Showing: 1 - 3 of 3 RESULTS

A Bard’s Tale XII
“Tinker This! – III – Finalé”

Timeline:

Bir gnome ve onun sorun çıkarma kapasitesi ve bela potansiyelini anlatan bir hikaye: Gnine Tinkerdome.

Arashkan şehrine vardıktan kısa bir süre sonra, beklenmedik bir şekilde kaçırılan Gnine, kendisini şehir arenasının altındaki zindanlarda, zincirlenmiş bir şekilde bulur.

Karanlıkta sabahın, sonrasında ise muhtemelen arenaya çıkmayı ve hayatı için tek başına mücadele vermeyi beklerken geçmişi ve o güne kadar yaptıklarını değerlendirir..

..zira ölümü beklerken yapacak başka bir şeyi yoktur.

Bu hikaye, Gnine Tinkerdome hikayeler serisinin üçüncüsü ve belki de hayatının sonuncusudur..

Hikaye,
A Bard’s Tale XII, “Tinker This! – II” den sonra yer alır.

 

 

Kaçma edepsiz büc—”

“Kes şunu artık!”, diye harlar Gnine kendi kendisine.

Karanlıkta oturduğu soğuk, pis zeminde dişlerini sıkar. Bileklerini dikenleriyle yolan büyülü prangalara rağmen ellerini yumruk yapar ve onları da sıkar.

Gnine hayatında birçok şey olmuştur..

Ne var ki, gerçekte iki şey bunlar arasında asla yer almamıştır;

Korkaklık ve bücürlük!

 

“Kendi kendine konuştuğunun farkındasın, değil mi?”, diye hafif hırıltılı, tok bir kadının sesi gelir karanlıkta.

“Evet, noolmuş?”, diye cevap verir Gnine.

“Bunu sadece delilerin yaptığını bildiğini umuyorum..”, diye gülüyormuş gibi bir ses tonuyla gelir kızın sesi.

“Hayır..”, der Gnine.

“Hayır?”

“Hayır.”, diye tekrarlar Gnine ama bu sefer sesi daha katidir.

 

İster sesli, ister sessiz, herkes kendi kendisine konuşur. Ya geçmiş diyalogların işimize gelen, rafine edilmiş versiyonlarını tekrarlarız, ya da gelecekte olabileceğini düşündüğümüz, ancak ve muhtemelen asla gerçekleşmeyecek konuşmaları canlandırırız.

..diye açıklar gnome.

Karanlıktan bir ‘fırk’lama sesi duyulur..

“Hiçbir şey seninle basit olmuyor, Efendi Tinkerdome. Seçeneklerin arasında bu yok sanırım!”, der kız.

“Ne diyebilirim ki? Ben basit biri değilim.. Olmak için de çaba sarf etmedim —ki bu da kendi içerisinde başlı başına bir ironi; çaba sarf ettiğiniz anda ‘basit’, zaten daha ‘karmaşık’ oluvermiş oluyor!”

“Sen hangisini canlandırıyorsun peki, geçmişi mi, geleceği mi?”, diye aynı, gülüyormuş izlenimi veren tonla sorar tok, cüretkar sesiyle kız.

Gnine, kızın mesleğine olmasa da, onun yüzü ve duruşundaki asî, gözüpek, küstah, cüretkar hatlarının kümülatif cazibesine hayran olmuştur.

Dahası, kızın kendisine özel, o keskin zarafetle çizilmiş yüz hatlarının aksine çıkan hırıltılı, gırtlaktan gelen, tok ve dolgun sesinin oluşturduğu tezat, Gnine’ı nedense büyülemiştir.

Sanki yüzler ve sesler dağıtılırken birileri bir yerde beklenmedik bir hata yapmış ve ona tamamen yanlış bir ses vermişler ancak farkında olmadan, belki de bir milyonda bir olabilecek bir karşımı da gerçekleştirmişler ve ortaya hiç kimsenin beklemediği bu yakıcı kombinasyon çıkmıştır.

Ortam farklı olmuş olsa, Gnine bu kızın sesini muhtemelen bir salak gibi sabahtan akşama kadar dinleyebileceğini düşünür.

Tek sorun; sabah neredeyse olmuştur ve akşamı da olmayacaktır!

..ve Gnine, geçmişini değiştiremeyeceğini bildiği için, onu tekrar yazmakla uğraşmaz. Sadece elinde bir fırsat olmuş olsa, yaptığı şey dolayısıyla özür dilemenin dışında bir isteği yoktur. Geleceği ise.. bir şekilde eline fırsat geçerse, yine özür dilemenin dışında da bir dileği yoktur.

 

✱ ✱ ✱

 

Bugün ne oluyoruz?”, diye sorar küçük, daha çok kocaman bir pamuk şekeri bulutunu andıran pembe saçlı şirin gnome.

 

“Bugün”, der küçük Gnine, “Berduş olacağız!”

“Umm.. Bir; Berduş ne? İki; Neden?!”, diye sorar minik kız.

“Sevgili Terrah Doodlebellz, berduşluk dünyanın en asil mesleğidir.. öyle ki, istediğin yere gider, istediğin şeyi yapar, istediğin gibi giyinir, istediğin yerde yatar, istediğin yerde kalkarsın..”, diye grant bir şekilde sırıtarak açıklar genç Gnine..

“Bana daha çok, izin verilen yere gider, bulduğunu giyer, bayıldığı yerde yatar, ayıldığı yerden kalkar, gibi geldi.”, der cıvıldayan sincap gibi sesiyle Terrah Doodlebellz.

