You can enable/disable right clicking from Theme Options and customize this message too.



Book Online

* Please Fill Required Fields *

Timeline:

Gar Tolot’un saklandığı yer tespit edilmiştir; Arashkan Şehrinin en büyük tapınağı olan Tempest Tapınağı!

Bir isyancı bir kaçağın, Tempest tapınağı gibi güçlü bir tapınakta ne işi olduğu, onun böylesi popüler bir mekanda nasıl saklanabildiği hala bilinmeyenler arasında. Serenity Grubu, aradıkları cevapları bulmak için, gecenin bir yarısında girdikleri tapınakta, Gar Talot’dan önce, başka şeylerde bulacaklardır.

Bu hikaye,
What do you see in the mirror? ‘den
bir gün sonra yer alır.

 

Bu hiç hoşuma gitmedi.”, diye homurdanır Udoorin.

“Benimde hiç hoşuma gitmedi.”, diye onaylar Lorna hemen yanında.

“Geceleri ilk defa baskın amaçlı sokaklarda arkadaşlarınla dolanışın değil bu, Udoorin.”, diye Aager’in sessiz fısıltısı duyulur. “Sorun nedir?”

“Buna inanamıyorum. Aradan bunca yıl geçti ve bunu şimdi mi yüzüme vurmak istiyorsun?”, diye arkasına bakmadan haşince bir şekilde cevap verir Udoorin.

“Bir zaman aşımı söz konusu olduğunun farkında değildim, genç Udoorin.”, diye gelir Aager’in cevabı karanlıktan.

 

Grup, arenada yaşadıkları o ölümcül haftadan sonra, sessiz ve sakin bir kaç gün geçirmesi beklenirken, üst üste yaşadıkları olaylar zincirinden dolayı genel olarak biraz yorgundur. Darly Dor vasıtasıyla, Serenity Home yangının sorumluları hakkında bilgi edinebilecekleri muhtemel tek kişinin Gar Talot adındaki, özgürlükçü ve isyancı bir kanun kaçağını bulmaları gerektiğini öğrenmişler ve ARİSArashkan İstihbarat Servisi’nin bile bulamadığı bu adamın yerini tespit etmek için aramalara başlamışlardı.

Bu esnada, Aager’in yıllar önce bir yangında öldüğü sanılan kız kardeşi, Lilly Venom ile arasındaki kötürüm ilişkiyi seyretmişler, arenada öldürmeye çalıştığı Inshala’nın bu hırçın kızla arkadaş olmak için elinden gelen ürkütücü çabalara anlam vermeye çalışmışlar ve Lady Magella’nın, kendisinden hiç beklenmeyecek bir hışımla bu hırçın kızı öldürmeye çalışmasına engel olmuşlardı.

Belli ki arenada bir şeyler olmuştu zira oradan ayrılmalarından sonra, Lady Magella, Darly Dor ve High Lady Anglenna’da ciddi bazı karakter değişimleri gözlemlemişlerdi.

Ancak değişim, bu üç kişi ile sınırlı kalmamıştı. Aradaki nüansları, grupta kendisini en iyi tanıyan Udoorin fark etmişti; Aager’deki değişimler.

Udoorin, Aager’deki değişimlerin sebeplerinin tamamını bilmese de, bunların birincil kaynağı olarak Inshala’yı görmüş, ancak arenadan sonra Aager olağan dışı bir şekilde değişmişti. Gruptaki diğerlerinin, en azından Serenity Home’dan gelenlerin, bu farklılıkları görememelerine ise biraz şaşırmıştı zira Aager zaten daha önce de kötürüm ve ölümcül biriyken, artık hem çok daha ölümcül bir havası vardı.. hem de değil!

Genç Udoorin’in bu ikilemi çözmek için kafasını az kaşımamıştı.

Aager, şu Gar Talot denen özgürlükçü kaçığı aradıkları iki hafta boyunca devamlı içsel bir yorgunluk içerisindeydi sanki. Yorgunluk, bıkkınlık, yada yılgınlık —ki bunların üçü de tanıdığı Aager Fogstep’e hiç uymuyordu. Acaba Inshala ile aralarında bir şey mi olmuştu.

