ilgili kısmı duymazlıktan gelin.”, diye ciddi bir şekilde önerir Barakan. Arsel Tel’Lóna küçük, çınlayan bir kahkaha atar. “Korkarım sizin zarafetinize uygun bir odamız daha yok. Halk arasından size eşlik edecek nedimeler de ayarlamamız lazım. Umm.. düğüne kadar..”, diye yüzü kızarmış bir şekilde konuşur Barakan. “Nedimeleri hemen ayarlayalım, Kralım. Düğün için yarını, yada ileriki bir tarihi beklemekte fayda görmüyorum. Buraya kraliçeniz olmak için getirildim ve bu ada, halkınız ve krallığınız için yapılacak ve yapılması gerekecek çok işimiz olacak.”, der Lóna. “Ben.. belki biraz beklemek istersiniz, diye düşünmüştüm. Hem buraya.. umm.. hem de bana alışabilmeniz için.”, diye afallar Barakan. “Siz iyi birisi misiniz, Kralım?”, diye aniden ve beklenmedik bir sadelikle sorar elf kızı. “Uhh.. Bilmem. Sanırım. Bu soruyu adamlarıma sorarsanız daha sağlıklı bir cevap almış olursunuz, Hanımefendi.”, diye daha da afallar Barakan. “Ama denizde kaybolduğumuz on üç yıl içerisinde adamlarım asla ayaklanmadılar..” “Bu, adamlarınızın güvenilir ve sadık olduğunu gösterir zira güvenilmez adamlar sadakat nedir bilmezler. Ve sadece iyi bir insanın etrafında güvenilir ve sadık adamlar olur, Kralım ve bu da sizi tanımam için yeterli bir başlangıç benim için. Buraya gelirken sadece bir şeyi umarak geldim, o da verileceğim erkeğin iyi bir insan olmasıydı..”, der Arael. Sonra da yüzü hafif pembeleşmiş bir şekilde ekler; “Ve yakışıklı olması.. Sizde ikisi de var. Arada kalan boşluğu ise zaman, çaba, samimiyet, saygı ve en nihayetinde sevgiyle örüp kapatacağız.” Kral Barakan yanında durmuş ufku seyreden kıza ve sergilediği ona olan inanç ve güvene.. ve onurlu teslimiyete hayret ve hayranlıkla bakakalır. “Siz.. muhteşemsiniz, Hanımefendi!”, diye ünler. Balkona çıkan merdivenlerden abartılı ayak sesleri gelir ve birisinin boğuk sesle öksürdüğü duyulur. “Gel, Malis.”, der Barakan ve merdivenlerin başında Malis el’Vezier belirir. “Kralım, Hanımefendi için de uygun ise, daha inşaatı tam olarak bitmemiş olsa da düğün için gelecek olan halkı kabul edebilecek tek uygun yer ana salon. Kendilerine eşlik edecek nedimeler ise hanımefendinin eşyalarıyla birlikte, kendilerine ayırdığımız, makul denebilecek tek odada bekliyorlar, Efendim.”, der Malis. Barakan bir kaşı kalkmış, baş danışmanına bakar. Malis omuzlarını silkerek cevap verir. “Ödevimi yaptım ve olası ihtimallere göre bazı ön hazırlıklarda bulundum o kadar, Efendim. Hanımefendi için baş nedime olarak yaşını biraz almış ciddi, tuttuğunu koparan, dokuz çocuk doğurmuş haşin bir teyze, diğerleri de birbirinin akrabası olmayan, ağızları sıkı, çalışkan, el işi, dikiş, nakış, ve başka.. bayanlara özel şeylerden anladıklarını söyleyen dört adet genç kız. Bunun dışında tek görevleri Hanımefendiyi korumak olan vardiyalı on altı adam. Bir kaç gün içerisinde her ikisi içinde sorumluluk ve güvenlik protokolleri hazırlamış olurum.” “Biraz abartmadın mı, el’Vi?”, diye sorar Barakan. “Elimde ayırabileceğim daha fazla adam