 

✱ ✱ ✱

 

Bugün ne oluyoruz?”, diye sorar küçük, şirin gnome.

Kızın pembe, tüleri, saçma sapan saçları, muhtemelen annesinin zoruyla taranmaya çalışılmış, ancak sabahın erken saatleri olmasına rağmen daha şimdiden isyan belirtileri göstermektedir.

“Bugün”, der küçük Gnine, “Kelle Avcısı olacağız!”

“Umm.. Bir; Kelle Avcısı ne? İki; Neden?!”, diye sorar minik kız.

“Sevgili Terrah Doodlebellz, kelle avcılığı dünyanın en heyecanlı ve tehlikeli mesleğidir.. öyle ki, kanundan kaçmayı başarmış ne kadar çapulcu, ne kadar hain, ne kadar katil, ne kadar cani varsa, onların peşi—”, diye grant bir şekilde sırıtarak açıklarken genç Gnine, Terrah Doodlebellz araya girer ve..

“Peki ne kadar..?”, diye kıkırdayarak sorar.

Gnine hiç bozuntuya vermez.

“Du bi dakka, ona da geleceğim.. —peşine düşer ve onları adalete teslim eder. Yada kellesini getirir.. hangisi daha hafifse!”, diye tamamlar Gnine.

 

✱ ✱ ✱

 

“Sevgili Terrah Doodlebellz, bilesin ki izcilik dünyanın en keskin mesleğidir.. öyle ki, kötünün karşına ilk ve son çıkan her zaman onlar olur..”, diye grant sesle açıklar genç Gnine..

 

. . .

 

“..bilesin ki, sevgili Terrah Doodlebellz, avukatlık dünyanın en eğlenceli ve rezil mesleğidir.. öyle ki, herkes senden nefret eder, taki sana ihtiyaç duyuncaya kadar.. ve işeri bitince de kaldıkları yerden nefret etmeye devam ederler! En iyi yalanları onlar söyler, en büyük gözyaşları onlara aittir, ‘dram’ onlar için icat edilmiş bir kelimedir. Zırnık onur ya da şerefleri yoktur ama bunun da zaten hiçbir önemi yoktur zira paraya para demezler!”, diye grant bir şekilde açıklar genç Gnine..

 

. . .

 

“Sevgili Terrah Doodlebellz, bilesin ki çöpçülük dünyanın en mütevazi mesleğidir.. öyle ki, toplumun en pis işini yapar, en az parasını alır ve eşin de gerçekte senin bir yazar kasa memuru olduğunu sanır!”, diye açıklar Gnine..

 

. . .

 

“..Bilesin ki hırsızlık dünyanın en eski ikinci mesleğidir!.. öyle ki, icabında fakirlerden çalıp zenginlere verir, zenginlerden çalıp kendi cebine koyar..”, diye sırıtarak açıklar genç Gnine..

 

✱ ✱ ✱

 

 

 

Bugün ne oluyoruz?”, diye sorar küçük, şirin gnome.

Belli ki kız bugün annesi onu ele geçiremeden evden sıvışmayı başarmıştır zira bulutumsu saçları tam anlamıyla ivmesini almış da terminal hıza ulaşmış bir ayaklanmayı andırmaktadır!

Kız nedense bugün daha bi zıpzıptır ve bir türlü yerinde duramaz.

“Bugün”, der küçük Gnine, “İstihkam Eri olacağız!”

“Umm.. Bir; İstihkam Eri ne? İki; Neden?!”, diye sorar minik kız.

“Sevgili Terrah Doodlebellz, istihkam eri dünyanın en çılgın, en milimetrik ve en güvenilmez mesleğidir.. öyle ki, bir araya getirdiğin yanıcı kimyasallar, büyük ihtimal elinde patlar, elinde patmamazsa muhtemelen koyduğun yerde, sen yeterince uzaklaşamadan patlar—”, diye grant bir şekilde sırıtarak açıklarken genç Gnine, Terrah Doodlebellz araya girer..

“Gnine! Madencilerin barut fıçılarından birisini mi aşırdın yoksa..?!”, diye haykırır bir anda yüzünde dehşet ifadesi oluşmuş Terrah Doodlebellz.

Gnine’ın bir kaşı kalkar..

“Elbette. Ne sandın beni, içi boş bir fıçıyı mı ateşliyecektim?”, diye hafif alınmış bir ifadeyle cevap verir Gnine.

Terrah Doodlebellz, yüzünde korku dolu bir ifadeyle döner ve evine doğru koşmaya başlar..

..ama oraya yetişemez.

 

Yer altından, derinlerden bir yerden, davulun tek vurgusunu andıran bir ses gelir.

 

 

Ardından, muazzam bir harlamayla yer, ayağa kalkmaya çalışan dev bir gergedanın sırtındaymış gibi ağır çekim yükselir.. sonra da, üstündeki her şeyi beraberinde aşağı sürükleyerek çöker!

 

✱ ✱ ✱

 

Eveeet! En sonunda hatırlamak istemediğin anıyı hatırladın..”, der karanlıktan Lilly Venom.

“Neden bahsettiğin hakkında en ufak bir fikrim yok!”, der Gnine boğuk bir sesle.

“Hiç şüphesiz..!”, diye cevap verir imalı bir şekilde Venom. “Bana o küçük süprüntü hakkında verdiğin ukala konuşmadan sonra, sana anlayış gösteresim gelmiyor, Efendi Tinkerdome.”