Olmuştu sanki, evet, çünkü artık ikisininde birbirleriyle konuştuğunu görmüyordu.

Beraber oldukları zamanlar ise, ya yan yana oturmuş, öylece durduklarını görmüş, ya da birbirlerine alık aklık baktıklarını.. tek kelime bile etmeden.

Udoorin, içten bir şekilde aralarının bozulmamış olmasını diler, zira hayatı boyunca sosyal anlamda tamamen yalnız olduğunu bildiği Aager’in başına gelebilecek en güzel şey olmuştu o sıskası çıkmış küçük, içli ve şirin kız.

Gerçekte genç Udoorin’in, Aager’e alışması, ve ona olan biraz da utanç verici düşkünlüğü, yıllar alan bir süreç sonunda gerçekleşmişti ve bu ürkütücü, karanlık adamın, kafasına vura vura verdiği eğitimlerin meyvesini bizzat kendisi gördüğünde önemini anlamıştı.

Ve ona, ‘kargalar işeyesice baş belası’ olarak bakmayı bırakmış, o güne kadar hayatında gördüğü ‘en yalnız adam’ gözüyle bakmaya başlamıştı.. Taki Ritüel Frorest’da Inshala ile karşılaşıncaya kadar.

O zamanlar kötürüm, asabi, huysuz, evhamlı, gözü dönmüş kız, günlerce, haftalarca, gözlerini ondan ayırmaksızın Aager’le uğraşmıştı.

Aager’deki ilk ‘yılgınlık’ belirtileri de o zamanlar başlamıştı işte ve Udoorin bunu fark eden tek kişi olmuştu..

Belli ki genç adam, herkesin sandığı gibi sadece iri, kaslı ve aptal bir savaşçı değildi.

Şayet onun öyle olduğunu düşünen var idiyse, Udoorin herkesin kendisi hakkındaki bu yanıltıcı dış görünümünü başarıyla sergilediği anlamına geliyordu.

Onun bu ‘aptal’ görünümünü aşıp, gerçek Udoorin’i bulan ilk ve tek kişi de Lorna olmuştu. Kız, onunla daha ilk karşılaşmalarında müşahade ettiği bir şey, genç adamın kesinlikle sergilemeye gayret ettiği gibi aptal olmadığına inandırmıştı.

Girdikleri Themalsar harabelerinden, neredeyse iki hafta sonra çıktıklarında, kendisi ile Lorna’nın iletişimi gibi, Aager ile Inshala’nın da etkileşimi tamamen değişmişti.

Nevarki Aager’in ile Inshala arasındaki sevginin, deyim yerindeyse ‘doğumu’, fevkalade zorlu ve sancılı geçmişti.

Genç adam, geçtikleri son bir kaç ayın tüm ayrıntılarını hatırlar —ki ayrıntıları görme ve hatırlama da Aager’in ona öğrettiği bir beceriydi.

Udoorin daha geçen hafta kızın gelip herkese, “Sevgi nedir?”, diye sorduğunu hatırlar.

Herkes bir şekilde, ve kendince anlatmıştı sevginin ne olduğunu kıza.

Merisoul hanım, kendisi gibi muallak bir cevap vermişti Inshala’ya;

“Sevgi; dört ölçek şeker, bir ölçek tuz, beş ölçek de acıdır..”

..gibi bi şey söylemişti.

Udoorin, Merisoul’a gerekli bütün saygıyı gösterse de, onda bir gariplik olduğunu da biliyordu. Gruptaki herkesin hayatını o veya bir şekilde kurtarmış olması ise işin en garip yanıydı. Hatta bir sefer, Inshala, Themalsar harabelerini tamamen yerin dibine geçirdiğinde ve Aager iyileşmesi için ona bakarken, kızın kalbi durmuştu ve ne Lady Magella’nın, ne de kutsal bir şövalye olan Lady Moira’nın yaptıkları hiçbir büyü işe yaramamıştı.. Merisoul gelmiş, atan kalbinin gücünü Inshala’ya aktarmıştı —kendisininkini durdurma pahasına!