olsaydı, onları da bu işe verirdim, Efendim. Güvenliğin asla şakası olmaz.”, diye cevap verir el’Vi, ve kralına manalı bir şekilde bakar. Barakan pes etmiş bir şekilde burnundan solur. “Herkese haber verilsin o zaman. Altıncı saatte düğün var!” Malis başıyla onaylar ve geldiği merdivenlerden tekrar iner. Barakan, Malis ile arasındaki konuşmayı, derin, masmavi gözlerinde ‘gülümseyen’ bir ifadeyle seyreden kıza geri döner. “Baş Danışmanımın kusuruna kalmayın, Hanımefendi. Kendisi biraz..”, der Barakan. “..geçmişi olan birisi?”, diye bitirir elf kız. Barakan bu sefer de kızın gözlem kapasitesine hayret eder. “Ve geçmiş günahlarını telafi etmek için çabayan bir adam..”, diye ekler Arael. “Böyle birinin size sadakat göstermiş olması bile sizin hakkınızda önemli ipuçları veriyor, Kralım.” “Umuyorum ki bunlar olumlu ipuçlarıdır.”, diye cevap verir Barakan. Ufukta aradığı her ne idiyse belli ki artık gitmiş, ve geri de gelmeyecektir. Arael Tel’Lóna kralına, ve kralının en başta kendisine yönelttiği soruya döner. “İki yüz yıl sonra benim çocuklarım da ya gri sahillere göçmüş, yada birbirimizin ortak kanıyla hala yaşıyor ve büyümüş olacaklar. O zaman annemi, dayımı ve teyzemi ziyaret edebileceğim ve bu şekilde, kurdukları medeniyetleri ve size verdikleri bağlılık sözlerini sınaya bileceğim..”, der, yumuşak ve solgun bir sesle. Kral Barakan öylece, hiç tanımadı bu fevkalade güzel, zarif ve alımlı kıza bakar. Birkaç defa bir şeyler söylemek için yeltenir, ancak kızın, çağrıştırdığı derin denizlerin mavisi gözlerinde kaybolur, ve ağzından hiç bir ses çıkmaz. Arael Tel’Lóna ise onun aklından geçenlere tercüman olur gibi yavaşça kralına uzanır. İnce, uzun parmaklarını, anca dokunur bir şekilde onun yüzünde, saçlarında.. ve bıyıklarında gezdirir.. ..ona doğru ağır, tedirgin, utangaç ve ürkek bir adım atar.. ..ve sarılır. Kalenin bir yerlerinden cırtlak, kulak gıcırdatan bir boru sesi yankılanır.. Ardından, “DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN!”, diye bağıran çığırtkanın gür sesi duyulur. “KRALIMIZ BARAKAN HEAVENSWİLL VE MUHTEREM VE SAYGIDEĞER PRENSES ARAEL TELONA’NIN MUTLU BERABERLİĞİ İÇİN BÜTÜN HALKI DÜĞÜNE ŞAHİTLİK ETMEK İÇİN KRONOR KALESİNE DAVETLİDİR. DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN..“Herkes kendi yemeğini kendisi mi getirecek?”, diye birisinin bağırdığı duyulur. “Evet. Kale mutfağı daha tamamlanmadı! Gider borularında sorun çıktı. Ortak masa kurulacak. Gelirken kendi bardak, tabak ve taburelerinizi de getirin!” Cırtlak, kulak acıtan boru tekrar çığlık atar.. “Şu boruyu gerçekten değiştirmemiz lazım!”, diye mırıldanır Kral Barakan Heavenswill. Sonra.. Ağır hareketlerle.. Başını çenesine dayamış, koyu kırmızı-kestane saçlı, derin denizlere ait masmavi gözlü, bilmediği, ancak yağmur sonrası ormanların taze, hayat dolu ve serin bir şeylerin kokusunu çağrıştıran kızı kollarına alır.. ..ve bu şekilde Adalar Krallığı Tarihi, binlerce yıl sürecek yeni bir geleceğe doğru ilk adımlarını atmaya başlar.