 

Bana anlayış göstermene gerek yok, sevgili Lilly.. Aslına bakılırsa ihtiyacım da yok!”, der Gnine sakince. “Olan oldu.. Döndürülemez, geri getirilemez, değiştirilemez, eklenip çıkartılamaz, modifiye edilemez, kaynatıp kurutulamaz ve soğutulup dondurulamaz bir şekilde.. Ve geçmişte kaldı. Bu konuda anlayış gösterilmeye ihtiyacım olmadığı gibi, gösterilmesi gerektiğini de düşünmüyorum.

Uzaklardan bir yerden, çok cılız bir şekilde bir horozun ötüşü duyulur..

“Aferin sana. Sabahı etmeyi başardın.”, diye hicveder Venom.

“Son yemeği, son uykuya tercih ederdim zaten.”, der Gnine omuzlarını silkerek.

 

✱ ✱ ✱

 

Arenanın devasa, kalın parmaklıklı kapısı ağır bir ritüelle yükselir.

Tam bir gündür zifiri karanlıkta oturmuş olan cücenin gözleri, yükselen dev kapının ardından süzülen gün ışığı ile kamaşır. Ellerini gözlerine siper eder ve alışıncaya kadar gözlerini kırpıştırır.

Neden sonra arkasından hafif hırıltılı, cüretkar ve feminen bir fısıltı, “Yapmayı düşündüğün şeyi yapmaya kararlı mısın, Efendi Tinkerdome?”

Fısıltı, dışarıdan gelen kalabalığın heyecan dolu haykırışlarında neredeyse kaybolur.

“Evet..”, der Gnine.

Arenanın iki yüz altmış yardalık boyunun diğer tarafında bir başka demir parmaklıklı kapı daha yükselmektedir.

Kapının ardından, neredeyse dört metre boyunda, bir elinde bir şövalye-biçer, diğerinde ise iki buçuk metre uzunluğunda çıbanlı bir gürz olan iki kafalı bir dev belirir.

“..sanırım.”, der Gnine.

“Sen tahmin ettiğimden daha farklısın, Efendi Tinkerdome.”, der fısıltı.

“Teşekkür ederim.”, diye cevap verir Gnine.

“..ve ahmaksın!”, diye ekler Venom.

“Olabilir. Ama kimse bir Tinkerdome’u eğlencesi olarak kullanmayacak. Bu bir prensip meselesi.”, der Gnine kararlı bir sesle.

“Ne zamandan beri Nimbletyne Tinkerdome için prensipleri bu kadar önemli oldu?”, diye inanmaz bir sesle sorar Venom.

Gnine bir süre sessiz kalır.

Ancak uzun bir aralıktan sonra cevap verir.

“Göçükten beri ..”, der ve ekler;

“Ve Lilly.. Lütfen o kıza bir daha süprüntü deme!”

“Derdin bu mu şimdi?”, diye tıslar Venom.

“Az sonra çıkıp arenanın ortasında oturmam dışında yapacak başka bir şeyim yok.”, der Gnine. Karşılaşacağı dev yaratıktan dolayı yüzü çekilmiş cüce, çok kısa, düşünceli bir aradan sonra sessizce devam eder.

“Hayatımda en azından iki yanlışı düzeltme fırsatım oldu..”

“İlki neydi?”

“Themalsar!”

Lilly Venom olduğu yerde durur..

Kız, hiç beklemediği ancak çok önemli bir gerçeğin farkına varmış olmanın verdiği hışımla harlar;

“Nimbletyne Tinkerdome hiçbir zaman Themalsar’a gitmedi! KİMSİN SEN?

“Hiçbir zaman Nimbletyne Tinkerdome olduğumu söylemedim.”, der Gnine omuzlarını silkerek. “Kim olduğuma gelince, o da bu akşamın hikayesi olsun, sevgili Lilly..”, diye gülümser, yüzünde ironik bir ifadeyle.

Hayret içerisinde Gnine’a bakar Lilly Venom.

Gnine ‘Ninehundredandninetynine’ Tinkerdome arkasına bakmadan, “Çok öznel, özel ve özgün bir sesin var. Gitmeden bunu söylemek isterim.”, der.

Sonra sessizce geçmişe ve belki gerçekleşir umuduyla da geleceğe özür diler ve arena meydanına açılan devasa, parmaklıklı kapıdan çıkar.

 


Şövalye-biçer: İki-iki buçuk metre boyunda, gelen atlı şövalyeleri biçmek için kullanılan dev kılıç.

 

Çıbanlı gürz: Çividen çok küt çıbanları andıran, bir çeşit çıkıntılı gürz.

 

 

 
 

A Bard’s Tale XII
“Tinker This! – II”

Timeline:

Bir gnome ve onun sorun çıkarma kapasitesi ve bela potansiyelini anlatan bir hikaye: Gnine Tinkerdome.

Arashkan şehrine vardıktan kısa bir süre sonra, beklenmedik bir şekilde kaçırılan Gnine, kendisini şehir arenasının altındaki zindanlarda, zincirlenmiş bir şekilde bulur.

Karanlıkta sabahın, sonrasında ise muhtemelen arenaya çıkmayı ve hayatı için tek başına mücadele vermeyi beklerken geçmişi ve o güne kadar yaptıklarını değerlendirir..

..zira ölümü beklerken yapacak başka bir şeyi yoktur.

Bu hikaye, Gnine’ın hikayeler serisinin ikincisidir ve
A Bard’s Tale XII, “Tinker This! – I” den
hemen sonra yer alır.

 

 

Kaçma edepsiz bücür!”

Karanlık zindanın soğuk zemininde oturan Gnine, bu ifadeye ne kadar alışkın oluşunu bile, oldum olası sinir bozucu bulmuştur..