Udoorin, bu gün bile korkuyla hatırlıyordu Merisoul’un ‘cesedini’ Inshala’nın yanından çıkardıklarında..

Ve hayatında asla bir daha yapmak zorunda kalmak istemediği bir şeyi yapmıştı; Laila kıza suni teneffüs verirken, kendisi de kalbini tekrar çalıştırmak için kızın neredeyse kaburgalarını kırmıştı!

Ayıldığında Lady ne kadar fena kızmıştı ama Merisoul’a o zaman..

Merisoul ise, tamamen bitmiş, fısıltı gibi gelen sesiyle Lady’ye verdiği cevap ise mantık ötesiydi;

“Ben sevgiyi anlayamıyorum. Ama anlamak üzere olan birisini kurtarmaya değmez miydi?”

Evet. Merisoul hanım kesinlikle garip bir varlıktı.

 

Udoorin, Inshala’nın odaya geldiği an’a geri döndüğünde, orada bulunan Laila araya girmiş ve, “Eve geri döndüğümüzde Thomas’a sor. O salak, saplantılı sevgi nedir çok iyi bilir! Yapıştı Bree’ye, yıllardır ayrılmadı peşinden!”

Bunu söylemesiyle Lady bir anda parlamış ve Thomas’ı müdafa etmeye çalışmıştı. Bremorel’in onu baştan çıkardığını söyleyince işler iyice karışmıştı. Laila haşin bir kahkaha atmış, “Serenity Tapınak Muhafızlarının bu kadar çabuk baştan çıkarılabildiklerini bilseydim, bende bir kaçını ceplerdim!”, demiş ve işler tamamen zıvanadan çıkmıştı.

Sonra Lorna’sına gelip sormuştu Inshala;

“Alor’Na abla. Sen bir çok şeyi anlıyorsun. Duyguların inceliklerini ve sırlarını biliyorsun. Sevgi nedir?”

Lorna ise Udoorin’e kaçamak bir bakış atmış, ve olduğu muhteşem, ince, düşünceli hanımefendi gibi küçük Inshala’ya sessizce “Böyle bir şey.”, demişti..

Udoorin o bakışı görmüştü.

Bunu Lorna’ya itiraf etmemişti onu utandırmamak için ama o bakış, ona evlilik teklifi edebilmesi için gereken bütün cesareti vermişti..

Alor’Nadien ne.. Lorna.. Muhteşem bir bayandı!

Sorun, küçük Inshala bir konuda biraz kendisine benziyordu. Evet, Udoorin’den farklı olarak, kızın kendince haklı sebepleri vardı; ömrünün tamamını, yaşlı bir adam dışına yalnız geçirmiş, insanlarla olan tek etkileşimi, yakalanıp taşlanmamak için onlardan kaçmak olmuştu, dolayısıyla sosyal bazı şeyleri anlamakta zorlanıyordu. Udoorin’e göre, kızın bazı şeyleri anlayabilmesi için, açık bir şekilde gösterilmeliydi. Mecazi yada birden çok anlam içerebilecek ifadelerle değil. İşte bu noktada Udoorin, kendisini Inshala ile aynı kapta görüyordu, zira Lorna’sı ile konuşurken bu denli zorlanmasının sebebi biraz da bundan kaynaklanmıştı; her ikisi de iş duygulara anlam vermeye gelince tıkanıp kalıyorlardı!

Bu yüzden, kendisinden tam olarak korkmasa da, kesinlikle çekindiğini bildiği küçük kıza yaklaşmış, önünde, dizlerinin üzerine çökmüş, ve “Hepimizin, senin için hissettiği şey.”, demişti gür sesiyle ve kıza sarılmıştı.

O esnada Aager’in odada bulunmaması büyük bir şans idi.. Ya da belki de değil.. Aager bu sıralar biraz garip davranıyordu ve kim bilir, belki de küçük Inshala’sına sarıldığı için onu kesmeye de bilirdi!