✱ ✱ ✱

l 7569 (-20 yıl)

Hazır mısın?”, diye boğuk bir sesle sorar Fearghas Fionnghal, yanında sessizce ağlayan, ruh gibi kıza. Komoberi Anthea’dan hıçkırıklar dışında bir şey duyulmaz.

Melshieve Akademisi’nin arkasındaki yoğun korulukta, çalıların arasına sinmiş ikili, kendi kendine mutlu bir şarkı mırıldanarak yaklaşan sesin sahibini beklemektedirler. “Hadi, Beri. Geliyor..”, diye nazikçe yanındaki kızın sırtını sıvazlar, mor ve koyu mavi tenli genç adam. “Ta.. tamam.. hazırım..”, der, en sonunda burnunu çekerek, yeşil, tüleri saçlı ince kız. Seressa Wraiven, up uzun boyu, kömür karası vücudu, bugün özellikle imtina gösterilerek örülmüş uzun, pembe saçları ve yeni bir fırfılı-dantelli-kurdelalı mini elbisesi ve aynı renkte bir omuz çantasıyla ağaçların arasında belirir. “Üç deyince.”, der Fearghas, sımsıkı bir şekilde tuttuğu iki saplı sihirli asayı. Asanın diğer sapını tutan Komoberi ise sadece başını sallayabilir.. “Bir..”, der Fearghas ve pembeler içindeki kız biraz daha yaklaşır. “İki..”, diye mırıldanır sessizce ve uzun, pembe saçları peşinden kovalayan kız, daha da yaklaşır. “O bunu hak etmiyor.”, diye inler Komoberi. “Üç!”, der Fearghas.. Ve.. “Unut beni.“, diye fısıldar. “Unut beni..“, diye inler Komoberi..Unut beni.“, diye boğuk bir sesle tekrarlar Fearghas.Unut beni..“, diye yine hıçkırmaya başlar Komoberi..Unut beni.“, diye tıslar Fearghas ve ardından “Lanet olsun sana Kuzgun!”, diye vahşice küfreder. “Unut beni..“, diye olduğu yerde yığılıp kalır Komoberi.. Seressa Wraiven, mutlu şarkısını mırıldanarak, ikilinin az ilerisinden geçer.. ..ve gözden kaybolur. “Nereye gidiyor? Mağaraya mı gidiyor yoksa?”, diye ağlayarak sorar Komoberi. “Emin değilim. Sanırım.. Neden mağaraya gitsin ki?”, diye hayretle merak eder Fearghas. İkisi de kalkar ve sessizce kızı takip ederler. Ve kız onları gerçekten gizli mağaraya götürür ve bunu defalarca yapmış gibi yoğun çalılıkların arasında kaybolmuş oyuktan içeri girer. “Sen git bak.”, der Fearghas. “Benim fark edilmeden içeri girmem olası değil.” Komoberi başıyla onaylar ve bir anda kaybolur.. ..ve ince, ruh gibi kızın yerinde, üstünde krem renkli çizgileri olan, uzun, pofuduk kuyruklu, koyu kahve bir fare sincabı belirir! Sincap, Fearghas’a doğru bir-iki cızırık, çırpı sesi çıkartır, sonra oyuktan içeri girer. “Bir gün şu kıza sincapça söylediği o çırçır sesleri anlamadığımı söylemeliyim..”, diye mırıldanır genç adam. Aradan birkaç dakika geçer ve Komoberi tekrar belirir. “Öylece oturmuş!”, der dolu gözlerle. “Öylece kendi başına oturmuş, bizimle beraberken yaptığı gibi ağır, abartılı hareketlerle rosemint çayını içiyor..” Fearghas çarpılmış gibi kalakalır yerinde. Kendisini bildi bileli görünürde duyguları olan biri olmamıştır. Ancak aşağıda, tek başına çayını hüpleten kızın davranışları onda bir şeylerin kırılmasına sebep olur. “Ben.. ben bir daha gelmek istemiyorum bu mağaraya..”, der zorlukla yutkunarak. “Bende..”, diye hıçkırıklara boğulur hemen yanında Komoberi.

✱ ✱ ✱

Seressa Wraiven bir saat daha durur gizli mağarada.

Güneş batmaya meylettiğinde mutlu şarkısını mırıldana söyleye çıkar mağaradan ve Pembe Bahçesi’ne doğru, hasta floksasını kontrol etmek ve güllerini sulamak için yollanır. Ancak olduğu sakar kız gibi ayağı birden ağaç köklerinden birine takılır ve yüzü koyun yere kapaklanır. Kız, uzun bir süre fırfırlı-dantelli eteği gökyüzüne bakacak şekilde olduğu yerde durur. Neden sonra, sessiz, mekanik hareketlerle doğrulur, üstüne başına bulaşmış toz-toprak ve kuru yaprakları temizler. Yere saçılmış çantasını alır ve dağılmış kitaplarını toplamaya başlar. Ortadan neredeyse ikiye ayrılmış kitaplarından sonuncusunu da alıp çantasına yerleştirirken, kitabın sayfaları arasından bir şey salınarak düşer yere. Seressa yavaşça eğilir, düşen şeyi uzun, ince, zarif, kömür karası parmaklarıyla alır ve uzun bir süre öylece bakar ona.. Yüzünde garip, hüzünlü, kayıp, aklı karışmış bir ifade belirir ve nedense gözleri dolar. “Kimsin sen acaba, güzel kız?”, diye mırıldanır, elindeki resme bakarak..

✱ ✱ ✱

Kuzgun Kraliçesinin minnetli nedimesi Seressa Wraiven, Melshieve Akademi’sinden mezun oluncaya kadar her gün o mağaraya, elinde pembe çiçek desenli çaydanlığı ile gelir, sakil bir sessizlik içerisinde saatlerce tek başına rosemint çayını hüpletir..