Birincisi, asla kendisinin bir bücür olduğunu düşünmemiştir ve kendisini bir bücür olarak görmemiştir.

Gnine bir bücür değil, bir gnome’dur.

‘Bücür’, küçük ‘insanlar’ için kullanılan bir tanımlamadır zira ve en nihayetinde bücür olmayan bir gnome yoktur, dolayısıyla bu, anlamsız ve biraz da düşüncesizce kullanılan bir ifadedir.

Gnine bu ifadeyi oldum olası PC bulmamıştır!

Gnine bir anda Anglenna’ya ‘sivri kulak’ diye hitab etmemesi gerektiğini, zira kategorik olarak bunun kendisi gibi bir gnome’a ‘bücür’ denmesinden pek de bir farkı olmadığına ayılır.

Genç gnome derin bir iç çeker. ‘Şu işe bak. Sefil bir zindanda ölümü bekliyorum ve ırksal hakaretler üzerine felsefe yapıyorum.. İşsizlik nelere kadir!’, diye düşünür.

 

✱ ✱ ✱

 

Sen kimsin?”, diye sorar genç gnome, önünde dikilip durmuş kıza.

Bu, genç Gnine’ın, annesini, babasını, altı erkek ve dokuz kız kardeşiyle yaşadıkları Tinker Hills’deki evlerine yeni komşu gelmiş gnome ailesinin on iki üyesinden birisiyle ilk karşılaşmasıdır.

“Benim adım Terrah..”, der küçük gnome kız sincap gibi bir sesle Gnine’a.

“Terrah Doodlebellz.”

Küçük kızın tüy gibi hafif, pamuk şekeri pembesi saçları,  saçma sapan bir şekilde her bir yana savrulmuştur. Çekik, iri, parlak silik-yeşil gözleri, daha çok bir düğmeyi andıran burnu, küçük, kırmızı ağzı, bir bebeğinkini andıran mini minnacık parmakları ve mütemadiyen nefes nefese kalmış, tiz sesiyle harika şirin bir yumağı andırmaktadır..

..ve Gnine’a altı atlı bir araba gibi çarpmıştır!

Gnine, kendisinden muhtemelen sadece iki yaş küçük olan bu fevkalade şirin yaratığa anında vurumuş ve öylece, alık alık ona baka kalmıştır.

“Sen.. çok şirinsin!”, diye ünler istemsizce.

Önünde duran küçük kız, pembenin muhteşem bir tonu ile minik, kedi-patisini andıran pabuçlarından tüy-saçlarının uçlarına kadar kızarır.

“Te.. Teşekkür ederim!”, diye fena halde utanmış bir şekilde afallar.

Muhtemelen ikisi de farkında değildir, ama o gün, ağzından kaçırdığı bu basit gibi görünen ifadeyle Gnine Tinkerdome da, Terrah Doolebellz de kalıcı bir arkadaş edinmiştir.

Gnine, ailesini ondan alan ve hayatını tamamen değiştiren göçükten sonra, en az annesi, babası, altı erkek ve dokuz kız kardeşi kadar Terrah Doodlebellz’i de özlemiştir zira göçük ile yıkılan evler arasında, onunkisi de mevcuttu..

 

✱ ✱ ✱

 

Uyumuyorsun!”, der hafif hırıltılı, tok, cüretkar bir kadın sesi karalığın içinden sessizce.

“Nereden biliyorsun uyumadığımı? Sen bir insansın. Karanlıkta görme özelliğin yok!”, diye söylenerek cevap verir Gnine.

“Sen de bir gnome’sun ve belli ki aklını kullanma özelliğin yok!”, diye cevap gelir.

“Neden yaa?”, diye yine söylenir Gnine alınmış bir şekilde.

“Bana cevap vererek, ilk söylediğimi tasdik etmiş oldun!”, diye ‘fırk’lar tok ses.

Gnine kaşlarını çatar ve buna verecek ‘muhteşem’ bir cevap düşünür ama tatmin edici bir şey gelmeyince yüzü kararır.

“Neden bir kesici olmayı seçtin?”, diye bir şey, bir anda frensizce bir şekilde ağzından kaçar.

Uzun bir süre, öldürdüğü adamın yerini almış kızdan bir ses çıkmaz.

Neden sonra kızın yüzü Gnine’ın dibinde belirir.

“Neden öğrenmek istiyorsun?”, diye sorar kız ona.

“Neden soruyorsun, neden öğrenmek istediği mi? Bu önemli mi?”, diye kendisi de sorar.

“Tabii önemli. Önemli olmasa sorar mıydım?”, diye hırlar kız ona.

“Ben nerden bilebilirim ki? Seni yeterince tanımıyorum.. Senin için neyin önemli olup olmadığını bilme ihtimalim nedir sence?”, diye cevap verir Gnine ama kızın cevabını beklemeden ekler; “Yaa bak.. sorulara soruyla cevap verme işini ertesi sabaha kadar yapabilirim ama bıçağı olan sensin. Neden bana senin kısmını söylemiyorsun? Ben de sana benim kısmını söyleyim. Sen cevabını almış olursun, bende hayatta kalmış olurum.. ironik bir şekilde!”, diye hicveder Gnine hafifçe, içinde bulunduğu duruma ithafen.

Kız derin bir nefes alır sonra burnundan soluyarak tıslar; “Çünkü nedenler her zaman önemlidir. Öldürmediğim nadir ‘müşterilerim’, doğru nedenlerinden ötürü hala hayattalar. Hayatta kalmaya devam etmeleri de doğru nedenlerin devamına bağlı olduğunu bilmelerinden kaynaklanıyor!”