Küçük kız ise önce korkmuş, sonra da “En sonunda! Birisi bana anlatabildi.. Sen en akıllılarısın Udoorin abi.”, demiş ve o da Udoorin’e sarılmıştı.

Udoorin, utanmış bir şekilde yüzü kızarmış, öylece kalakalmışken Lorna’sı mutlu bir ifadeyle arkasından gelip o da sarılmıştı ona.

Genç adam, Lorna’nın neden ona sarıldığını tam olarak anlayamamış olsa da, belli ki doğru bir şey yapmıştı. Ve daha önce hiç bilmediği ilginç bir şeyi de öğrenmişti; kişinin, sevdiği bir kıza sarılmasından daha muhteşem bir şey varsa, bu da o kızın gelip sana arkadan sarılıp seni sahiplenmesiydi.

 

“Hoşuna gitmeyen kısmı nedir? Serenity baskınının cevaplarını bulabileceğimiz kişi burada.. Aramızda en çok senin bu cevapları bilmek isteyebileceğini düşünürdüm, Udoorin.”, der Aager’in sesi arkadan.

“Bilmiyorum. Bi tapınağa hırsız gibi girmek.. bana ters geliyor..”, der Udoorin. “Sözüm meclisten dışarı!”, diye de ekler hemen.

“Teknik olarak Themalsar’da bir tapınak idi.”, diye Merisoul’un sesi duyulur.

“Themalsar kaçığın tekiydi. Kötüydü. Bir çok insanı öldürdü ve bir çoğunun da ölümüne sebep oldu.”, diye sert bir şekilde cevap verir genç adam.

“Onunla aramdaki farkı göremiyorum. Saydıklarının hepsini ben de yaptım. Sanıyorum ki çoğunuz kaçık olduğum konusunda da hem fikirsiniz.”, der Merisoul sakin bir sesle.

“Sen kaçık değilsin Merisoul hanım. Hiçbir zaman da olduğunu düşünmedim.”, der Udoorin, hafif kaşlarını çatarak.

“Neyim, peki?”

“Farklısın. Bu kaçık olduğun anlamına gelmez. Aslına bakılırsa hepimiz farklıyız.. O veya bi şekilde. Farklı olmayanların hepsi yataklarında uyuyorlar şu anda.. Ayrıca bu tapınak, bir Tempest Tapınağı. Krallıktaki en popüler, en çok müridi olan ve en güçlü tapınaklardan biri ve bütün şehirlerde varlığı olan bir tapınak.. Rahmetli Demos amca ne derdi şimdi bize acaba?”, diye söylenir Udoorin.

“Kötü, kötüdür, Udoorin. Gar Talot’un, Tempest’ın arkasında saklanmış olması ayrıca bir kötülük. Uzatma da aç şu kapıyı.”, diye hırlayan bir ses gelir Lady’den.

“Sana nooluyo böyle?”, diye homurdanır genç adam.

“Efendim?!”, der Lady sert bir şekilde.

“Yok bi şey..”, der Udoorin sessizce ve uzanıp koca çift kapılardan birisine asılır.

Tapınağın kapısı, beklenmedik bir sükûnetle açılır ve içeriden bir gök gürültüsü duyulur..

 

 

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

 

Nedir bu?”, diye hayretle sorar Udoorin.

Genç adam, hemen yanında Lorna olduğu halde içeri girmiş, hemen arkasından Aager ve Inshala, onların arkasından Merisoul ve Gnine, en arkadan da Anglenna ve onun yanında da hoşnutsuz bir Laila gelmektedir.

Grup içeri girince Lady cesur adımlarla tek başına olacak şekilde en öne geçmiş ve kararlı bir suratla devasa tapınağın karanlığını taramaktadır.