Kayıp üç G.K.A.H.T. üyesinden ikisi günler sonra, pis, çamur ve korku içinde akademi koruluğundan, saklandıkları yerden çıkıp gelirler. Kayıp son üye bulunamaz ve kimse ondan haber alamaz. Komoberi Anthea o günden sonra bir daha disipline gitmez.. ..ve kaldığı odada, akademiye ilk geldiğinde The Hide ‘n Seekers’a katılmak için ‘çaldığı’ pembe gülü imtina ile büyütür. Yıllar sonra, Dreamwoods’a geri döndüğünde, içinde yüzlerce floksa olan, kendi Pembe Bahçesini kurar. Fearghas Fionnghal ise iki yıl daha Last Man Standing Society‘de kendi grubunu başarıya götürür ve birisinden gördüğü taktikleri değerlendirerek ‘Mübah’ turnuvalarında şampiyon olur ancak aynı turnuvaya bir daha katılmaz. Aynı yıl atılmadan 96. disiplin cezasını tamamlar ve akademi tarihinde bir rekor kırar. Bu rekoru iki yıl sonra sadece bir kişi ve ezici bir farkla geçecektir. 208 disiplin cezası ile Arcantonic Palecog adında bir cüce, atılmadan en çok disiplin cezası gören kişi olarak Melshieve Akademesi tarihine geçecektir.. Ancak akademide, açık yada gizli ne kadar grup, klüp, dernek ve topluluk üyesi varsa, hepsinin imzalı kartlarını da toplamış olacaktır.. Seressa Wraiven ise akademide geçirdiği mühlet zarfında sadece bir defa disipline gönderilecektir; mezuniyet töreni esnasında, rektörün kendisi, toplanmış profesörler, öğrenmenler, akademist ve pratisyenler, ve tüm öğrenci ve çalışanların gözü önünde bir çocuğu mezuniyet törneninin gerçekleştiği meydanın bir ucundan diğerine kadar tokatlayarak harcayacaktır. Çocuğa neden saldırdığı hiçbir zaman tam olarak anlaşılmaz, ancak ve teknik olarak çoktan mezun olduğu için, disiplin cezası da tutmaz..


2 Comments

  1. Adalar Krallığı Tarihi (başlangıcı), 7. bölüm ile sona ermiş durumda.

    Biraz mutlu, biraz da hüzünlü bir şekilde, kimler nereden nasıl bir birleriyle tanıştılar, iletişimleri nelerdi, ve Seressa söz konusu olduğunda, neden Left Behind (18+) hikayesinde Komoberi Anthea’yı hatırlamadığının da ortaya çıktığı bir bölüm oldu.

    Bazen kendi kendime sormuyor değilim, neden yazdığım hikayeler mutlu bitmiyor diye..

    Her ne kadar içerik olarak fantastik olsada, hayatta mutlak mutluluklar pek olmuyor. En azından kişisel tecrübelerim bu yönde oldu hep. Acısıyla, tatlısıyla, hayat biraz böyle, sanırım.

    Prens Gordigon Tinkerdome’la tanıştığı gün ile tekrar ona geri dönebildiği, 180 yıl (ve girdiği Astral Boşlukta çıkış ararken geçirdiği muallak yıllar), Arcantonic Palecog için acılar ve mutluluklar dışında iki temel duygu ile geçti denebilir; saplantılı özlem ve sevgi.. Ve travmatik bir çocukluğa sahip Tonic’in sevgiyi öğrenmesi, hiç de kolay olmadı.

    Lorna Feymist; Udoorin Shieldheart ile karşılaştığı andan itibaren aralarında büyüyen aşk, 90 yaşlarında vefat eden adam ile fokurdayan, kor halinde yanan bir beraberlik ile yaşanacaktır. Eşinin kaybından sonra, alımlı, ağırbaşlı, asil kız zamanla eriyecek, ve kayıplara karışacaktır.

    Merisoul’u ise apayrı ve bilinmeyen bir gelecek beklemekte.. Ancak içinde acının en katışıksız hallerinin yaşanacağı bir hayatı olacak.

    Inshala Frostmane ise, sosyal-şeysini öğrenmesi daha çok uzun yıllar sürecektir. Ancak ve en sonunda Aager Fogstep’in, kendisini bir ‘bebek’ olarak değil, bir ‘kız’ olarak görmesini sağlayacaktır.

    Hepsinin arasında Seressa Wraiven belki de gerçek yalnızlığı yaşayan tek kişi olacak. Kuzgun Kraliçesi tarafından kendisine yüklenen muazzam sorumluğun üstesinden gelecek mi belli değildir, ancak tünelin öbür ucundan çıktığında, kendisine dair pek az şeyi kalmış olacak. Onu tekrar geri getirmek, dostu olduğunu söyleyenlere kalacak..

Leave A Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.