“Ne yani, sen bir çeşit vicdan şerifliği mi yapıyorsun?”, der Gnine, şansını zorlayan bir üslupla.

“Benim vicdanım yok!.. Şimdi.. Nedenimi rica edeceğim!”, der kız tekrar burnundan soluyarak.

“Ben geçmişimde çok şey denedim. Bugün yaptığım işi yapıyor olmamın sebebi de bunların kümülatif sonuçları, sanırım..”, diye cevap verir Gnine. “Senin, yaptığın şeyi yapmana sebep olan sonuçları merak ettim.”

Venom bir süre önünde, zincire vurulmuş, soğuk taşların üstünde oturan cüceye bakar.

“Bu çenesi düşük halin, fabrika ayarın mı yoksa sadece ben özel miyim?”, diye sorar soğuk bir şekilde.

“İkisi de.., sanırım.”, diye hiç bekletmeden cevap verir cüce.

Venom’un gözleri kısılır.

“Hey.. Bana kızma.. Ben söylediklerimin arkasındayım.. ama konumuzun biraz dışına çıktık sanırım.”

“Benim geçmişim de çok şey deneme lüksüm olmadı. Ya bunu yapacaktım, ya da Madam’ın emrinde, hayatımı leş kokan hayvanların altında geçirecektim!”, der kız hırıltılı bir sesle.

“Evet.. *Öhöm!*.. Fazla bir şansın yokmuş, sanırım. Ama Terrah Doodlebellz’in dediği gibi; ‘Üçüncü seçenek, aramak istemediğimiz seçenektir!'”, der Gnine sessizce. Terrah’yı şu anda, şimdi hatırlamış olması ona dokunmuştur nedense.

“Hayatını tok geçirmiş biri gibi konuştun, cüce.”, diye hırlar Venom.

“Çocukken göçük altında geçirdiğim altı günü hesaba katmazsak, evet, genelde tok geçirdim hayatımı. Bu beni bir şekilde suçlu mu yapıyor? Ya da söylediklerimi kusurlu mu kılıyor?”, diye sorar Gnine, kıza.

Gnine, retorik sorusuna cevap beklemez ve devam eder.

“Tokluk ile haksızlık, açlık ile doğruluk arasında hiçbir alaka ve birbirini destekleyen bağ yoktur. Aç insanların, tok’ların yapmayı tercih ettikleri davranışları seyrederken, yaptıklarını, yapanların iradelerine değil, midelerine bağlamaları, anlaşılır olmakla beraber, kusurlu bir yaklaşım.. ve ironik!

..ve kötü bir bahane.”

“Bahane mi?”, diye sorar kız. Tinkerdome’dan aldığı bu açıklama, Venom’un beklentilerinin oldukça üzerindedir ve onu rahatsız etmiştir.

 

Evet. Aramak istemediğimiz üçüncü seçeneği aramamamız için bir bahane. Açlar, tokları, tok olmakla suçlar ve ana hedef ve sebep olarak da bunu onların tok oluşlarına bağlarlar. Asla bir başka sebep ya da seçenek aramazlar. Çoğunlukla da bir başka seçenek yok gibi görünür ama sayısız ‘sebepler’ hala oradadır. Tokluğun kendisinin gerçekte bir sebep değil, kümülatif bir sonuç oluşu gibi.. Bizim dar bakış açımızı istismar etmek isteyenler de, bize seçeneklerimizin sadece bize sunulmuş haliyle sınırlı olduğunu ikna etmeye çalışmaları gibi.. Söz gelimi, yarınki turnuvaya çıktığımızda, hiç dövüşmemeyi seçebiliriz. Ve karşımızdakileri de buna ikna edebilirsek sanırım ortalık yeterince karışmış olur.

..der Gnine, sanki en başta istediği ve planladığı buymuş gibi..

Venom ‘fırk’lar.

Ama bir an sonra pis zeminde sırıtarak oturan cücenin söylediklerinde samimi olduğunu görür ve öylece kalakalır.

“Bu.. kimsenin işine gelmez..”, der Venom sessizce.

“Benim hayatımdan bahsettiğimizi düşünürsek, burada, şu anda, düşüncesi gerçekte önemli olan tek kişi benim. Ama kimse zahmet edip de bana bir şey sormadığına göre, sanırım ben de onlara neyin işlerine gelip gelmeyeceğini sormayacağım!”, der Gnine umarsızca.

“Seni öldürürler.”, diye cevap verir Venom kati bir sesle.

Gnine omuzlarını silker ve bu hareketiyle bileklerine bağlı pranga ve zincirler istemsizce şıngırdar.

Şıngırtı, Gnine’ın söylediklerini, söyleyeceklerine bağlıyormuş gibi, manalı bir şekilde karanlık zindanda yankılanır.

“Bu, sevgili Lilly, zaten olacak!”

 


 

 
 

A Bard’s Tale XII
“Tinker This! – I”

Timeline:

Bir gnome ve onun sorun çıkarma kapasitesi ve bela potansiyelini anlatan bir hikaye: Gnine Tinkerdome.

Arashkan şehrine vardıktan kısa bir süre sonra, beklenmedik bir şekilde kaçırılan Gnine, kendisini şehir arenasının altındaki zindanlarda, zincirlenmiş bir şekilde bulur.

Karanlıkta sabahın, sonrasında ise muhtemelen arenaya çıkmayı ve hayatı için tek başına mücadele vermeyi beklerken geçmişi ve o güne kadar yaptıklarını değerlendirir..

..zira ölümü beklerken yapacak başka bir şeyi yoktur.