Tempest Tapınağı gerçekten büyüktür; enlemesine iki yüz adım, boylamasına ise neredeyse üç yüz adım uzunluğundadır. Tapınağın ortası, halkın, ziyaretçilerin ve müritlerin oturabileceği sıra sıra onlarca banklar mevcuttur. Bankların sağında ve solunda, yan yana dizili, üçer yarda genişliğinde ve tapınağın yüksek karanlığında kaybolan onlarca sütun dikilidir. Tapınağın iç duvarları boyunca, belirli aralıklarda muhtelif azizleri ve tapınak muhafızlarını tasvir eden heykeller sıralıdır. Son derece düzenli, temiz ve içi işlemeler ve taş oymalarıyla süslenmiş bu tapınak, ziyaretçileri etkilemek konusunda hiç zorluk yaşamadığı bellidir. Görünenler etkilemiyorsa, karanlıkta kaybolan tavana bakıldığında görünen manzara yeterli olacaktır zira gerçekte bir tavan görünmemektedir.

Koyu gri ile mor karışımı yağmur bulutlarının oynaştığı tavan, yer yer şimşeklere şahit olmaktadır. Her şimşekle, derin homurtular duyulur.

 

“Etkileyici..”, diye fısıldar Lorna.

“Hmm.. Bir gün kendi evim olduğunda, tavanımın böyle olmasını isterdim.”, diye hayranlıkla bakar Udoorin yukarı.

“Pahalı zevklerin varmış, Udoorin!”, diye kıkırdar Gnine arkadan. “Bulutları halledebilirim sanırım ama yıldırımlar pahalıya gelir.”

“Sana yaptırmak aklımın ucundan bile geçmedi, Gnine.. Eminim Nimbletyne amcadan rica edersem, bana daha uyguna yapar.”, diye sırıtır Udoorin.

“Sen fazla akıllı olmaya başladın.”, diye söylenir ekşi bir suratla Gnine.

Lorna gülümser.

“Susun artık! Dır dır dır.. İki haftada bakıyorum bütün disiplini su koy vermişsiniz. Sizi hizaya sokma zamanı geldi!”, diye tersler hepsini Lady çatılı kaşlarla.

Inshala, Aager’e bakar.

“Sen Lady ablaya ne olduğunu biliyorsun.”, der sessizce Aager’in zihninde.

“Emin değilim. Sadece tahminlerim var.”, diye geri gönderir Aager cevabını.

“Bana söylemeyeceksin.”, der kız, alt dudağını pörtleterek.

“Bu benim sırrım değil, bebeğim. Lady’ye çok şey borçluyuz. Bu yüzden şimdilik tahminlerimi dile getirmek istemiyorum.”, der aynı duyulmaz sesle Aager.

“Evet, haklısın. Burada herkes bana çok yardım etti ve anlayış gösterdi. Çok düşüncelisin, sevgilim Aager Fogstep.”, diye karşılık verir mutlu bir sesle Inshala.

“Ummm.. Sevgilim?”, der Aager biraz kızarak.

“Udoorin abinin, Alor’Na ablaya böyle dediğini duydum. Aslında yalnızlardı ve benim duymamam gerekiyordu ama oradaydım ve ortaya çıkıp onları mahcup etmek yada muhabbetlerini bozmak istemedim. Neyse ki sadece iki saat kadar konuştular. Gittiklerinde bacaklarım öyle uyuşmuş ki, ayağa kalkamadım.”, diye utanmış bir şekilde itiraf eder küçük kız. “Bu.. doğru ise.. Yani Udoorin abi, Alor’Na ablanın sevgilimi, Alor’Na abla da Udoorin abinin sevgilimi ise, bu seni benim sevgilimi yapıyor ki. Beni de senin sevgilimi yapıyor!”

Aager, kızın bu sonuca varmak için değerlendirdiği mutlu mantığa hayretle gülümser.

“Sanırım öyle yapıyor, sevgilim Inshala.”

 

“Eveet..”, der Gnine arkadan. “..başlamadan önce bir şeyi denemenin zamanı geldi sanırım.”

Ve bir büyü yapmaya başlar.

 

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

 

Gnine, büyüsünü bitirdiğinde, bir eliyle herkesi işaret eder, ancak Aager ve Inshala’ya gelince iki kaşı da kalkar ve ikisine de hayretle bakar, zira büyüsü ikisini de bir şekilde etkilememiştir.

“Ne.. Nooldu şimdi?”, diye afallar Udoorin.

“Sakin ol, Udoorin. Hepimizin arasında sihirli bir bağ oluşturdum. Zihninden geçenleri hepimize konuşmadan duyurabilirsin.”, diye açıklar Gnine muzaffer bir eda ile.

“Ne yani, düşündüklerimi herkes duyabilecek mi?”, der Udoorin hayretle.

“Bu hiç iyi değil. Lorna’nın ne kadar güzel gözleri olduğunu—”

“Ne?!”, diye ünler Gnine.

“Efendim?”, der hayretle Lorna.

“Udoorin?”, diye hırlar Lady.

“Aa aaaaa!”, diye ‘fırk’lar Merisoul.

“Bu çok hoş. Lütfen devamını da alalım, Dorin!”, diye sırıtır Laila arkadan.

“Bu.. utanç verici bir durum!”, diye yüzünü bir eliyle kapatır Anglenna.

“Ne? Neler oluyor?”, diye merakla sorar Inshala.

Aager ise tek kaşı kalkmış etrafındakilere bakar.

“—düşündüğümü herkesin bilmesi gerekmiyor. Ve kaşları! O kadar mükemmeller ki..”

“U.. Udoorin..”, diye cıkız bir şekilde seslenir Lorna, kıpkırmızı olmuş bir yüzle.

“Buyur Lady Lorna.”, der Udoorin.

“Acaba bundan sonra kendisine Alor’Nadien ne diye mi hitap etsem? O kadar güzel bir isim ki.. Şarkı sözü gibi..”

Laila kahkahayı basar.

“Benim taraftan bir şeyler yaklaşıyor!”, diye uyarır Aager bir anda.

“Bu.. Bu taraftan da geliyorlar..”, der Inshala’da hemen ardından.

“Babası.. Ya babası reddederse beni. Benden dolayı da kızını tamamen itelerse ne olacak? Onu bırakmak istemiyorum çünkü çok seviyorum. Ama ona böylesi bir haksızlığı yapmaya hakkım var mı?”

“İki taneler.. Hayır dört.. Dört taneler!”, diye uyarır Aager.

“Sanırım bu tarafta da dört tane var.”, diye Inshala’nın tedirgin sesi duyulur. “Çok.. kocamanlar!”

“Bu taraf benim.”, der Lorna sakince ve kendilerine yaklaşan dört, devasa, taştan oyulmuş heykellerin yolunu kesmek için öne çıkkar.

“Bu taraf da benim”, diye gürler Udoorin.

“Lütfen.. Lütfen kendine dikkat et sevgili Lorna. Sana bir şey olursa ben biterim!”

“Duyduklarıma inanamıyorum!”, diye kıkırdar Laila arkadan, yayını ve oklarını hazırlarken.

“İşine odaklan!”, diye haykırır Lady, genç adama ve yaklaşan taş heykellerden birisine dalar.

“Niye ki? Odaklanmıyor gibi mi görünüyorum?”, der Udoorin’de sakin bir şekilde ve ellerindeki iki dev baltalarla gelen heykelleri parçalamaya başlar.

“Ya ona bir şey olursa? Evet, nişanlandık ama daha doğru dürüst bir defa bile onu karşıma alıp, kendisini ne kadar sevdiğimi söyleyemedim bile.. Bunu ona söylemeden ölmek istemem. Ama söylersem ve ölürsem, kızın hayatını mahvetmiş olmam mı?”

“Lanet olasıca cüce!”, diye hırlar Lady, elindeki gürzü bir sağa, bir sola savururken. “Kapat şu zımbırtıyı!”

“Ben bunu aldım, sen yandan yaklaş istersen Aager..”, der Udoorin ve hemen önündeki heykelin bir kolunu, kafasının tepesini, dalağının olması gereken yerden koca bir parçayı baltalarıyla koparır.

“Sakin, Udoorin. Sakin ve sistematik.”, der Aager yanından ve heykelin arkasına geçer.