Bu hikaye, Gnine’ın hikayeler serisinin ilkidir.

 

 

Kaçma edepsiz bücür!”

Gerisin geriye baktığında, bu Gnine “Ninehundredandninetynine” Tinkerdom’un bir zamanlar belki de en sık duyduğu şeydi. Tabii, arkasından! Aklı başında hiçbir gnome, kendisine “Kaçma edepsiz bücür”, diye bağırılırken durup beklemez.

Burada ‘akıllı’ ifadesini de olabildiğince geniş ve göreceli bir şekilde kullandığımızın farkındasınızdır, diye umuyoruz. Sanırım, ‘hayatta kalma içgüdüsü’, daha yerinde olurdu..

..ve Gnine Tinkerdome’un hayatta kalma içgüdüsü ta küçük yaştan itibaren oldukça gelişmiş olduğunu söyleyebiliriz.

Buna rağmen şu anda, şimdi, Gnine’ın morali oldukça düşüktür zira ilk defa yakalanmış, zincire vurulmuş ve karanlık bir zindana atılmıştır.

Dahası, nedenini bile bilmemektedir.

“Shit!”, diye küfür eder cesurca.. Lady burada olmadığına göre, istediğim kadar da küfür edebilirim nasıl olsa, diye düşünür Gnine acı bir şekilde.

“Shit..!”, diye yineler kendisini. “Zindandayım ve daha bir şey bile yapmadım!”

Acı dolu deneme-yanılmalarla bileklerine takılmış, oradan da duvardaki koca bir halkaya geçirilmiş prangaların, bir şekilde büyü yapmasını engellediğini anlamış, zincirleri saatlerce çekiştirmesi de hiçbir sonuç vermemiştir. Öyle ki, karanlıkta bir yerden bıkmış bir ses, “KES ARTIK ŞUNU“, diye bağırmıştır.

Gnine, karanlıktaki adamdan bilgi almaya çalışsa da, öğrendiği ve kesin olan tek şey, Arashkan şehrinin arenasının altındaki zindanlardan birinde olduğudur.

“Ne yani, beni arenaya mı çıkartacaklar?”, diye hayret içerisinde inler Gnine.

Karanlıktaki sesin sahibinin kıkırdadığını duyar.

“Hayır evlat. Sen sadece yemsin. Benim yaşamam için senin ölmen gerekecek. Seni öldürmek için harcayacakları saniye, benim hayatta kalmama yetecek saniye olacak!”

Bu laf üzerine Gnine’ın yüzü, fena halde alınmış bir şekilde kararır.

Hiçbir şey olmazsa, en az üç saniye ayakta ve hayatta kalacağını düşünür.

 

✱ ✱ ✱

 

Genç gnome, geçmişini düşünür.

Annesini, babasını, altı erkek ve dokuz kız kardeşini..

Bu kadar çok kardeşi olunca, annesi de, babası da en sonunda yılmış, dokuzuncu çocukları olan kendisine “Gnine” adını vermişlerdi. Kendisinden sonra doğan kardeşlerine ise; “Thein”, “Efelen”, Twerf”, Thirkeen”, “Fortin” ve “Fifthein” diye isimlendirmişlerdi.

Gnine bu konuda her zaman en şanslısının kendisini olduğunu düşünmüştü. “Twentein” ya da “Thirteinensleven” gibi bir şey de olabilir di, diye geçirmişti alkından.

Beklenmedik, şiddetli bir patlama ve akabinde gerçekleşen göçükte, Tinker Hills’deki yer altı evleri, bir çok başka evle beraber çökünce, Gnine kendisini bir anda yapayalnız kalmış olarak bulmuştu..

Biraz şimdiki gibi.

Yapayalnız, aç, karanlıkta ve ölümü bekler bir vaziyette.

En azından o zaman zincirlenmemişti hiçbir yere.

Biraz düşününce, günler sonra çıkarılıncaya kadar, tıkılı kaldığı göçükte de pek kıpırdıyamamıştı, dolayısıyla zincir onun için bir upgrade’di diyebiliriz aslında!

Yine geri dönüp baktığında, annesinin, babasının, altı erkek ve dokuz kız kardeşinin hayatta olması karşılığında şansından feragat edip “Thirteinensleven” olmayı tercih ederdi..

 

✱ ✱ ✱

 

Kaçma edepsiz bücür!”

Gnine, bu ifadeyi arkasından kaç defa duyduğunu hatırlayamaz. Hatırladığı bir şey varsa, o da bu ifadeyi tam olarak hak etmiş olmasıydı..

..muhtemelen!

Gnine hayatında bir çok şey denemişti. Bir çok farklı iş, kılık, meslek.. birisinde hoşuna giden bir şey mi gördü, hemen gördüğü kişinin kılığına girer ve onun gibi olmaya çalışırdı.

Sorun; kılığına girdiği kişinin sahip olduğu tecrübelerden mahrum olmasıydı. Dolayısıyla büründüğü kimliğin işini yapmaya kalkınca da, ortalık bir anda beklenmedik bir kargaşa eşliğinde karışmıştı.

Kılığına girdiği ve denediği ilk mesleği, ironik bir şekilde, Tinker Hill’s arenasında boks şampiyonluğuydu. Daha on bir yaşındaydı ve hayatının en fena dayağını yemişti. Hıncını alamayan Gnine, turnuva çıkışında kendisini döven gence, iplerden, makaralardan, katran ve samandan oluşan karmakarışık bir tuzak hazırlamış, ancak olay beklediği gibi gelişmemiş ve çıkan yangında yedi çadırın yanmasına sebep olmuştu.

“Kaçma edepsiz bücür!” ifadesini de ilk defa o zaman duymuştu..

 

✱ ✱ ✱

 

Gnine karanlıkta çok cılız bir ses duyar. Bu sesi duymasının sebebi, son iki, üç ayda edindiği zorlu tecrübelerden kaynaklandığını anladığında birden irkilir ve ilk ateş topu kullandığında yaptığı yanlış hesaplamanın sonuçlarını gördüğünde tepesine basan korkuyu hisseder.

Karanlıkta birisi, fevkalade sessiz adımlarla ilerlemektedir.

“Aager?!”, diye tıslar Gnine istemsiz bir umutla.

Hayatında ilk defa o asık yüzlü, pis bakışlı, mel’un herifi gördüğüne mutlu olur.

Ama karanlığın içinden gelen ses çok hafif hırıltılı, dolgun, tok ve bariz bir şekilde feminen bir sestir.

“Aager? Aager Fogstep mi?”, diye kıkırdar ses.

Gnine olduğu yerde dona kalır ve yaptığı hatadan dolayı kendi kendisine lanet eder.

“Shit!”, diye de üstüne küfür eder zira iş işten geçmiştir artık.

Karanlıktaki dolgun, çok hafif hırıltılı ses “Çok ayıp sayın Tinkerdome, ama isabetli!”, der ve sanki Gnine’ın tam dibinde gibidir.

“Bu şehirde beni tanımayan birileri var mı yaa? Siz kimsiniz?”, diye tıslar Gnine.

“Herkes değil. Sadece seni öldürmek isteyenler..”, diye bir cevap gelir karanlıktan.

“Belli ki siz beni tanıyorsunuz. Ama ben sizin kim olduğunuzu bilmiyorum. Nezaket, iki kişi karşılaştıklarında birbirlerini tanıtmasını gerektirir. Kimsin sen?”, diye ısrar eder Gnine.

“Fogstep’in neden sana sinir olduğunu anlamak çok da zor değil. Bu sadece bir tahmin ama sanıyorum ki seni defalarca boğmak istemiştir!”, der ses gülüyormuş gibi. “Ölüm arenasının altındasın. Pis bir zindana, zincirlenmiş bir şekilde tıkılmış durumdasın ve nezaket bekliyorsun..”

“Bu bir prensip meselesi..”, diye ‘hıf’lar Gnine.

“Seni buraya prensiplerin.. ve aptallığın getirdi Tinkerdome! Ve aptalların prensipleri para etmez..”, der kadın ve..

“..Bir saniye!”, diye ekler ironik bir şekilde ve kadının sesi uzaklaşır..

Bir an ortam sessizleşir.

Gnine nefesini tutmuş, iyice kulak kabartmış, karanlıkta bir şeyler duymaya çalışır.

..ve duyar!

İleriden, daha önce konuştuğu adamın olduğu yerden hafif bir darp ve ardından da bir inleme sesi gelir ve ortam yine sessizleşir.

Gnine yutkunur..

Neden sonra, hemen dibinde küçük bir mum yanar ve Gnine ilk kez, kendisiyle konuşan kadını görür.

Gnine ister istemez, “Wow.. ne kadar güzelsin!”, diye ünler!

Önündeki parmaklıkların diğer yanında duran kadın, yirmili yaşlarındadır ve gerçekte geleneksel anlamda güzel olmaktan çok, solgun bir cazibesi vardır.

Gnine’ın görebildiği kadarıyla kızın üzerinde sade, gösterişsiz, daha çok işlevsel amaçlı kıyafetler mevcuttur. Kızın elindeki kanlı ince hançer ve belindeki kısa kılıç dışında görünürde herhangi bir başka silahı yoktur. Gnine, kıza baktıkça onun ayrıntılarını daha belirgin bir şekilde farkeder; sıska, uzun kol ve bacaklarını, ince belini, düz, uzun saçlarını, zarif olduğu kadar sahibine hafif cüretkar bir hava veren burnunu, dolgun, acı dudaklarını ve keskin, cansız gözlerini.. Bu ayrıntılar, tekil olarak ele alındığında, her biri sanki bir başka kişiyi anlatmaktadır. Ancak kümülatif bir şekilde bakıldığında ise kızın bambaşka bir hikayesi olduğunu açıkça bir şekilde söylemektedir ne var ki Gnine, kızın çok küçük yaştan gerekli ve elzem besinlerden mahrum kalmış birisi olması dışında bu hikayenin ne olabileceğini çıkaramaz zira hayatında o kadar acı çekmemiştir.

“Teşekkür ederim küçük adam. Namın kadar kıvrak bir dilin varmış. Sırf bu yüzden arenada sana yardım edeceğim. Ama şunu unutma. Sen bir hedefsin.. Benim için değil ama başkaları için öylesin. Benim için ise sadece bir yemsin o kadar. Benim hedefim Gar Thalot. Onun muhteşem adalet arayışı ve ideolojileri için sana ve senin arkadaşlarına ihtiyacı olacak. Bunun için de senin buradan canlı çıkman gerekiyor. Arenadan canlı çıkmanın tek yolu da kazanmaktır!”, der kız cüretkar bir üslupla.

“Her halükarda, ya öldürdüğün o adam için bir saniyelik yem, ya da senin Gar Thalot’una ulaşabilmen için bir yem olacağım, öyle mi? Alternatiflerim bunlar mı? Ya yem olmak, ya da yem olmak!”, diye hicveder Gnine.