“Lady Nadine.. Onun hakkında hep iyi şeyler duydum. Acaba güzel kızının benim gibi bir ahmakla evlenmesine razı olur mu? Yoksa beni bencil biri olarak mı görür. Kızına talip olmam bencillik ise, dünyadaki en bencil adam benim o zaman.”

Bir yanda Lorna, Inshala, Merisoul ve Laila, diğer yanda ise Lady, Udoorin, Aager ve Anglenna, taş heykellerle mücadele ederken, Gnine ise tek başına yaklaşan heykellerden birisini, görünmez, dev, büyülü bir yumrukla harcamaktadır.

“Bir gün öleceksem, onun dudaklarına dokunduktan sonra ölmek isterim. Ama ardımdan ağlamasın. Hayatında yeterince hüzün var zaten!”

“Gnine! Kapat şunu!”, diye çığlar Lady.

“Mandalı basılı tutuyor. Kapatamıyorum!”, diye panik içerisine bağırır Gnine.

“Onu o kadar seviyorum ki.. Ama bunu ona söyleyecek cesareti bulamıyorum bir türlü. Ya utandırırsam onu? Off olm yaa.. Git söyle işte. Kişi hoşlanmadıklarına, onlardan hoşlanmadıklarını söyleyebiliyor ama neden sevdiklerine onları sevdiğini söyleyemiyor ki?”

“Drezilya dizisi gibi bu yaa!”, diye gülmeye başlar Laila ve oklarıyla Lorna’yı sıkıştırmaya çalışan heykellerden birisinin kafasını parçalar. “Umarım en heyecanlı yerinde bitmez!”

“Başlık parası isterlerse ne yapacağım? Lorna paha biçilmez ki.. Ne verirsem eksik kalmış olmaz mı?”

“Derin düşünceler.”, diye mırıldanır Merisoul.

Anglenna elinde oluşturduğu, ip gibi uzun ve ince ateş büyüsünü Aager’in üzerinden gönderir ve heykellerden biri kararmış bir şekilde parçalanarak yere yıkılır.

“Umuyorum ki bu çarpışma bittiğinde sevgili kuzenimi yerin dibinden çıkarabiliriz.”, diye mırıldanır.

“Acaba şu karma karışık sakallarımı kessem mi? Belki hoşuna gitmiyordur. Kim böyle sakaldan hoşlanır ki?”

HAYIR!”, diye bir haykırış duyulur Lorna’nın tarafından. “SAKIN HA!”

Prenses, daha da kızarmış bir yüzle, elindeki neredeyse üç yardalık glavye ile heykellerin arasında dans eder gibi süzülür.

“Sen bittin, bücür!”, diye harlar Lady ve gürzüyle heykellerden birisinin daha kolunu parçalar.

“Off yaa.. Şu kavga bitsin, git, sarıl ona.. Ya da sarılmadan. Evet sarılmadan.. Herkesin ortasında olmaz. Ayıp denen bi şey var. Onun gibi zarif bir hanımefendi utandırılmamalı.”

“Gökler adına. Biri şu cücenin başına sert bir cisimle vurup bayıltabilir mi? Büyü o zaman bozulacaktır.”, der Anglenna biraz kızmış bir şekilde.

“Ama mutlaka gidip söyle. En azından elini tut, gözlerinin içine bak ve ona, ne kadar güzel olduğunu söyle..”

“Hayır yaaa!”, diye daha da panikler Gnine. “Bu benim suçum değil!”

“Ve.. ve onu ne kadar sevdiğini söyle..”

“Hayır yaaa!”, diye bağırır Laila, ve iki ok daha salar. “En heyecanlı yere geldik!”

“Beni şaşırıyordunuz, İzci Onbaşı Laila—”, diye kızmış bir şekilde söylenir Anglenna.

“Ama hoş karşılar mı? Ya bana ‘yeri mi şimdi?’, derse..”

“—Ve bunun ne kadar umurumda olmadığını tahmin bile edemezsin!”, diye harlar Laila.

“Peki o zaman. Başka bir zaman söylerim. Kimsenin olmadığı bir zaman. Bu kadar bekledim. Aager’den öğrendiğim bir şey varsa o da sabır..”