“Aaa.. Sana alternatif sunuyormuşum gibi bir izlenim mi verdim? Özür dilerim. Benim hatam!”, diye sırıtır kız Gnine’a soğuk bir şekilde.

“O adamı neden öldürdün peki?”, diye hafif tırsmış bir sesle sorar Gnine.

“Onunla mı arenaya çıkmayı tercih ederdin, sevgili ‘bir saniye’?”, diye gülümser kız, aynı ifadeyle.

“Aaa.. hayır, tabii ki hayır.. Öleceksem bunu güzel bir kızın yanında yapmayı tercih ederim!”, diye hızlı bir şekilde cevap verir Gnine.

Kız ‘fırk’lar.

“Şimdi.. bana Arashkan’a beraber geldiğin arkadaşlarını anlat. Özellikle de Aager Fogstep ve onun yanından ayrılmayan o küçük süprüntüyü..”, der kız gülümsemesine devam ederek ama kızın gülümsemesinin ulaştığı soğukluk nedense Gnine’ın içinde bir ürperti oluşmasına sebep olur.

Buna rağmen yine de kendisine engel olamaz..

“O ‘süprüntünün’ bir adı var; Inshala ‘la Fey’ Frostmane ve lütfen ona karşı biraz daha saygılı konuş! O tahmin edemeyeceğin kadar iyi bir insan. Fevkalade iyi niyetli, içten, sevimli, duygusal ve sevdiklerini hayatı pahasına koruyan bi kız o..”, der Gnine kızmış bir şekilde.

“O bir insan bile değil—”, diye başlar önünde duran kız ama Gnine “O bir insan!”, diye kati bir sesle onun sözünü keser ve “Senden de, benden de ve gördüğüm insanların hepsinden de daha bi insan o..”, diye harlar, kendisini frenliyemez ve devam eder..

 

Bir insanı insan yapan, kendisine sorulmadan, içine doğduğu ve bunun için hiçbir emek sarf etmediği bir bedene sahip olmak kadar ucuz ve basit bir şey ise, buradaki tek ‘insan’, az evvel umarsızca bir başka insanı öldürmüş olarak bi sen varsın. Ama bir insanı insan yapan onun kalitesi, duyguları, erdemleri, imkansızlıklar ve zorluklar karşısında yaptığı tercihleri ve sıfatları ise, o kız hepimizden daha bi ‘insan’.

Kızın, cılız mum ışığında oluşan gölgelerin oynaştığı yüzünde anlaşılmaz bir ifade oluşur.

Kız bir süre sessizce bu ifadeyle zincirlere bağlı cüceyi süzer. Neden sonra, “Öyle görünüyor ki, Fogstep gibi bir hayvanı adam etmek için, gerçek bir ‘insan’ gerekliymiş.. Kimin aklına gelirdi..?!”, der acı bir şekilde.

“Yaaa bakın. Belli ki Aager’i pek sevmiyorsunuz —ki bu da anlaşılır bir durum. Aager kendisini sevdirmek için etrafındakilere pek de sebep veren biri sayılmaz ama adamın zorlu bir geçmişi varmış. En azından geldiğim yerde duyduğum rivayetler bu yönde.”, diye açıklamaya çalışır Gnine.

“Zorlu geçmişi olan tek kişi Fogstep değil.”, der kız kindar bir sesle. “Her neyse.. dinlensen iyi olur cüce. Yarın asıl senin için zorlu bir gün olacak ve öleceksen, bu senin uykunu alamamış olmandan kaynaklanmasa iyi olur. Bu zindana sızmak için az çaba sarf etmedim..”

“Ee, girilebiliyorsa neden geldiğin yerden geri çıkıp kaçmıyoruz o zaman.”, diye sorar Gnine.

Kız cüceye uzun bir süre öylece bakar,

“Çünkü..”, der neden sonra burnundan soluyarak, “..bir bacadan girmek için kendini yer çekimine bırakman yeterlidir. Ama bu geri çıkabileceğin anlamına gelmez! Buranın yapısı da öyle.. Büyülü muhafızları girenlere karşı ayıktır ama yeterince iyi isen, yine de atlatabilirsin. Geri çıkmak ise apayrı bir konu. Büyülü muhafızlar girenleri sadece yakalamak için hazırlanmışlar. Çıkanları ise yok etmek üzerine kurulmuşlar!”

“Tamam.. Tamam.. kızma. Kaşların çatıkken de güzelsin ama gülümsediğinde çok daha harika oluyorsun!”, der Gnine, alttan alır bir üslupla.

“Sen hafif kaçıksın, galiba!”, der kız cüceye hayret içerisinde.

“Senin Bremorel diye bir kız kardeşin mi var?”, diye sorar Gnine ister istemez. “O da hep aynı ifadeyi kullanırdı da!”

Kız başını eğer ve “Benim sadece bir ağabeyim vardı.. çok küçükken.. Onu aldılar ve para karşılığı sattılar.”, der kız sessizce.

“Çok üzgünüm. Ben de küçükken annemi, babamı, altı erkek ve dokuz kız kardeşimi bir göçükte kaybettim. Bununla beraber, hala kendini bana tanıtmadın.”, der Gnine.

Kız çok hafif başını kaldırır.

“Benim adım.. Venom.. Lilly’s Venom..

 

 


Gnine: Nine / Dokuz
Thein: Ten / On
Efelen: Eleven / On Bir
Twerf : Twelve / On İki
Thirkeen: Thirteen / On Üç
Fortin: Forteen / On Dört
Fifthein: Fifteen / On Beş
Twentein: Twenty / Yirmi
Thirteinensleven: Thirty Seven / Otuz Yedi