“Off yaa..”, diye neredeyse inler Laila. “..ne kadar salaksın sen olm yaa!”

“Bu bitti..”, diye haykırır Gnine, hemen önünde parçalanmış heykeli göstererek. “Ve sanırım kapatabildim büyüyü. İnanılır gibi değil. Kendi büyümü hacklemek zorunda kaldım!”, diye de ekler, batık bir ifadeyle.

“Bence genç Udoorin’de bitti!”, diye mırıldanır Merisoul ve kendi tarafında kalan son heykeli, Lorna’nın hışımla parçalara ayırışını seyreder..

“Bu da sonuncusuydu.”, der Udoorin sırıtarak. “Biraz sert vuruyorlar ve oldukça dayanıklılar ama konsantre saldırılara karşı pek de etkili değiller.”

“Neler oluyor sevgilim Aager Fogstep? Herkes bir şeyden bahsediyordu ama ben hiçbir şey anlamadım.”, der Inshala biraz bozulmuş bir şekilde.

“Emin değilim, güzelim. Ben de ne olduğunu bilmiyorum.”, diye itiraf eder Aager.

Elinde koyu, dumanlı, ölümcül glavyesi olduğu halde, kendisinden beklenmedik bir hışımla yaklaşır yanlarına Lorna..

 

 

 

✱ ✱ ✱

 

 

 

Sevgili Dorin..”, diye kati bir sesle konuşur Prenses, ve birden ortam sessizleşir.

Kızın kaşları çatılı, kiraz kırmızısı dudakları büzüşmüş ve çim yeşili gözleri, aynı renkte, içsel bir ateşle yanıyor gibidir.

“..bana söylemek istediğiniz bir şey var mı?”

Udoorin bir an yerinde dona kalır zira Lorna’sının bir şeye fena halde kızmış olduğunu açıkça görmektedir, ki bu onun için oldukça yeni bir tecrübedir.

Lorna’sı her zaman, her koşul altında sükûnetini koruyabilen bir hanımefendidir.

“Evet. Çok şey var.”, der Udoorin, bir anda.

“Canı gönülden sizi dinliyorum, sevgili Dorin.”, der aynı kızgın ifadeyle, Prenses.

“Bunu sana söyleyemedim hiç, çünkü seni utandırmaktan korktum. Senin için hissettiklerimi tarif edemem, zira o kadar kelime bilmiyorum. Ama seni seviyorum.”, der Udoorin fevkalade ciddi bir şekilde.

“Ve.. Sana sarılmak istiyorum!”

“Ben buradayım, sevgili Dorin..”, der Prenses ve yanan gözleri daha da harlanır. “..ve bekliyorum!”

 

Tempest Tapınağındaki koyu gri ve mor bulutlar kabarır.

Bir anda, ve ardarda yıldırımlar çakar.

Gökler hışımla homurdanır..

 

Udoorin, Prensesin çim yeşili gözlerinin içinde yanan ateşe bakar.. ve onun kiraz kırmızısı dudaklarına dokunur.

Ama parmaklarıyla değil..

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

< önceki | sonraki >

1 Comments
  • deja nim / November 9, 2020 / Reply

    En son oturumda, Gnine karakterini oynatan arkadaş, tapınağa girerken herkesin bir biriyle rahatça iletişim kurabilmesini sağlamak için bir büyü yapar ve büyü, iki zıt yandan, taş golemlerin (heykellerin) saldırısına uğradıklarında çok işlerine yarar, zira herkes herkese ne yaptığını, konuşmadan söyleyebilir hale gelmiştir, geçici bir süreliğine olsa da.

    Bu büyüden sadece Aager ve Inshala muaf kalır çünkü ikisi çoktan Gemini ile birbirlerine bağlanışlardır.

    Tapınağın girişinde gerçekleşen savaşı, biraz komedi, biraz da hafif romantize ederek yazmak istedim ve bunun için de bu güne kadar neredeyse hiç değerlendirmediğim, Udoorin’in bakış açısını kullandım ve oldukça keyifli sonuçlar elde etmiş oldum.

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.